Özgürlük

AHMET PEHLİVAN (1953-Ölümsüz)

SEVMEK VE SAYGI DUYMAK NEDİR?

Sevgi üzerine en çok sözün söylendiği yer memleketimizdir.Bunun için kimse sevmeyi bilmez!Saygı vb. işin içine girer düzlemler karışır.Karıştırır.

Her sevdiğine saygı duymazsın.Her saygı duyduğunu da sevmezsin. Bütün bu benzerlerinin özeti emektir.Üretim halindeki bir fabrikadır. Sevgi üretir. Çelişkilerin bütünü olmayan sevgi ve saygı var mıdır?Doğanın kanununa aykırıdır.Yoktur.

Marx der ki:’’Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir.Bir tutumdur.Kişinin yalnız bir sevgi nesnesine değil,bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır.Kişi yalnız bir tek kimseyi seviyor,başka herşeye karşı ilgisiz kalıyorsa sevgisi sevgi değil,genişletilmiş bencilliktir.’’ İstediğimi severim dünyasında anlaşılması zor bir tanımlama.Yoksa Şems’in dedidği gibi:’’Seni özel kılan;sevdiğin değil,sevgin.’’Yani,sensin. Kendini dünyanın merkezi sandığından zorlayıp gerçekle alakası olmayan bir şeyi sevmeye kalktığını anladığında yani doğasal gerçeklik duvarına tosladığında anlarsın!Gerçek sevginin istediğini seçmek demek olmadığını. Gönlünün ota konmadığını!

Herkes kahramanı olduğu tarihi hatırlıyor ve anlatıyor.Size değerli dostum Ahmet Pehlivanı dilim döndüğünce ve bildiğim yönleriyle ona olan sevgi ve saygımı anlatmaya çabalayacağım. Ahmet’le zor şartlar altında tanıştık.Bizim için zor şartlar nedir?Tartışması da ayrı bir konu.Zaman ve mekan(maddi koşullar)  çözümlenmesi gereken zorluklar bağlamında. Bir yenilgi ortamından çıkılmaya çabalanırken, yeni bir dünya görüşünün ortaya sürülmesinin zorlukları yaşanmaya başlanmıştı. Kısa ve kaba özet. Orada bulunan arkadaşlarımızın çoğunluğu:Türkiyede cuntalar döneminin kapandığı,dünyada golobalizim ve liberallizm sonucu eskiye oranla daha burjuva demokratik  anlamda dönemlere ilerlendiği görüşündeydi.Genel olarak söylenenlerle yapılanların uyumlu olmadığı bir geçiş dönemi yaşanıyordu.Ya da çevrenin ilişkilerin etkisi belirleyici oluyor,  kabulleniliyordu. Aynı dünyayı göremiyorduk.

Ahmet ikna kabiliyeti ve yeteneği çok güçlü bir arkadaşımızdı.Bir arkadaşın değimiyle’’diş fırçalamaya suyun oraya giderken bile tartışıyordunuz.Kafayı yemiş bunlar diyordum.’’ Bizde çevre çok önemlidir çoğunlukla tavır ve davranışları belirleyen o dur.Ahmet çevrenin değil kendi görüşünü savunuyordu.Güvenilir ve sevecen yapısıyla ikna etme işi onun için dahada kolaydı.’’Bir ikna edemediğim sen varsın’’diye bana sataşırdı.Böylesi bir tartışmamızdan sonra hadi karşı çıksana deyip üzerime çullandı.Hadi karşı çık diye ayağımdan tutup yerde sürüklüyor,ben ise’’git dengine çat’’dedikçe daha da hırslı çekiyor,gülmekten gözlerimizden yaşlar geliyordu.Sevgi dolu bir insandı.Aramızda en iyi çifteteli oynayanlardandı.Bir eğlence ve kutlama olduğunda onu seyretmek hayretler içinde bırakırdı.O koca cüssesiyle bu kadar güzel oynayabilmek her babayiğidin harcı değildir.

Sıcak savaş bölgesine doğru yola çıkmadan yaptığımız toplantıda sormuştum!Tartışma Tanerin’’kişisel garanti veriyorum’’sözleriyle sona ermişti.Savaşın ortasına bırakıp kaçtıklarında beni gülme almıştı!Bu yeni dünya görüşüne karşı çıktığımdan rütbelerim sökülmüştü.Etrafta uçaklardan atılan roketler vb. patlamadan iki gurup halindeydik.Ahmet bir gurubu,köylü Mustafa diğer gurubu idare edecekti.Patlamalardan sonra Ahmet benim rütbelerimi geri taktı üç guruba ayrıldık.Ne kadar küçük guruplar olursak kayıp ve isbet alma ihtimali azalır diye.Buluşma saati ayarlayıp araziye dağıldık.Savaş alanından çıkış için minibüs ayarlamışlar,bizim gurup yani ben gecikince’’neredeyse sizi bırakıp gidecektik’’dediler ama oradaydık işte.Yine de savaş alanından çıkamadık gerçi ama geçici de olsa bombardıman alanından uzaklaştık.

İlhan çok muzip bir arkadaşımızdı.Bombardıman esnasında teşviklerimizle elimizdeki teyple sesleri kaydederdi.Her zaman güler yüzüyle’’sonra lazım olur,gecelerde falan kullanırız’’derdi.Bundan habersiz Ahmet biz kaydı dinlerken odaya aniden girdi ve yine başladığını sanıp kendini yere doğru masanın altına attığında hepimiz gülmekten kendimizi yerlere attık .Lakin o öyle herşeye alınan kompleksli biri olmadığından hemen kendimizi toparlayıp yapılacaklara odaklandık.Yapılacaklar derken o gece okul diye cephaneliğin üzerinde uyumuşuz.Yapılacakları yapmaya başladığımızda anladık.

Olaylar pekte masum gelişmiyordu.Bu saflaşma ve ayrışma süreci tüm sola yansıyordu.Acilcilerden‘’ayrılan’’guruptan Kemalle aynı minübüste giderken konuşmuştum.Tek başına elinde teksir makinası Mihraçla görüşmeye gidiyordu.Ayrılıkta elinde kalanları vereceğini söyledi.Acilcilerin tanıdığı kampına giti.Ve vuruldu!Bizim o günün iktidarı ve gücü elinde bulunduran arkadaşlarımızın da düzgün bir sınav verebildikleri söylenemez.Tavrıları içler acısıydı.’’Kendi iç işleri bir şey denemez.Bazı durumlar var ki:........ ‘’ Tehdit vari olayı mübah gören bir yaklaşımdı.Gerçi çoğu bugün de    ’’gökten inme kurtarıcı’’anlayışıyla zaten aynı şeyleri savunuyorlar!

Ahmet iktidar olanlardan’’ayrıldıktan’’sonra bizimle görüşmek üzere gelmişti.Özgür ve Tonguç yanımda.Ahmet’’genç olarak sizler belki geri dönmek istersiniz,belki evlenmek istersiniz’’gibi laflar edince gençler bozuldu.Ben yanımda taşımasam telef olacak Devrimci Yol ciltlerini verebilirseniz iyi olur  deyinince,gençler’’bizi çocuk yerine koyacağına ciltleri ver’’diye parladı.İlk defa Ahmet’in kızdığını gördüm.’’Devrimci hareketin olanaklarını.....’ diye ayağa kalkınca epey şaşırdım doğrusu.’’Ahmet arkadaşlar genç...’dediğimi duyunca yeniden sakinleşip yerine oturmuştu.

Herkese sorduğum gibi onunla uzunca tartışmıştık.’’Savunduğun görüşlerle dağa gitmek uyuşmuyor’’dediğimde’’geride bıraktıklarımıza karşı sorumluluğum var başlarına bir şey gelmesin’’ dediğinde,ikimizde epey bir süre suskun kalmıştık.Sözün bitiği yerdi.Başlangıca geri döndük;sadece sevgi vardı.Ne yazık ki başlarına bir şey gelmesin dediği,hepimizin başına gelebilecek olan değerli dostumun başına gelmişti.

Doğru mutlak doğru düzleminde bilgimizin sınırlarını aştığından sadece bu doğrultuda mücadele etmek vardır.Bu da niyetle ilgili değildir.Yani doğayla ilgilidir.Maddesel gerçekle ilgilidir. Mülkiyetle maddeyi karıştırmak en akıllı sandıkları ve yaptıkları iştir. Madiyat değil materia dır.Sevmeye çabalamak aynı dünya görüşünde buluşabilmek için mücadelede olmak demektir.Sevgi üreten bir yüreğe sahip olmak demektir.Olay ve gelişimleri  bütün olarak değil;salt olumsuz yönlerini görmek , sadece olumlu yönlerini görmek kadar insanlar alemi hastalıklığıdır. Bütünü ve gidiş yönünü kaybetmeden olaylara bakabilmek üretim ve mücadele gerekmektedir...Kabullenmek hareket halini durdurmaya çalışmaktır.Hayatın hareketi sizi aşıp yoluna gidecektir.Değecek insanlar için mücadele edin. Ahmet sevdiğim kadar görüşlerindeki samimiyetine saygı duyduğum bir dostumdu .Bunun için Ahmet’i sevmeye devam edeceğim ve unutmayacağım. Yeterki sol memenin altındaki,doğabilimsel doğru dünya görüşüne gelişme mücadelesindeki yürek kararmasın.

AHMET PEHLİVAN ÖLÜMSÜZDÜR

 

YÜREKLERİMİZDE MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR...

Adnan Zafer Hoca

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde