Özgürlük

ASİ BİR DAMLA GÖZYAŞI - ULRİKE MEİNHOF

 
 
Unutturulmak istenilenleri unutmamaya devam ediyoruz. Bedenleri yok edebilirsiniz, infaz edebilirsiniz, faili meçhul cinayetlere kurban edebilirsiniz, hapishanelerde intihar süsü verebilirsiniz. Ama ya fikirler? Onları öldürebilir misiniz? Fikirleri asabilir misiniz? Fikirlere intihar süsü verebilir misiniz?
 
İşte sırf bu yüzden, siz egemenler, fikirleri yok edemediğiniz için bizden korkuyorsunuz. Fikirlerin nesilden nesile aktarılmasından, öfkeyi ve çığlığı biriktirmesinden, isyanı patlatmasından ve siz yok edebileceği ihtimalinden korkuyorsunuz. Çünkü bu korkuyu yaşadınız. Tarihte size bu korkuyu yaşatanların, bütün çabalarınıza rağmen hala ölmediklerinden korkuyorsunuz. Çünkü ne yaparsanız yapın unnutturamıyorsunuz ve unutturamayacaksınız. 
 
Seni her zaman hatırlayacağız Ulrike Meinhof. Çünkü biz de aynı yerden geliyoruz.
 
"Nereden geliyoruz. Ayrı ayrı bitişik evlerde izole olmaktan, beton varoş şehirlerden, hapishane hücrelerinden, yetimhanelerden ve özel ünitelerden, medyanın beyin yıkamasından, tüketicilikten, bedeni cezadan, şiddeti reddeden ideolojiden, depresyondan, hastalıktan, rezaletten, utançtan, insanların alçalmasından, emperyalizm tarafından sömürülen bütün bir halktan geliyoruz."
 
9 MAYIS 1976
ULRIKE MEINHOF'UN DEVRİMCİ İNTİHARI
 

"Eğer biri bir araba yakarsa bu suçtur, eğer biri yüzlerce araba yakarsa bu bir siyasi eylemdir." Ulrike Meinhof
 
 İhanetin savaş sonrası Batı Almanya'sında yükselen kapitalist politikaları ile ilgili "Aptallık aklı nasıl istila eder" diye soruyordu Ulrike Meinhof. 1976'da kırk bir yaşındayken ölümünden bu yana, bizler onun son derece zor yaşantısının ve solcu(fakat yine de burjuva) varlığından çıkıp medyanın yarısı tarafından "Baader-Meinhof Çetesi" olarak adlandırılan ile ismi ebedi kötü şöhrete mahkum edilen, Batı Almanya'nın en çok aranan kadın teröristi haline dönüşmesinin bilinmezlerini soruyoruz. Silah taşıyan kadın gerillalar, tekkik ve merak salahiyetini doğuracak kadar nadir bir tür iken, Meinhof'un Kızıl Ordu Fraksiyon kardeşliğinin, Gudrun Ennslin'in ya da Leila Khaled'in gerekçelerini aynı lanetleme gibi her hangi bir şeyle yargılamayız ya da sorgulamayız. Meinhof'u tekilleştiren onun toplumsal arka planı ve seçimleridir. Bu korkunç akıllı kadın, rahat yaşamını, başarılı bir kariyerini, uyumlu düşünen kocasını ve genç ikiz kızlarını, Ürdün'deki gerilla savaşı eğitimi, banka soygunları, bomba saldırıları, adam kaçırma olayları ve hedefli cinayetler lehine terk etti. Meinhof, 14 Haziran 1972'de yakalandı ve 1974'te sekiz yıla hapis cezasına çarptırıldı. Ek olarak, 1975'te Andreas Baader ve Gudrun Ensslin ile birlikte dört cinayet ve elli dört cinayet girişimi ile suçlandı. Uzun süren yargılamalar boyunca içe kapandı, bölündü ve birlikte yargılandıklarına daha da yabancılaştı ve 9 Mayıs 1976 sabahı hücresinde asılı bulundu. Resmi karar intihar ettiği idi, ancak yoldaşları ve komplo teorisyenleri infaz edildiğinde ısrar ettiler.
 
Ulrike Meinhof, kaderinin kesiştiği andan önce 14 Mayıs 1968'de gözetimde tutulan Baader'i ortaya çıkarmaya yönelik atak plan yanlış gittiğinde çoktan radikal olarak politikleşmişti. Bir nanosaniye içinde, Meinhof artık sadece bir komplocu değil, cinayet girişiminde bulunan bir suç ortağıydı ve geri dönüş yoktu. 1960-68 arasında, sol kanat yayın olan "konkret" için az şöhretli çok etkili bir gazeteci idi. Fakat on yıl sona erdiğinde ve zamanın değişim olmadığının gerçekten teslim edilmesi daha açık hale geldiğinde yazıları giderek umutsuz ve hoşgörüsüz hale geldi. Hiç şüphesiz Rock'n'roll Andreas ve Gudrun tarafından büyülendi ve Baader'in yarı dini retoriği, "bir problemin parçası mı olacaksın ya da çözümün bir parçası mı olacaksın" karşılığı onu suçluluk duygusuna itti ve kışkırttı. 
 
Meinhof ve Kızıl Ordu için işlerin ne kadar kötü gittiğinin önemini sonradan anlamakla birlikte, Batı Almanya Kapitalist sistemini devirmeye ve kitleleri birleştirmeye ilham verecek heyecanı sonsuza dek yaratabileceklerine inanan meczuplar ve kandırılmışlar olarak onları önemsememek çok kolaydır. Ancak onları Charles Manson'la(seri katil) mı aynı kefeye koyuyoruz, yoksa Che Guevara'yla mı? Hangi pencereden baktığınıza bağlı, bu aktivist/özgürlük savaşçısı/devrimci vb. ve terörist/katil/manyak arasındaki belirsizce ince çizgi olabilir. Fakat kararımızı verirken, Meinhof'un ve diğer yoldaş gerillalarının gerekçelerini de düşünmeliyiz - gerçi 21. yüzyılın başlarındaki nispeten ilgisizlikten, 1960'ların radikallerinin hayallerinin ellerinde kayıp gittiğini çaresizce seyrettiklerinde ne kadar umutsuz hissettiklerini hayal etmelerini beklemek neredeyse imkansız olacaktır; ve Almanya'nın Hitler Çocuklarının taşıdığı atalet korkusunu ve tazminat gerekliliğini ve suçluluk yükünü hayal etmek daha da zor olacaktır.
 
Ulrike Meinhof bir gizem olarak kalmaya devam ediyor - " tarihi bir bilmece", Nobel Ödülü sahibi Elfriede Jelinek, Meinhof'un "konkret" yazılarının incelemesine tanıtımında onu tasvir ediyor, "Herkes Havadan Sudan Bahsediyor...Biz değil" - Meinhof'un kendi özdeyişlerinden biri güçlü bir başlık oluyor. Kızıl Ordu Fraksiyonu tarihçisi Stefan Aust, "adaletsiz dünya altında onun acı çektiğine" inanıyor ve belki de bu "tarihsel bilmeceye" verilen tek tatmin edici cevabı ima ediyor. Ulrike Meinhof için başka seçenek yoktu. John F. Kennedy'nin söylediği gibi, "Barışçıl yollarla devrim yapmayı imkansız hale getirenler şiddet dolu bir devrimi kaçınılmaz hale getirecekler".
 
*www.onthisdeity.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

 

Beitragkategorie

FACEBOOK SAYFAMIZ