Özgürlük

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ / 4

MARKSİST OLABİLİRSİNİZ EĞER . . . TANRININ KAPİTALİZMDEN NEFRET ETTİĞİNE İNANIYORSANIZ
 
DAVID S. PENA
1 Şubat 2011
 
Kapitalist sistemi hiç sorgulamamış olan tüm dindarlara:
 
Kapitalist toplumdaki en büyük sahtekarlıklardan biri, kapitalizmin Budizm, Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam gibi büyük dinlerin öğretileri ile uyumlu olduğu yaygın inancıdır. Sistemi çok daha istekli kabullenmenizi ve sürdürmenizi sağlamak için kapitalistlerin sizi kapitalizmin hayatın manevi açıdan sağlıklı ve vazgeçilmez bir yolu olduğuna inanmaya çağırmada çıkarları vardır. Kapitalizmin büyük dinler tarafından onaylandığına ve Tanrı'nın dünyadaki planının bir parçası olduğuna inanmanızı sağlayabilirlerse, o zaman kapitalizm karşıtlığının bir günah olduğuna ve kapitalizme karşı koyan kim olursa olsun Tanrının, dinin ve ahlakın düşmanı ve de sizin kişisel düşmanınız olduğuna inanmanızı da sağlarlar. Kapitalistlerin amacı, sınıf bilinci olan işçiler dindar olsun ya da olmasın, kapitalizmle savaşan işçiler ile dindar işçileri karşı karşıya getirerek işçi sınıfını işçiler aleyhine bölmektir. Bu, işçi sınıfının kapitalizme karşı direncini zayıflatmak ve işçiler arasında dayanışmayı önlemek için oldukça etkili bir yoldur.
 
İsa, "Düşmanlarınızı sevin," dediğinde, sanırım onları öldürmemeyi belki de kastetti.
 
Marxistler bu düzmece inanca karşı iyi donanımlılar çünkü dinleri de içeren toplum kültürünün ideolojik içeriğinin üretim araçlarına sahip olan ve onları kontrol eden sınıfın ideolojisi tarafından içe işlendiğini bilirler. Başka bir deyişle Marksistler, yönetici sınıfların dini kendi bencil amaçları için bozma ve çarpıtma gücüne sahip olduklarının farkına varırlar. Bu çarpıtmaların kaynağı, gelişim, halk ve işçi karşıtı olan bir çok dini inanç olur. Böylece, kapitalist toplumda büyük dinlerin yaygın yorumları kapitalist sınıfın kendine hizmet eden ideolojisinde öyle özel bir yeri edinir ki, Tanrı'nın kapitalizmi sevdiğine ve insanların başına sardığı kötülüklere rağmen sistemle işbirliği yapan itaatkar işçi ve kapitalistler için cennette özel bir yer ayrıldığına inanmayı mensuplarına öğreterek bu dinlerin oldukça fazla kapitalist yorumları haline gelirler.
 
Budhha'nın ya da Yahudilik, Hristiyanlık veya İslam Tanrısı'nın kapitalizmi sevdiği gerçekten doğru mu? Mütekabiliyet ahlakı olarak da bilinen, size yapılmasını istemediğiniz şeyi siz de başkasına yapmayın Altın Kuralını dikkate alarak bu soruyu gelin daha derinlemesine düşünelim. Büyük dinlerin çoğu bu kuralın bazı yorumlarını temel öğretileri arasında sayar. Eğer kapitalizm gerçekten dinlere uygunsa o zaman temel prensipleri Altın Kural ile bağdaşmalıdır. İşte, bazı büyük dinlerin öğretilerinde geçen kuralın bir kaç yorumu:
 
BUDİZM: Kendiniz için yaralayıcı bulacağınız şekillerde başkalarına davranmayın. Buda, Udana-Varga 5.18
 
YAHUDİLİK: Kendin için nefret ettiğin şeyi komşuna yapmayacaksın. Yahudiliğin esası işte budur. Geri kalanı yorumdan ibarettir. Hillel, Talmud, Şabat 31a
 
HRİSTİYANLIK: İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasanın ve peygamberlerin söylediği budur.  İsa, Matthew 7:12
 
İSLAM: Sizden biriniz kendisi için arzu ettiğini başkaları içinde arzu etmedikçe iman etmiş olamaz. Hz. Muhammed, Hadis
 
BAHAİ İNANCI: Hiç kimsenin üzerine, üzerinize koymak istemeyeceğiniz bir yük koymayın ve kendiniz için arzu etmeyeceğiniz şeyleri kimseye arzulmayın. Baha'u'llah, Derleme
 
KONFÜÇYANİZM: Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma. Konfüçyüs, Seçmeler 15.23.
 
HİNDUİZM: Kişinin tüm vecibesi şudur: sana yapılmasını istemediğini sen de başkalarına yapma. Mahabharata 5,1517 
 
CAYNİZM: Kişi dünyadaki tüm yaratıklara, kendisine davranılmasını istediği gibi davranmalı. Mahavira, Sutrakritanga 1.11.33
 
TAOİZM:  Komşunun kazancını kendi kazancın gibi bil ve kaybını kendi kaybın gibi hisset. Lao-Tzu, T'ai Shang Kan Ying P'ien, 213-218.
 
 
Şimdi basit bir soru soralım: Kapitalizm Altın Kural, dünyanın çoğu dinleri tarafından öğretilen bu basit ahlaki mütekabiliyet prensibi ile bağdaşıyor mu? İlk önce, kapitalizmin karşılıklılık etiğine uyup uymadığını görmek için kapitalizmin temel ilkelerini tanımlamalıyız. Bu ilkeler nelerdir? Çoğu zaman kapitalizmin temel ilkesinin, "eşit işe eşit ücret" ya da "kapitalizm herkese başarılı olmak için eşit fırsat verir," olduğu söylenir; hiçbiri Altın Kural ile çelişkili görünmüyor. Tek sorun bu vaatlerin kesinlikle sahte olmasıdır; kapitalizmin adalet ve eşit fırsat ile alakası yoktur. Kapitalistlerin, kapitalizmi halklar tarafından daha kabul edilebilir kılmak için kültürel ortamı her türlü yanlış fikirle zehirleme olanağına sahip olduklarını unutmayın. Kapitalizmin adalet ve fırsat ile ilgili olduğu fikri, din ve ahlakın kapitalist dostu çarpıtmalarının vaizleri tarafından insanlara yedirilen sahte düşüncelerden biridir. Kapitalizmin temel ilkesi işçinin sömürülmesidir, yani adaletsiz ücret, adaletsiz çalışma ve eşit olmayan fırsatlar demektir. Aynı zamanda memleketteki ve yabancı ülkede sömürge ve emperyalist savaşlardaki işçilerin bastırılması anlamına da gelir. Bu tamamen karşılıklılık etiğinin tersidir. Kapitalist kendisine davranılmasını istediği şekilde size davranmak istemez. Tüm pastayı kapmak ve kırıntıları size bırakmak ister ve bunu elde etmek için de yalan söylemek, çalmak ve öldürmek zorundadır, o halde sadece bunu yapacaktır. Sizi sömürmek ister ve bunu yapmak için de kendisine empoze edilmesini asla kabul etmeyeceği şartları size ve tüm işçi sınıfına empoze ettirir. Aslında, eğer kapitalistler Altın Kuralı en küçük şekilde uygulamaya başlasalardı kapitalist olmaktan çıkarlardı ve tüm kapitalist sistem çökerdi. Böylece kapitalizmin varlığı altın kuralı yutmak, görmezden gelmek, çarpıtmak, yok etmek ve tüketmek isteyen bir grup sınıfa sahip olmaya bağlıdır. Belki Tanrı kapitalisti sevebilir ve affedebilir ancak kapitalizmi asla sevemez.
 
Kapitalizmin Altın Kualı çiğnediği açıktır. Ancak ne tür bir toplumda Altın Kural mutabık olurdu? Açıktır ki sömürü, baskı, yoksulluk ve savaşın olmadığı bir toplumda olurdu. Yeni Ahit ilk Hristiyanlar tarafından böyle bir toplumun yaratıldığını tasvir eder. Altın Kural'a dayanmış olan bir toplum bu yazara uyar.
 
İnananlar topluluğunun yüreği ve düşüncesi birdi. Hiç kimse sahip olduğu herhangi bir şey için “Bu benimdir” demiyor, her şeylerini ortak kabul ediyorlardı. Elçiler, Rab İsa’nın ölümden dirildiğine çok etkili bir biçimde tanıklık ediyorlardı. Tanrı’nın büyük lütfu hepsinin üzerindeydi. Aralarında yoksul olan yoktu. Çünkü toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satar, sattıklarının bedelini getirip elçilerin buyruğuna verirlerdi; bu da herkese ihtiyacına göre dağıtılırdı. Yeni Ahit 4:32-35
 
Bu, yoksulluk, sömürü ve savaşın olmadığı, mülkiyetin ortak olduğu ve servetin herkesin ihtiyacına göre dağıtıldığı sınıflara bölünmekten ziyade insanların birleştiği kapitalistlerin olmadığı bir toplumdur. Özellikle ihtiyaca göre ortak mülkiyet ve dağıtım hakkındaki ifadeleri düşünün. Bu ilkeler, Gotta Programı Eleştirisinin Bölüm I'inde komünizmi tanımlarken Karl Marx'ın aklındaki toplum türüyle birlikte paylaşılır:
 
"Komünist toplumun daha yüksek bir fazında, bireylerin iş bölümünün egemenliği altında kölece var olmaları ve bununla birlikte kafa ve kol emeği arasındaki antitez kaybolduğunda; emek yalnızca bir geçim aracı değil, yaşamın temel gereksinimi olmaya başladıktan sonra; bireylerin üretken güçleri, çok yönlü gelişmeleriyle birlikte arttığında ve kooperatif zenginliğin ürünleri daha bol aktığında, ancak o zaman burjuva hakkın dar ufku bütünüyle aşılabilir ve toplum sancağına şunu yazar: Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimi kadar!"
 
Tüm samimi dindarlar ve Altın Kural'ın taraftarları hangi toplum biçiminin büyük dinlerin ve karşılıklılık etiğinin öğretilerini daha çok taşıdığı üzerine düşünmelidir: kapitalizm mi yoksa Karl Marx ve havarilerinin kommünizmi mi. Ve tüm inananlara, inanmaya sürüklendiğiniz dinin kapitalist çarpıtmalarından daha çok Marx ile benzer olduklarını düşünmelerini hürmetle salık veririm.
 
Photo by Mikol, cc by 2.0
*www.politicalaffairs.net  sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde