Özgürlük

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ / 3

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ EĞER . . . SINIF BİLİNCİNİZ VARSA
 
DAVID S. PENA
6 Aralık 2010
 
Karl Marx ve Frederick Engels Komünist Manifesto'nun giriş satırlarında, "Tüm toplumların bugüne kadarki tarihleri sınıf savaşımlarının tarihidir," diye yazdılar.
 
Marx ve Engels, sosyal sınıflar arasındaki mücadelelerden bahsediyorlardı. Toplumsal sınıflar konusunda bilinçli olmak ve açıkça düşünmek herkes için önemlidir çünkü 1) toplumun her üyesi bir sınıfa mensuptur; 2) sınıfsal statünüzün toplumsal davranışlarınız ve yaşam beklentileriniz üzerinde inanılmaz bir etkisi vardır ve 3) sınıfsal mücadele dünyayı politik, ekonomik ve kültürel olarak şekillendirmekte kilit bir rol oynar.
 
Sınıflar nedir? En geniş anlamıyla, bir sınıf, yalnızca spesifik özellikleri paylaşan üyelerden oluşan bir gruptur. Bir sınıfın üyeleri, insandan cansız cisimlere, her türlü inanç sisteminden akla gelebilecek her türden kavrama kadar herhangi bir şey olabilir. Örneğin, bisiklet sınıfı, iki tekerlekli, pedalla çalışan çevrimleri kapsar; din sınıfı doğaüstü gücün ya da güçlere ibadet etmeyle ilgili olan tüm inanç sistemlerini içerir; öğretmen sınıfı öğrencilere bilgi veren herkesi kapsar ve 1 ve 100 arasındaki hatta tüm sayılar bile tam olarak bunu içerir. Sosyal sınıflar söz konusu olduğunda, belirli sosyal özellikleri paylaşan insanlardan bahsediyoruz. 
 
Marx ve Engels, ekonomik sınıflar olarak adlandırılan belirli toplumsal sınıf türlerinden söz ediyorlardı. Yukarıda listelenen sınıfların zararsız örneklerinden farklı olarak, ekonomik sınıf konusu dinamit gibi patlamaya hazır olabilir. Ekonomik sınıf, aynı ekonomik özellikleri paylaşan herkesten oluşur. Bu nedenle ait olduğunuz ekonomik sınıfı belirleyen sizin spesifik ekonomik koşullarınız. Ekonomik sınıf üyeliğinizi belirlemede hangi spesifik özellikler en önemlisidir? Marx ve Engels'in, bir kişinin gelirinin miktarını bir sınıfa üyeliği belirlemede ayırt edici bir özellik olarak göz önüne almadıklarını öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. Bunun yerine, Marx ve Engels'e göre sınıf üyeliği, üretim araçlarıyla olan ilişkinizle, yani bir kapitalist ya da bir işçi oluşunuzla tanımlanır. 
 
Marxist terminolojide üretim araçları, yaşamı ve toplumsal refahın diğer unsurlarını sürdüren temel malların üretiminde gerekli olan fabrika, çiftlik, makine ve aletlerden oluşur. Kapitalist bir toplumda üretim araçları kapitalist sınıfın(bazı Marxist yazıtlarda ayrıca burjuvazi olarak adlandırılır) mülkiyetindedir. Kapitalistler, kapitalist toplumdaki iki büyük ekonomik sınıftan birini oluştururlar. Kapitalist sınıf, özel mülkiyetin arasında yer aldığı üretim araçları ile ilişkisiyle de tanımlanır. Kapitalist toplumdaki diğer büyük sınıf, işçi sınıfıdır(bazı Marksist yazıtlarda proletarya olarak da adlandırılır). İşçi sınıfı, mülksüzleştirmenin arasında yer aldığı üretim araçlarıyla olan ilişkisiyle de tanımlanır. Kapitalizmin ilk zamanlarında ortaya çıkan kapitalist sınıf üretim araçlarını toplumun büyük çoğunluğunun elinden çalmayı başardı. Kapitalistler üretim araçlarının özel mülk sahipleri haline geldiler ve işçi sınıfının üyelerine sadece kapitalistlere ücret karşılığında sattıkları emeklerini ortaya koyma yeteneğinden başka hiçbir şey kalmadı ve hala kalmıyor. Başka bir deyişle işçi sınıfı, bir zamanlar işçilere ait olan üretim araçlarına sadece erişim hakkı kazanmak için kapitalist sınıfa emek gücünü satmak zorundadır. İşçilere kapitalistler için çalışırken ürettiklerini saklama izni bile verilmez çünkü kapitalistler işçilerin yarattığı her şeyi kendilerine mal ederler. Bunun yerine kapitalistler işçilerine, evvela kapitalistler için ürettiği ürünleri satın almaları için işçi sınıfının daha sonra kullanmak zorunda olduğu bir ücret öder.
 
Mülksüzleştirilmiş bir sınıf olmakla birlikte işçi sınıfı sömürülen bir sınıftır. Kapitalistler karı en üst düzeye çıkarmak isterler ve bunu işçileri sömürerek yaparlar. Kapitalist sömürünün temel yöntemi çok basittir. Kapitalistler, işçileri belirli bir sürede azami miktarda iş yapmaya zorlarken, işçilere yanlarına kar kalan en düşük ücreti(mümkün olduğunca hayatta kalmaya yetecek kadar) öderler. Daha spesifik olarak, kapitalistler, ücret ve maaşlarını karşılamak için işçilerin yeterince ürettikleri zamanın ötesinde çalışmak zorunda kaldıkları zaman dilimini uzatarak işçilerden çıkardıkları değeri maksimize etmeye çalışırlar.
 
Örneğin daha önceki bir makalede günde 8 saat çalışıp 50$ kazanan bir otomobil yedek parçası işçisini ele aldık. Bu işçi yaklaşık 3 dakika içinde 50 $ değerinde ürün üretebildi. Böylece işçinin günlük ücretini karşılamak için yeten değeri üretmesi önemsiz miktarda bir zamanını aldı. Yalnızca bu 3 dakikayı göz önüne alırsanız, işçi ile kapitalist arasında eşit bir değiş tokuş olmuşa benziyor. İşçi, 50 dolarlık bir ürün üretti ve karşılığında 50 dolar ödenecek. Unutmayın, fabrika işçisi yalnızca 50$ almak için üretim hattında daha uzun süre, 7 saat 57 dakika daha kalmak zorunda. Eğer bu, ücretin işçinin tam olarak ürettiğine eşit olduğu adil bir değiş tokuş olsaydı iş günü o 3 dakikanın sonunda bitmiş olacaktı. Ancak bu gerçekleşseydi kapitalist hiçbir kar elde edemeyecekti ve karı maksimize etme işçi sınıfının kapitalist sömürüsünün tüm esasıdır. İşçinin işte kalmaya mecbur bırakıldığı ilave 7+ saat süresince yaklaşık 8,000 dolarlık artı değer üretildi. Kapitalist bu değeri işçiden çalar ve onu ürettiği için işçiye asla ödeme yapmaz. Artık değerin bu çalınması "kapitalist sömürü" ile ifade edilir.
 
Sınıf mücadelesi dikkate alındığında farklı sınıflar zıt ve uzlaşmaz çıkarlara sahiptir. Sınıf mücadelesi her sınıfın diğer sınıfların direnişine rağmen kendi çıkarlarını öne almak için girişimlerinden kaynaklanır. Kapitalist toplumda, sınıf mücadelesinin temel kaynağı, kapitalist sınıf ile işçi sınıfı arasındaki çatışmadır. 
 
İşçi sınıfı kapitalist sınıf tarafından mülksüzleştirildi ve sömürüldü; sade bir ifadeyle, soyuldu. İşçi sınıfı, işçilerin sınıf bilincine sahip olmasını, kapitalizm altında ezildiklerini anlamasını ve kapitalist soygun ve baskıya karşı başarı ile direnmesini engellemek için kapitalist güçler tarafından ayrıca ezilir. Kapitalist sınıfın toplumdaki tahakkümünü ve işçi sınıfı üzerindeki egemenliğini koruma ve güçlendirmede bir çıkarı vardır. Kapitalistler, üretim araçlarının özel mülkiyetini korumak isterler ve işçi sınıfının artı değerini çalmaya devam etmek için üretim araçları üzerindeki kontrollerini kullanmaya devam etmek isterler. Buna karşılık, işçi sınıfının, üretim araçlarının mülkiyetini geri alarak, onları demokratik denetim altında tanzim ederek ve onları toplumun büyük çoğunluğuna fayda sağlamak için kullanarak sömürü, mülksüzleştirme ve baskıyı sona erdirmek çıkarınadır. Kısacası kapitalizmi sosyalizm ile değiştirmek işçilerin çıkarınadır.
 
Kapitalistlerin en büyük korkusu, işçilerin ortak çıkarları doğrultusunda uyanması ve sayıları itibariyle muazzam güçlerinin farkına varması; işçi sınıfı ve tüm insanlık için ilerlemenin kapitalist sömürü, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve kapitalist baskıya son vereceğini anlamaya başlamaları olan sınıf bilincinin işçi sınıfı arasında yayılmasıdır. Bir başka deyişle, hiçbir şey kapitalistleri, işçilerin sınıf çıkarlarını net bir şekilde anlamaları ve kapitalizmi ortadan kaldırmak için birleşmesi tehdidinden daha fazla korkutmaz. Ve işte bu yüzden kapitalistler işçileri cahil ve bölünmüş tutmak, sınıf bilincine sahip olmalarını ve sınıflarını özgürleştirecek olan bilincin harekete geçmesini engellemek için gerekli her türlü aracı kullanacaktır. Böylece kapitalistler, işçileri bölmek ve onları ortak düşmanları olan kapitalizmden ziyade birbirleriyle dövüştürmek için ırkı, dini, cinsiyeti, milliyeti, gelir seviyesini, göçmen statüsünü, beyaz yakalıya karşı mavi yakalıyı ve diğer sömürülebilir tüm farklılık türlerini kullanacaktır. Ve bu taktikler başarısız olduğunda kapitalistler, açık şiddet, terörizm, diktatörlük ve faşizmin alamet-i farikası olan işçi sınıfına karşı savaşa başvurmaktan çekinmeyeceklerdir.
 
Eğer herhangi bir farklılık gözetmeksizin, tüm çalışanların birlikte hareket etmesi ve sınıf çıkarları için savaşmaları gerektiğini ve kapitalizm küresel bir sistem olduğu için işçi sınıfı birliğinin sadece ulusal değil aynı zamanda küresel düzeyde de yaratılması gerektiğini anlayan bir işçi iseniz, o zaman siz sınıf bilinci olan bir işçisiniz ve siz sadece Marxist olabilirsiniz. 
 
www.politicalaffairs.net sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde