Özgürlük

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ / 1

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ EĞER . . . HERKESTEN YETENEĞİNE GÖRE HERKESE İHTİYACINA GÖRE'YE İNANIYORSANIZ
 
DAVID S. PENA
4 Nisan 2011
 
224999571719bdac59d6
 
Çoğu insan, hatta kapitalistler, servetin adil bir bölüşümüne inanır ancak muhtemelen kapitalistlerin ve işçilerin adaleti farklı ve çoğunlukla çelişik şekillerde anladıklarını fark etmişsinizdir. Bu, Markxistler için şaşırtıcı değildir çümkü toplumu anlamada temel yöntemleri olarak sınıf analizini kullanırlar. Bu metot temelinde Marxistler, insanların adalet ile neyi kastettiklerinin onların toplumdaki sınıfsal konumlarıyla ilgili olduğunu ve içinde yaşadıkları topluma egemen olan sınıf temelli teori, entelektüel kesim ve ön yargılardan ne ölçüde etkilendiklerini anlarlar. Örneğin, köleliğe dayalı ekonomilerin olduğu toplumlarda köle sahipleri çoğunlukla, köle işçilerin kişisel özerklik ve kendi kendini idare etmeden aciz olduklarını ve bu yüzden köleliğin hem köleler hem de toplumun tümü için adil ve yararlı olduğunu iddia ederek statükoyu haklı çıkarmaya çalıştılar. Aynı şekilde kapitalistler, modern medeniyetin inşası için özel mülkiyet, kar motifi ve ücretli emeğin mutlak gerekliliği hakkında fikirleri, şaşılacak derecede zengin bir azınlık ve müthiş fakirleştirilmiş bir işçi sınıfı çoğunluğu yaratan servetin orantısız bir bölüşümünü, işçi sınıfına karşı kapitalist tahakkümü, kapitalist sınıfın varlığını akıllarında haklı çıkaran fikirleri savunurlar. 
 
Marksistler servetin adil dağılımı ile ne demek istiyor? 1875'de Karl Marx tarafından yazılan ve Gotha Programının Eleştirisi olarak bilinen bir mektupta, komünist toplumun en üst safhasında servetin nasıl üretileceği ve dağıtılacağı konusunda meşhur ilkeyi formüle etti. Bu prensip şudur:
 
Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre.
 
Prensibin ilk kısmı -herkesten yeteneğine göre-, toplumun tüm üyelerinin toplumun çıkarına mal ve hizmetler üretmek için yeteneklerini kullanma ve yetenek ve kabiliyetlerini alabildiğine geliştirme hakkı ve gerçek fırsatına sahip olacağı anlamına gelir. Başka bir deyişle, herkes, topluma elinden gelenin en iyisini verme fırsatına sahip olacağı bir iş ve en yüksek potansiyelini gerçekleştirmeye olanak tanıyan bir eğitime sahip olacaktır. Eğitimsiz ya da yetersiz eğitimli kişi olmayacak, işsiz olmayacak ve hiç kimse ekonomik ihtiyaçlar yüzünden yeteneklerine uygun olmayan alanlarda çalışmaya zorlanmayacak. Prensibin ikinci kısmı -herkese ihtiyacına göre- vatandaşların emekleri karşılığında toplumdan ne alacaklarını ve bunun maddi ve kültürel ihtiyaçlarının tamamen tatmininden başka bir şey olmayacağını açıklar. 
 
Marx ayrıca, komünist bir toplumda zenginliklerin adil bir şekilde dağıtılmasının sonuçları hakkında ilginç bir şey de söyledi. "Herkese ihtiyacına göre" ilkesi aslında, komünüzm altında herhangi bir bireyin başkaları tarafından alınan miktara eşitten ziyade eşit olmayan mal ve hizmet miktarı alma hakkına sahip olacağını zorunlu olarak içereceğini söyledi. Çoğu okuyucuya bu, mantıksız ya da yanlış gelebilir, çünkü çoğumuza, eşit hakların en yüksek adalet şekli olduğuna inanmak öğretildi, ancak Marx servetin dağılımı açısından böyle olmadığını göstermektedir.
 
İşte nedeni: Bir komünist toplumda yaşayan iki kadın düşünün. Bir kadın beş çocuklu bir otobüs şoförü ve diğeri bir çocuklu bir otobüs şoförüdür. Kendimize şu soruyu soralım: "Herkese ihtiyacına göre" prensibine göre hangi kadının emeği karşılığında daha fazla mal ve hizmet(yiyecek, konut, giysi, tıbbi ve çocuk bakımı) alma hakkı olması gerekir?
 
Her iki kadın da aynı miktarı almalı çünkü her ikisi de şoför ve herkese eşit davranılması tek adalettir diyerek şeytana uyabilirsiniz. Eğer bu toplum, tüm otobüs şoförleri aynı bedeli alacaktır demek olan "herkese çalışmasına göre" ilkesince idare ediliyor olsaydı bu doğru olacaktı. Fakat komünizmin en son aşaması için Marx'ın aklındaki bu değildi. Sorun şu ki, eğer her kadına eşit davranılsaydı ihtiyaçlarına göre tek çocuklu kadın şoför beş çocuklu olandan daha fazlasını alacaktı; ilki nesnel bir şekilde daha zengin diğeri ise daha fakir olacaktı. Bu, servetin eşit bölüşümünün aslında zengin ve eşitsizliğin hiçte arzulanmayan bir türüyle, zengin ve fakir arasında bölünmeyle sonuçlandığını gösterir. Bunun nedeni, "herkese çalışmasına göre" ya da "ne kadar iş o kadar ödeme" gibi prensiplerin bireysel ihtiyaçları hesaba katmada başarısız olmasıdır. 
 
"Herkese ihtiyacına göre" komünist prensibi bireylere farklı fakat bireysel ihtiyaçlarını göz ardı eden negatif bir yoldan ziyade farklı ihtiyaçlarını düşünen ve karşılayan olumlu bir yol içinde davranarak bu kusurun üstesinden gelir. Komünizm yönetimi altında her bireyin kendine özgü ihtiyaçlarına saygı duyulur. Dolayısıyla doğru cevap beş çocuklu kadın daha fazla almalıdır çünkü onun ihtiyaçları daha fazladır. 
 
Bu, komünizmin, karınca yuvası ya da çirkin büyük binaların baskıcı tekbiçimliliği gibi herkese tıpatıp aynı davranılacağı anlamına geleceği yaygın yanlış yorumunu mezara gömer. Komünizm aslında tam tersi anlamına gelir: Bireye saygının dışında, herkese farklı davranılacaktır ancak bireyin ihtiyaçlarını yerine getirme yoluyla. Bu, komünizmde eşitliğe yer yok anlamına gelmez. Komünizmde eşitliğe en derin saygı vardır ancak doğru tür bir eşitlik olmalıdır. Malların ve hizmetlerin tüketiminde eşit olmayan bir pay alma hakkı aslında daha yüksek bir eşitlik biçimine neden olur - herkesin ihtiyaçlarının karşılanması anlamında tüm insanlar eşit olur.
 
Beş çocuklu kadın otobüs şoförümüzü iki çocuklu beyin cerrahıyla karşılaştırsak bile komünist ilke doğru kalır. Bir beyin cerrahının önemsiz bir otobüs şoföründen daha fazlasına hakkı olmamalı mı? Hiç değil, "düşük" emek biçimlerine karşı ön yargı, komünist toplumun üstesinden geleceği bir şeydir. Komünizm altında ne iş yaptığınız önemli değildir. Önemli olan kabiliyetiniz elverdiğince en iyi katkıyı sağlamanızdır. Buna karşılık, toplum ihtiyaçlarınızı karşılayacaktır. Otobüs şoförü olan bir kişinin ihtiyaçları sinir cerrahının ihtiyaçlarından daha büyükse, otobüs şoförü daha fazla alacaktır. Ancak her ikisinin de ihtiyaçları tamamen ve kayıtsız şartsız yerine getirilecektir. İhtiyaç duyduklarından daha fazlasını isteyen insan dışında kim bununla bir sorun yaşardı? Ve bu durum için geçerli bir isim var; ona açgözlü deniyor.
 
Gotha Programının Eleştirisini doğru bir şekilde anlamak için aklımızda tutmamız gereken başka bir şey var. Marx, toplumun doğrudan kapitalizmin devrilmesinden komünizmin en üst safhasına ilerleyebileceğine inanmadı. Aşağıdaki cümlede, o aşamaya gelmeden önce karşılanması gereken koşulları özetlemektedir.
 
Komünist toplumun daha yüksek bir aşamasında, bireylerin işbölümüne köleleştirici bağımlılıkları ve bu arada zihinsel emek ile bedensel emek arasındaki karşıtlık sona erdiği zaman; emek artık yalnızca bir geçim aracı değil, ama kendisi yaşamsal gereksinim olduğu zaman; bireylerin çokyönlü gelişmeleri üretken güçlerini de artırdığı ve kooperatif zenginliğin bütün kaynakları gürül gürül fışkırdığı zaman - ancak o zaman, burjuva hukukunun dar ufukları tümüyle aşılabilir ve toplum bayraklarının üstüne şunu yazabilir: "Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre!"
 
Marks, kapitalizmin ve komünizmin daha üst evresi arasında, "rahminden çıktığı eski[kapitalist] toplumun hala doğum izlerini taşıyan" bir geçiş dönemi ya da komünizmin alt bir evresi olduğunu ileri sürdü. Bu aşamada, toplum komünizmin daha üst safhasına geçiş yapmak için gerekli olan ekonomik, entelektüel ve kültürel güçleri geliştirmek için çok çalışmalıdır. Bu alt aşamadaki toplum, üretim araçlarının hiçbir özel mülkiyeti, kapitalistler ve işçiler arasında hiçbir sınıf ayrımı ve işçilerden artı değer çalan hiçbir kapitalist olmayacağı anlamında sınıfsız olacaktır. Ancak üretken güçlerin nispeten gelişmemiş hali ve üretken kapasite ile ilgili sınırlamalar nedeniyle, dağıtım, ihtiyaca göre yerine gerçekleştirilen işe göre yapılacaktır. Ve mevcut üretim araçlarındaki amortismanı karşılamak, yeni üretim araçları geliştirmek için fon sağlamak ve çeşitli sosyal sigorta şekilleri sağlamak için işçilerin bireysel tüketim hakkından kesintiler olacaktır. 
 
Kapitalizmin üstünde tüm gelişmelerine rağmen ihtiyaç yerine işe göre karşılama ihtiyaç duyduklarından daha fazlasını alanlar ile daha az alanlar arasında bölünmeleri büyütecektir. Bu kısıtlama, tam bir komünizme serpilmeye hazır olan ahlaki ve entelektüel aydınlanmanın yanı sıra toplum gelişmiş bir maddi refah düzeyine erene kadar aşılamaz. 
 
Komünizmin alt aşaması, yüksek safhaya kıyasla geri ve insanda istek uyandırmayan gibi geliyor, ancak alt safhanın birçok olumlu özellik taşıdığını unutmamalıyız. Üretken güçleri sürekli geliştirmek, yaşam standartlarını iyileştirmek ve toplumun kazançlarını kapitalist restorasyondan korumak için uğraşan bir işçi sınıfı hükumeti olacaktır. Üretim araçları ortak olarak kullanılacak ve yaptıkları işin gerçek değeri işçilere ödenecektir. Eşit işe eşit ücret olacak ve işçilerden toplumsal serveti çalan kapitalistler olmayacaktır. Sosyal servet havuzundan kesintiler, sağlık, eğitim ve eğlence ve kültürel tesisler gibi sosyal hizmetler biçiminde işçilere geri gönderilecektir. "Herkese gereksinimine göre" ilkesinden daha aşağı derecede olmakla birlikte, "herkese işine göre" alt aşama ilkesi, gerçek içeriği şu olan kapitalistin "adalet" ilkesinden çok daha üstündür:
 
Herkesten kapitalistlerin ihtiyacına göre, herkese kapitalistlerin açgözlülüğüne göre.
 
Ve eğer kapitalizmin insan ihtiyaçlarını karşılamada sefil bir halde başarısız olduğuna herhangi bir şüphe yoksa, bu kapitalist dünyada insanlığın durumunu göz önünde tutmak için biraz zaman ayıralım. Yaklaşık 6,9 milyar dünya nüfusu içinde günümüzde 2 dolardan daha az bir miktarla yaşamaya çalışmak zorunda olan 2.6 milyar kişi var; ortalama yetişkin yalnızca 6 yıllık resmi eğitime sahip; yaklaşık 621 milyon insan işsiz ve yaklaşık 925 milyon insan açlık çekiyor. Bu, insanların yeteneklerini geliştiren ve insan ihtiyaçlarını karşılayan bir dünya mıdır?
 
Daha iyisini yapabiliriz. Eğer, 
 
"Herkesten kapitalistin ihtiyacına göre, herkese kapitalistin açgözlülüğüne göre" ilkesinin ortadan kaldırıldığı, "Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre" ilkesi için savaştığımız ve "Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre" bizim ilham ve nihai hedefimiz olduğu bir dünya arıyorsanız Markxist olabilirsiniz.
 
http://www.politicalaffairs.net/ sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
www.politicalaffairs.net
A publication of the Communist Party USA and designed to appeal to the broad left.

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde