Özgürlük

Alibaba ve Amazon: Burjuvazi'nin Yaratıcı Potansiyeli Harcandı

Leroy James
11 Nisan 2018
 
(Ç.N.: Burjuva sınıfı dünyanın içine düştüğü krizin yapısal ve bunun kendi medeniyet krizi olduğunun farkında. Bir yandan Dünya Sol'unun dikkatlerini aşırı sağcı ve gerici milliyetçi diktatörler üzerinde yoğunlaştırırken, diğer taraftan kendi sınıfını kurtaracak yeni bir evrimleşmenin arifesinde dev konglomeralara dönüşen şirketleri devletleştiriyor. Liberalizm ve sosyalizmin gün geçtikçe kan kaybettiği günümüzde rüzgarlar tekrardan devletçilikten-korumacılıktan yana esiyor... Ancak bu sefer ulus-devletlerden değil şirket-devletlerden yana...İşçi sınıfı bu tehlikenin farkına varamaz ise filmlerde görmeye alışkın olduğumuz distopya muhtemelen gerçeklik kazanacak!)
Sadece işçi sınıfı, insan ihtiyaçlarına ve dayanışmaya dayalı küresel olarak birbirine bağlı bir üretim, dağıtım ve değiş tokuş ağı kurabilir.
 
İki mega e-ticaret şirketi, Alibaba ve Amazon, yeni nesil ticaret ve lojistik kontrolü üzerinde hızla tekel kuruyorlar. Alibaba Yönetim Kurulu Başkanı Jack Ma, geçtiğimiz günlerde şirketinin “ticaret alanları, pazarlar, ödemeler, lojistik, bulut bilişim, büyük veri ve diğer birçok alanı içeren ticaretin geleceği için temel dijital ve fiziki altyapıyı oluşturmaya çalıştığını," açıkladı. Artık dünyanın en zengin kişisi Jeff Bezos'un yönettiği Amazon, benzeri bir vizyonu takip ediyor. E-ticaret ve lojistik gerçek toplumsal bir ihtiyacı yerine getiriyor ve bu gelecek nesil altyapı inşa edilmek zorundadır. Ancak Ma ve Bezos'un vaatlerine rağmen, diğer kapitalistler gibi onlar da bu görevi tamamlama becerilerinde sistematik olarak sınırlı kalıyorlar.
 
Sosyalist bir gelecek, malları ve hizmetleri verimli bir şekilde taşımak ve sunmak için dünyayı birbirine bağlayan geniş bir ağ gerektirecektir. Ev eşyalarına, ilaç ve gündelik ihtiyaçlara insanlar, altyapı bunu desteklemek için oluşturulursa, her yerde ulaşabilirler. Kapitalizm, dünyadaki insan çoğunluğunu yoksullaştırma üzerine kurulmuştur ve bu altyapıyı karlı biçimde geliştirmek için gerekli olan orta-gelirli küresel tüketici tabanını sihirle şapkadan çıkartamaz. Bununla birlikte, rasyonel bir ekonomik plan olmaksızın, bu süreç sınırlı ve deforme bir şekilde gelişecektir. Yeni tekelci şirketler bu planlamayı sağlamak ve bu yönde adım atmak için çabalarken, e-ticaret ve lojistik "eskinin yeniyi nasıl doğurduğunun" bir başka örneğini sunuyor -ve bu ağları ele geçirmek ve gelişimlerini kendileri için en olası olana yöneltmek işçi sınıfına bağlıdır. 
 
Şu anda yarım trilyon doların üzerinde bir değere sahip olan bir Çin konglomerası olan Alibaba, 1999'da Jack Ma tarafından kuruldu ve 2017 yılına gelindiğinde 23.82 milyar dolar gelir elde etti. Forbes Alibaba'yı, "ayda 550 milyon aktif mobil kullanıcısı olan, cüce Amazon ve eBay ve en son yıldan yıla yüzde 99 büyüdüğü bildirilen Alibaba Cloud denilen bir bulut-hizmetleri şirketi" alıntılarını yaparak "Genişleyen Bir Ekosistem İddiası" olarak tanımladı. Amazon benzer bir yer kaplıyor ve fiziksel olarak nakliye ve lojistik dünyasına damga vurmak istiyor.
Şimdiye kadar iki şirket de aynı pazarlarda yarışmaktan kaçındılar ve kendi ülkelerindeki hakim pozisyonlarının keyfini sürüyorlar. 2017'de Amazon, ABD'deki tüm e-ticaret satışlarının yüzde 44'ünü ya da toplam parakende satışların yüzde 4'ünü gerçekleştirdiğini açıklarken, Alibaba online alışveriş platformu Çin'in online dolar alışverişlerinin yüzde 56'sını oluşturuyor. Ancak, Amazon'un 5 milyar dolar yatırım yaptığı ve Alibaba'nın, bir Hint e-ticaret şirketi olan Patym'e yarım milyar dolar yatırım yaptığı Hindistan da dahil olmak üzere yeni pazarlara girmeye devam ettikçe, şirketler birbirleriyle rekabet edecekler. Yarış, hem Amazon hem de Alibaba'nın internet altyapısına yoğun olarak yatırım yaptığı dijital ortama yayılıyor. Amazon Web Services (AWS) şu anda bu alana hakim, ancak Alibaba, 2019 yılına kadar kendi bulut bilişim çözümüyle AWS pazar payını aşmayı hedefliyor. 
 
Çin emperyalizminin sermayenin ihracatına yönelik yoğunlaşmasının bir parçası olarak, Jack Ma, firmasının vizyonunu, Avrasya'nın "altyapı boşluğunu" kapatmayı ve aynı zamanda Çin hakimiyetini temin etmeyi tasarlayan projelerdeki bir yatırım programı gibi bir Marshall Planı olan Xi Jinping'in "Kemer ve Yol Girişimi" ile açıkça uyumlu hale getiriyor. 
 
Ma, “ürünlerimizi sadece Kemer ve Yol ülkelerine satmak ya da ucuz emek ve ham maddeleri ithal etmek yerine, iş yaratmak ve denizaşırı ekonomileri teşvik etmek ve insanların geçim koşullarını iyileştirmek istiyoruz," diye belirterek, Çin'in uluslararası kalkınmaya olan yaklaşımının daha önceki Batı liderliğindeki küreselleşme yaklaşımlarından daha adil sonuçlar doğuracağını iddia etti. Ancak, işçi sınıfı tarafından bu proje üzerinde demokratik kontrol olmaksızın, sonucun farklı olmasını beklemek için bir sebep yoktur. Kapitalizm ve emperyalizm kar peşinde işçi sınıfı sömürüsüne dayanır, sermaye ister ABD'den gelsin ister Çin'den isterse başka bir yerden.
Kapitalist bir e-ticaret firması için daha önce kullanılmayan bir pazara yoğun bir şekilde girebilmek için, o ülkede, satılmakta olan malları satın almak için harcanabilir gelire sahip olan, yani “orta sınıf” olarak adlandırılan büyük bir kesimin olması gerekir. Ancak kapitalizmin küresel iş bölümü, yoksul ülkelerde işçi sınıfının büyümesi engellenmiş gelirleri şeklinde, buna bir sınır getirmektedir. Hindistan'daki "orta sınıf" ülke nüfusuna oranla çok küçüktür ve büyümemektedir ve burjuva basın, bu kesim tarafından yapılan tüketim harcamalarına karları sürdürmek için güvenilemeyeceği konusunda kapitalistleri uyarmıştır. Ayrıca Afrika'da kapitalist gelişme, sınırlı satın alma gücüyle çok küçük bir orta sınıfın oluşmasına yol açmıştır.
 
Kapitalizm'in işçilerin pahasına insafsızca kar peşinde koşması özellikle zengin ülkelerde dünya ekonomisini bir süreliğine büyütebilir. Gelecek nesil ticaret ve lojistik eski sömürgecilik dünyasını bünyesinde toplamanın yolunu arıyor ancak kapitalizmin kriz çağında bu bölgelerden büyük karlar elde etme imkanının zamanı geçti - Jack Ma ve Jeff Bezos, ileriye doğru yol gösteremezler. Zengin ülkelerde daha yaygın olan daha iyi ücretli işçiler üzerine kurulu bir altyapı geliştirme modeli, yoksul ülkeleri sürekli olarak yoksul ve borçlu tutan bir sistemde sert engellerle karşı karşıyadır. Sadece dünya işçi sınıfının müdahalesi, sömürü ve baskıya değil, dayanışma ve insani ihtiyaçlara dayanan, küresel olarak bağlantılı bir üretim, dağıtım ve değiş tokuş ağı potansiyelini gerçekleştirebilir.
 
*www.socialistrevolution.org sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir. 
 (ÖZGÜRLÜK)

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde