Özgürlük

AŞKIN ŞOVALYESİ

 
 
AKIRA KUROSAWA'NIN "DODESKADEN"İ(1970) - Aşka İhanet Ruhsal Bir İhanet Midir? Aşka İhanet Ruh Öldürücü Müdür? Aşka İhanet Hayatı Öldürür Mü?
 
Victor-Katia
 
 
Ezici suçluluk ve kendini suçlamalarla dolu olarak gecekonduda onu ziyaret etmeye karar verdi. Belki de, Ocho (Tomoko Naraoka), kocasına yalvarmanın, Hei'nin(Hiroshi Akutagawa) onu affedip aralarındaki ilişkiyi düzeltmeye başlayacağına inanıyordu. Belki de, olanlardan sonra kendi ruhunu temizlemeyi denemek istedi. Belki de, korkunç bir hata yapmasına rağmen daima var olan Hei'ye karşı aşkının gücü Hei'yi tekrar hayata döndürebilirdi.
 
Her gün Ocha, Hei'nin şuanda gecekondudaki hayatını paylaşmak, onu uzun yıllar çok mutlu oldukları normal bir hayata geri döndürmek için çok uğraştı.
 
Ocho, samimi ve içten itirafının kocasının kalbine ulaşacağını düşündü, ancak haftalar birbirini kovaladı ve hiçbir şey olmadı. Hei onun farkına varmak bile istemedi ve asla tek kelime dahi etmedi. Burada görüyoruz ki, Ocho, sanki, artık aşk bağlamında değil bir insan olarak reddedilme durumunda bizim, seyircilerin merhametini diliyor.
 
Fakat Hei'nin durumunun artık Ocho'yla hiçbir ilgisi yok gibi görünür. Hayatı, kocası olarak belki de şimdi anlıyor - sadece ihanet değil, aşkın öldürülmesinin gerçekleşmesi için aşkın ihanetine izin veriliyor. O bu hayatın dışındadır. Hayır, ruhu öldü, ruhsal olarak o bir ölüdür - ruhsuz yaşayan bir beden.
 
Onun bakışında -bir zamanlar yaşayan bir adamın bakışı-  karısı olan bir kadın tarafından aşkına ihanet değil ölümün kendisi var. Artık, sadece tek şeyi görüyor - ruhsuz bir hayat, hayatsız bir hayat.
 
Ocho, zayıflık anlarının sonuçlarının yaptığı şeyden çok uzakta olduğunu hisseder ve şimdi ne yapacağını bilmez.
 
Ocho, buradaki meselenin onun ihaneti olmadığını artık anlar - kocasına itirafı, tevazusu ve pişmanlığı ile ihanetinin bedelini öder. Ve şimdi ihanet artık onunla kocası arasında değildir. Şimdi ihanet hayatlarını ister. Şimdi ihanet hayatın bir parçası üzerinde hayatın reddi, ölüm ile ilgilidir. 
 
 
 
Elbette, kişisel ihanet, özellikle de aşk gibi bütünsel bir duygu monadiktir ve gerçekte kişisel ilişki ile sınırlıdır. Ancak insanın bütünsel kimliğine ihanet, günümüz insanında, sadece kişisel aşka ihanet değil aynı zamanda konformist davranışlar ve yozlaşmış ve boş seçimler ile kendi insanlığına ihanet sebebiyle ruhsuz olmak ve ruhsuz yaşamak gibi bir duruma yol açar. Buradaki mesele, onların daha ziyade ben-merkezci bakış açısına dayanan gerçekçi eylemlerinin affedilebilir ya da affedilemez oluşu değildir, ancak bizim düşüncesizce tüketim açgözlülüğümüzün ve sadece bizi değil örneğin, insan için eşsiz olan doğal ortamı, hayvanları ve bitki yaşamını, hayatın eşsiz ve kırılgan armağanını yok ederek dünyayı değiştiren eğlence bağımlılığımızın sorumsuzluğu sorunudur.  
 
Kurosawa'nın harika "Doduskaden"inin bu kesiti, insanoğlunun trajik düşüşünün birçok örneği arasında sadece bir tanesini gösterir. Yüksek maaşlı işler ve parlak bir kariyer için erkeklerle rekabet eden günümüzün "kurtulmuş" kadınlarının aksine kendi saplantılarına üstün olan ruhsal becerinin onu kıyaslanamaz derecede üstün yaptığı türüne az rastlanan haysiyetin bir kadını olan Kurosawa'nın Ocha'sı gibi çok ama çok az insan vardır.
 
*www.actingoutpolitics.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
ÖZGÜRLÜK

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde