Özgürlük

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

SEÇİME GİDERKEN MUHALEFETİN SARILDIĞI RETORİK, "GÜVEN ORTAMI"

 

 

Türkiye'nin içine düştüğü enflasyon-yüksek kur sarmalından çıkışın çözüm yolu faizleri değil sınıf bilincini arttırmaktır. Herkesin zengin olma peşinde koştuğu, en küçüğünden en tepedekine elinde bir makam olanların her türlü yolsuzluğu ve yağmalamayı yaptığı ve hırsızlığın herkesin bilincinde neredeyse kurumsallaşarak ahlaki bir zemin oluşturulup- "Çalıyor ama çalışıyor"- kutsandığı bir ülkede faiz arttırımları ülkenin emekçi kesimlerinin yeniden farklı bir yolla sömürülmesinden başka bir şey ifade etmez. Patron bile "yeniden yapılandırma" adı altında kendi şirketinin içini boşaltıp, soyup soğana çeviriyor. Sözü edilen böyle bir ülke Türkiye.

 

1929 Ekonomik Buhran'ından Keynesyen "refah devleti" ekonomi politikalarıyla, 1970'lerin ekonomik krizlerinden neo-liberal kuralsızlaştırma(deregulation) ve özelleştirme politikalarıyla çıkmakta çareyi bulan modern kapitalizm 2008 sonrası içine düştüğü kronik krizin dayandığı en son noktada çareyi "Ticaret Savaşları"nda bulmuştur.

 

Modern kapitalizmin en üst aşaması olan emperyalizmin kalesi olan ABD arttırdığı faiz oranlarıyla karşılıksız olarak finans kapitale dağıttığı dolarları geri çağırmaktadır. Bu da dünyada doların diğer yabancı paralar karşısında değer kazanmasına yol açmaktadır.Ticaret Savaşlarının arifesinde saflar sıkılaşmakta ve taraflar belirlenmektedir. Bu manzara karşısında en çok zararı görecek ülkelerden biri, üretim sanayisini montaj üzerine kurarak dünya çapında hiçbir üretim dalında rekabet gücü geliştiremeyen ve her dönem ekonomik büyümesini tüketim ve dış borçlanma -hırsızlık ve yolsuzluk- üzerine kurmuş olan Türkiye olacaktır. 

 

Liberalizmin bırakın istediklerini yapsınlar ekonomi-politiğini savunanlara göre önemli olan "güven ortamı"dır. Muhalefet partilerin de ağzına pelesenk olmuştur bu "güven ortamı" retoriği. Ekonomik krize neden olan "güven ortamı"dır. Bu yüzden ne olursa olsun güven ortamını bozacak şeylerden kaçınılmalıdır. Oysa ekonomik krizlere neden olan kapitalizmin bizzat kendi yapısıdır. Ekonomik krizlere sebep olan paradır. Ekonomik krizlere sebep olan ezilen ve sömürülen işçilerin sınıf bilinçlerinin azalmasıdır. Ekonomik krizlere sebep olan burjuva sınıfının meydanı boş bulmasıdır. 

Ekonomik krizi yenmenin tek yolu vardır. Ezilenlerin ve sömürülenlerin lehine daha büyük bir kriz yaratmak!

 

Kapitalizm devamlı değişim geçirmek zorundadır. Yapısal krizlerini aşmasının tek yolu değişimdir. Oysa modern kapitalist toplumda değişmeyen tek şey grevin gücüdür. Günümüzde grevlerin yerini insanların ezilmişliklerini dışa vurma yolu olarak seçtikleri bireysel ya da toplu isyanlar almıştır. Şu anda Türkiye'de ve dünyada yaşadığımız derin krize ve bu krizden en çok ve ilk etkilenen işçiler olmasına rağmen tüm sendikalar sessizce krizin gidişatını seyre dalmaktadır. Ve hiçbir sol parti sendikaların içinde bulunduğu çıkmaza çözüm üretecek bir proje işçilerin önüne koyamamaktadır. Oysa tarihimizin bize kazandırdığı deneyimlerin ışığında ekonomik krizleri çözmenin bir yolu vardır.

 

Bu yolun adı;

 

GENEL GREV!

 (ÖZGÜRLÜK)

Maltepe'ye akın edildi.

Maltepe'ye akın edildi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin bugün İstanbul'da yapacağı büyük miting için çalışmalarda sona gelindi. Sabah saatlerinde yola çıkan yurttaşlar miting alanına girmeye başladı. Saat 11.25'ten itibaren miting alanı tamamen doldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin bugün saat 13.00’da yapacağı miting için Maltepe’deki alanda hazırlıklar tamamlandı. Alana büyük bir platform kurulurken, kurulan ses sistemi de denetlendi.  Maltepe'deki miting alanı güvenlik amacıyla polis bariyerleri ile çevrilirken, mitinge gelenler kontrol noktalarından geçerek içeriye alınıyor. Miting alanına ayrıca cep telefonlarında sorun yaşanmaması için GSM operatörleri tarafından seyyar baz istasyonları da yerleştirildi. Saat 10.30 itibariyle alan dolmaya başladı. Basın icin hazırlanan protokolde yaklaşık 500 gazeteci görev yapıyor. Basın mensuplarının yarısı yabancı basın temsilcilerinden oluşturuyor. 10.30 -  Maltepe miting alanı dolmaya başladı. 11.25 - Ma... Read more

Demirtaş'tan '17:50’de TRT'yi izleyin' çağrısı

Demirtaş'tan '17:50’de TRT'yi izleyin' çağrısı

 HDP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, sandığa gitmekte kararsız olan ve ilk kez oy kullanacak gençlere, “Sorumluluk almaktan geri durmayın” çağrısında bulundu. Demirtaş, akşam saat 17.50’de TRT Haber’de son defa seçmenlere sesleneceğini de belirtti.    Seçim süreci boyunca kampanyasını tutulduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nden avukatları aracılığıyla gönderdiği mesajlarla yürütmeye çalışan HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, twitter üzerinden sandık görevlileri ve seçmenlere seslendi.    Demirtaş’ın mesajı şöyle: “Seçim kampanyasında son günümüz artık. Herkes YSK’nin tanıdığı sınırlar çerçevesinde, son saate kadar çalışmalarını mutlaka sürdürmelidir. Sandığa gitmekte kararsız olan yurttaşlarımız, siyasi tarihimizin bu en önemli seçiminde sorumluluk almaktan geri durmasın lütfen. Tıkanmış olan demokrasinin önünü açacak olan şey sizin oyunuzdur. Oylarınızla siyasete yön verin, ülkenin tek adama değil halka ait olduğu gösterin. Yarın sandığa atacağınız oy... Read more

Sanatçı Hozan Cane gözaltına alındı

Sanatçı Hozan Cane gözaltına alındı

Sanatçı Hozan Cane, HDP'nin seçim çalışmalarına katılmak için gittiği Edirne'de gözaltına alındı.    Almanya vatandaşı olan sanatçı Hozan Cane, Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) seçim çalışmaları kapsamında gittiği Edirne’nin Enez ilçesinde gözaltına alındı. İlçeden dönerken polisler tarafından aracı durdurulan Cane'nin sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındığı belirtildi.    Cane’nin Edirne İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü öğrenildi.     (ÖZGÜRLÜK) Read more

Yeşil Sol Parti standına saldırı

Yeşil Sol Parti standına saldırı

Yeşil Sol Parti’nin İzmir Bayraklı’daki seçim standına saldırı düzenlendi. Yeşil Sol Parti İzmir Eş  Sözcüsü ve HDP İl Seçim Komisyonu üyesi Atilla Kılıç ve partililer Bayraklı Sevgi Yolu’nda seçim çalışması yürüttüğü sırada saldırıya uğradı. Dün akşam saatlerinde gerçekleşen saldırı sonucunda stant kullanılamaz hale gelirken, parti yönetiminden 70 yaşındaki Hüseyin Özsaygı’nın saldırganın attığı yumruk sonucunda elmacık kemikleri kırıldı. Yeşil Sol Partililer seçim standının dağıtıldığı ve bir kişinin de fiziksel şiddete maruz kaldığı saldırıyı şikayet etmek amacıyla Bayraklı Karakolu’na gitti. Ancak saldırganlar serbest bırakılırken, Yeşil Sol Parti İzmir Eş Sözcüsü Atilla Kılıç, cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. BARIŞIN VE DEMOKRASİNİN SAVUNUCUSU OLACAĞIZ Dün gece gözaltına alınan ve bu sabah serbest bırakılan Yeşil Sol Parti İzmir Eş Sözcüsü Atilla Kılıç dün yaşananlara dair şunları anlattı:‘’Dün akşam standımızı açtığımız sırada 18- 20 yaş ... Read more

Tutuklu-Hükümlü sağlığına dönük şikayet başvurularını yerind…

Tutuklu-Hükümlü sağlığına dönük şikayet başvurularını yerinde değerlendirildi.

İTO Yönetim Kurulu’ndan Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na ziyaret. Tutuklu-Hükümlü sağlığına dönük şikayet başvurularını yerinde değerlendirildi. Yönetim Kurulumuza Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan tüberküloz hastası bir hükümlü yurttaşımızın, tedavisinin aksatıldığı, hastalığı ağırlaşmasına karşın hastaneye sevkin geç yapıldığına dair başvurusunun ardından, yine aynı kurumda kalan 90 hükümlü/tutuklunun ortak imzasını taşıyan, sağlık Hakkına erişimlerinin engellendiği ve sevk edildikleri kurumlarda kelepçeli muayeneye zorlandıkları iddiasını içeren, başka bir başvuru yapıldı.İl İnsan Hakları Kurulu Kurulu’na temsilci veren, kamu sağlığını korumakla görevli bir kurum olarak İstanbul Tabip Odası, 12 Temmuz 2018 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında başvuruları değerlendirdi ve bir ziyaret komitesi oluşturarak,  iddiaları yerinde değerlendirme kararı aldı.19 Haziran 2018 tarihinde Dr. Pınar Saip, Dr. Güray Kılıç  ve Dr. Murat Ekmez’den oluşan bir heyet, Bakırköy K... Read more

Seçim atmosferi sorunlar (12)

Seçim atmosferi sorunlar (12)

SEÇİMLERE GİDERKEN ÇÖZÜM    Tarihte umutsuzluğun her yeri kapladığı bir anda ölü toprağı serpilmiş umudun üstünü aralayanlar her zaman ezilenler oldu. En umutsuz yerlerde umudun kapısını ardına kadar açanlar hep ezilenler oldu. Kimi zaman Paris'in sokaklarında, kimi zaman Chicago'nun Haymarket Meydanı'nda, kimi zaman 1917 Şubat'ının St. Petersburg'unda, kimi zaman Fatsa'nın çamurlu yollarında umut ışığını yakanlar hep onlar oldu.   Bu dünyada ezilenler var mı? Var. Bu dünyada sömürülenler var mı? Var. Bu dünyada sosyalistler var mı? Var. Kimin için, kimin yanında? Ezilenlerin ve sömürülenlerin yanında. Peki öyleyse tarihin her safhasında amip gibi bölünerek çoğalmak niye? Eğer aslolan işçi sınıfı mücadelesi ise, eğer hedef sınıfsız bir toplum ise, eğer amaç özgürlük ve eşitlik ise, eğer ortak amaç tüm bunlar ise, birbirini yemek niye?   Gelin bırakın artık kimin ne kadar sosyalist, kimin ne kadar devrimci, kimin ne kadar Marxist, Leninist, Maocu, kimin ne kadar şucu bucu olduğu... Read more

Seçim atmosferi Özgürlük (12)

Seçim atmosferi Özgürlük (12)

SEÇİMLERE GİDERKEN SEN    Tarihsel çizgisine baktığımızda kendisinden gelişmişlik beklenirken bir kişinin sultası altında her geçen gün faşizm bataklığına doğru yol alan, etnik, dini ve ulusal kimliklerin politik alan içine sıkıştırıldığı, böyle olduğu için de gerici bir milliyetçilik ve laiklikten uzaklaştığı oranda yobaz bir dincilik anlayışına saplanıp kalmış bir ülke Türkiye. Ve artık bu ülkede hangi ideolojiden, hangi inançtan olursa olsun ezilenlerin yanında olmak bir elzemdir.   Ne medeniyet, ne ideoloji, ne inanç, ne gelenek, ne kültür ne de diğer şeyler. Bu dünyada insanlığın tek göstergesi var: Dünyaya kimin penceresinden bakıyorsun? Ezenlerin mi, Ezilenlerin mi? Bu dünyada kimin yanında yer alıyorsun? Sömürenlerin mi, Sömürülenlerin mi? İşte bir insanı insan yapacak olan, bu sorularla yüzleştiği andır.   24 Haziran Genel Seçimleri'nde sadece muhalefet ve iktidar karşı karşıya gelmiyor. Ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen, soyan ve soyulan, zalim ve kimsesiz, zen... Read more

Seçim atmosferi Sendikalar (11)

Seçim atmosferi Sendikalar (11)

SEÇİMLERE GİDERKEN SENDİKALAR   Türkiye'nin şu anda içinden geçtiği en karanlık günlerde "muhalif" bir güç olarak sesine en çok ihtiyaç duyulanlardan biri olması gereken sendikalar nerede? Hiç seslerini duyan var mı? Ya da bugün, bu ortamda sesleri çıkmıyorsa ne zaman ses çıkartmayı düşünüyorlar? İşçi sınıfı topyekun yok olunca mı?   Emeğin en güçlü silahı nedir? Kapitalistlerin en çok korktuğu, kabuslarına giren silahı? Grevler'dir. Oysa günümüzde Türkiye'de grevler gittikçe düşük seviyelere inmiştir. İşçi sınıfının en etkin silahı etkisizleştirilmektedir. Ve bu etkisizleştirme de sendikaların liderliği aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Sendikalar bir avuç sendika bürokratı için zenginleşmenin ya da milletvekili adayı olmanın bir basamağı olmuştur. Ve işçilerin büyük bir çoğunluğu sendikalara güvenmemektedir. Bu yüzden de Türkiye'de grev ve sendika üyeliği yoğunluğu cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinde seyretmektedir.   Türkiye'de grevler, dogrulukpayi.com'un analizi... Read more

Seçim atmosferi Sosyalistler( 10)

Seçim atmosferi Sosyalistler( 10)

SEÇİMLERE GİDERKEN SOSYALİSTLER     Dünyanın çoğu ülkesinde, özellikle de batılı ülkelerde liberalizmin(neo-liberalizmin) ve sosyal demokrasinin geleneksel partileri kan kaybederken neden radikal sol bu itibardan düşmeden yararlanamıyor? Neden toplumun en ezilen kesimleri içinde bulundukları çıkmaza bir alternatif olarak gördükleri aşırı gerici sağ partileri destekliyorlar? Oysa bu gibi aşırı sağ partilerin toplumsal bir proje yerine vaat ettikleri yegane şey, kendilerini destekleyenlere sunacakları kayırmacılık ekonomisi ve ezilmişlerin ezilmişliklerinin sorumlusu olarak gördükleri ya da onlara popülist ve gerici milliyetçi söylemler vasıtasıyla politika ve medya kanalıyla sorumlu olarak algılatılan kendinden olmayan kimlikleri dışlama ve yeri geldiğinde ülkeden def etmedir.    Dışlayıcılık ve kayırmacılık, ideolojik altyapısı ve buna uygun entelektüel düzeyi olmayan aşırı gerici sağ partilerin tarihin her döneminde kışkırtmanın ve egemen sınıfların çıkarına manipülasyonun hizm... Read more

Seçim atmosferi FENERBAHÇE (9)

Seçim atmosferi FENERBAHÇE (9)

SEÇİMLERE GİDERKEN FENERBAHÇE   Umutsuzluklar içinde olabileceğine bakılmaksızın umut aramak ezilen halkların kaderinde var. Bu kesinlikle "denize düşen yılana sarılır" durumu değildir, aksine insanların mücadele etme umutlarını kaybetmediklerinin, yeniden canlanmanın ya da belki yeniden ayaklanmanın bir göstergesidir. Umutsuzluk anlarında umut olanın rengine, görüntüsüne, konumuna, ideolojisine bakılmaz. o artık ezilenlerin o an için sembolüdür. O artık o an için tüm baskılara, tüm zulümlere, tüm despotluklara ve bir diktatöre karşı bir haykırışı büyütebilmenin, bir isyanı diriltebilmenin de sembolüdür. Umudun her zaman bir işaret fişeğine ihtiyacı vardır. Toplumsal patlamaların da bir umuda. Ve umut hiç beklenmedik bir anda bir yerden de doğabilir.   Ekonomik fakirleşmenin hemen her kesimden, her sınıftan insanı vurmaya hazırlandığı, gençler arasında işsizliğin ve gelecek kaygısının giderek tırmandığı, zengin ve fakir arasındaki uçurumun gün geçtikçe muazzam açıldığı ve bunlara... Read more

Seçim atmosferi MERKEZ BANKASI (8)

Seçim atmosferi  MERKEZ BANKASI (8)

SEÇİMLERE DOĞRU MERKEZ BANKASI   Ezilenleri aldatmak iktidar partilerin her daim işine gelir. Yaptıkları yolsuzlukların, çaldıkları paraların üstünü örtmeye yarar. Peki ya bunu görüp de sesini çıkartmayan muhalefet partilerine ne demeli?    Artık ezilenler açısından bir şeyin ayırdına varma vakti geldi de çattı bile: Burjuva parlamenter sistemi içinde mecliste politika yapan her parti -ki bu parti sosyalist parti bile olsa- burjuva medeniyetinin çıkarlarına maaşlı olarak hizmet eder.    Açın gazetelerde her gün yayınlanan vaatlere bir bakın! Hepsi ağız birliği etmişcesine Merkez Bankası'nın bağımsızlığından dem vurur. Oysa Merkez Bankaları kapitalizmin kaleleridir. Kapitalizmin can evleridir. Amaç, onları bağımsızlaştırmak değil yıkmak ve sonsuza kadar ortadan kaldırmak olmalıdır. 2008 krizinde karşılıksız olarak para basıp bankalara, finansçılara ve kısacası egemen sınıfa bedava trilyonlarca dolar akıttılar. Siz hiç bir bankanın, kredisini ödeyemeyecek duruma gelen bir işçiye,... Read more

Seçim atmosferi Partiler (7)

Seçim atmosferi Partiler (7)

SEÇİME GİDERKEN SEN, BEN, BİZLER     İnsanlar aynı hatalara defalarca neden düşerler? Neden yeniden başlamak kimsenin aklına gelmez? Belki de çözüm eskiyi olduğu gibi silmek... Ve yeniden başlamak... Geçmişten yeterince ders ve deneyim almış olsak gerek!   Başlangıç olarak istediğimiz tarihi alalım. Sağ partiler aynı. Sol partiler aynı. Sosyalist partiler de aynı. Sosyalist örgütler hep aynı. Peki yıllarca aynı olan şey, özünde değişmeyen şey nasıl olacak da değişimi getirecek. Çözüm ve kader aynı olduktan sonra geriye kalan aynı acılar ve ıstıraplar olacak! Devrimi ezilenler yapacak ve ezilenler adına devrimi ele geçirenler devrimi mahvedecekler! Çünkü değişmeyen tek şey değişim değil değişemeyenler. Ezilenler adına demokrasi ve özgürlük talep edip kendi örgütlerinde ya da partilerinde demokrasinin kırıntısını dahi görmeye tahammül edemeyenler. Tarihte yüzlerce örnek olmasına, en büyük devrimcilerin yazdıklarıyla yaptıkları tutmamasına ve hiçbir şey ve hiçbirinin semtine değişi... Read more

Seçim atmosferi iktidar (6)

Seçim atmosferi iktidar (6)

SEÇİMLERE DOĞRU ATEŞLE OYNAYAN BİR İKTİDAR   Artık eski grevler yok. Artık fabrika işgalleri yok. Artık öğrenci ayaklanmaları yok. Artık 68'in isyan ruhu yok.    Tüm dünyada sendikalar kan kaybediyor. Meydanlar, sokaklar ve caddeler göz yaşı dökerken dünya Sol'unun üzerine ölü toprağı seriliyor...    Modern toplumun kendi özüne yabancılaşan bireyi insanlıktan uzaklaştığı nispette kurtuluşu bencillik, egoistlik ve sınıf atlamada arıyor. Paylaşmak güzel olsa da hiç kimse hiçbir şeyi hiç kimseye bedava vermiyor. Bir zamanlar John Steinbeck'in Amerikalılar için, "Sanırım sorun şu ki, Amerika'da kendini proleter olarak gören yok. Fakirler kendilerini geçici olarak sıkıntı yaşayan milyonerler olarak görmektedir," dediği gibi, artık tüm dünya genelinde insanlar kendilerini işçi ve ezilen olarak değil, geleceğin sınıf atlayanı ve zengini olarak görmektedir. Kapitalizmin büyülü lüks dünyasında "belki bir gün sende olabilirsin" mitine kapılan milyonlar ekonomik eşitlik mücadelesinin peşi... Read more

Seçim atmosferi Muhalefet (5)

Seçim atmosferi Muhalefet (5)

MUHALEFET NEDEN KAPİTALİZM KELİMESİNİ HİÇ AĞZINA ALMAZ   Kapitalist modern toplum kendilerine yabancılaşmış ve birbirleriyle devamlı çatışma halinde olan işçiler ve patronlardan -ezenler ve ezilenler, sömüren ve sömürülenler- oluşur. Aralarında ikisinin de gayet bilincinde olduğu sonsuz bir savaş vardır. Ancak bu savaş görünmez. Görünmediği için de çıkarı olanın, yani sömürenin işine geldiği müddetçe gösterilmez. Görünmemesinin ve gösterilmemesinin nedeni sadece sömürü değil, aynı zamanda iktidarı da ele geçirmektir. Yaşadığımız toplumda iktidar burjuva sınıfının elindedir ve topluma egemen olan kültür burjuva sınıfı kültürüdür. Ve iktidar onun bekasına hizmet için vardır. Aynı politikacıların varlığı gibi. Nihayetinde meclisteki politikacıların hemen hemen hepsi -muhalefettekileri de dahil- burjuva sınıfının maaşlı çalışanlarıdır. En sol da görünenler bile. Bu yüzden de, bir gün olsun, işçilere hitap ederlerken ağızlarından "kapitalizm" kelimesinin çıktığını duyamazsınız.    Hiç... Read more

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

SEÇİME GİDERKEN MUHALEFETİN SARILDIĞI RETORİK, "GÜVEN ORTAMI"     Türkiye'nin içine düştüğü enflasyon-yüksek kur sarmalından çıkışın çözüm yolu faizleri değil sınıf bilincini arttırmaktır. Herkesin zengin olma peşinde koştuğu, en küçüğünden en tepedekine elinde bir makam olanların her türlü yolsuzluğu ve yağmalamayı yaptığı ve hırsızlığın herkesin bilincinde neredeyse kurumsallaşarak ahlaki bir zemin oluşturulup- "Çalıyor ama çalışıyor"- kutsandığı bir ülkede faiz arttırımları ülkenin emekçi kesimlerinin yeniden farklı bir yolla sömürülmesinden başka bir şey ifade etmez. Patron bile "yeniden yapılandırma" adı altında kendi şirketinin içini boşaltıp, soyup soğana çeviriyor. Sözü edilen böyle bir ülke Türkiye.   1929 Ekonomik Buhran'ından Keynesyen "refah devleti" ekonomi politikalarıyla, 1970'lerin ekonomik krizlerinden neo-liberal kuralsızlaştırma(deregulation) ve özelleştirme politikalarıyla çıkmakta çareyi bulan modern kapitalizm 2008 sonrası içine düştüğü kronik krizin dayand... Read more

Seçim atmosferi Ekonomi Dolar (3)

Seçim atmosferi Ekonomi Dolar (3)

SEÇİME GİDERKEN EKONOMİK GELİŞMELER   Dolardaki inanılmaz hızda artışlar ve yabancı yatırımcıların paralarını topluca çekmeye başlamaları sonrasında Merkez Bankası tüm siyasi baskılara rağmen borç verme faizini 3 puan artırmak zorunda kaldı. Merkez Bankası'nın bu müdahalesi sonrasında bile dolar kuru 4.50'ye inmiş değil.    Türkiye ile hemen hemen aynı ekonomik sorunlara sahip olan, ama cari açığı Türkiye'den daha az olan Arjantin'de manzara, 5 yıllık kemer sıkma politikaları sonrasında Cumhurbaşkanı Maurizo Macri hükümetinin küresel ekonomik kriz ile başının derde girmesi ve en son yansımalarıdır. Bir yıl önce Arjantin'in kurtarıcısı olarak alkışlandığı zaman, geçen yüzyılda Arjantin çeşitli borçlarını ödeyememesine rağmen, % 7’nin üzerinde bir faiz oranı sunan 100 yıllık bir tahvil çıkardı.    Fazla ilgi görmüştü ve kısa süre içinde yüksek bir katsayıya bile tekrar satılıyordu. Yabancı sermayenin bu ilgisi Arjantin'in son yirmi yılda başaramadığı şeydi. Bir müddet bu, Macri'y... Read more

Seçim atmosferi Ekonomi (2)

Seçim atmosferi Ekonomi (2)

SEÇİMLER GÖLGEDE KALABİLİR     Başkanlık seçimlerine bir ay kala tüm gözler, her geçen gün daha fazla, seçimlerden çok döviz kurlarındaki artışa çevriliyor. Ekonominin kendi dinamiklerindeki değişimler seçimleri gölgede bırakabilir çünkü parametrelerdeki değişimin bu hızla giderse beraberinde getireceği, sayıların bile yetişemeyeceği hızda artan toplumsal çürüme ile birlikte kaçınılmaz bir çöküş olacaktır. Bu defasında Türkiye toplumu sadece büyük bir krize doğru değil, aynı zamanda toplumsal yok oluşa doğru da koşar adım gidiyor. Artan sadece yoksulluk değil, beraberinde suç işleme oranları da roket hızıyla artıyor. Tetiklenecek bir toplumsal kaos ve endişe ortamında şu anda yaratılmak istenen ve belirli oranda yaratılan korku imparatorluğu bölgesel, yerel ve mahalli çeteleşmelerden tutun da yağmalamalara kadar evrilebilir. Bunun emareleri bugünden görülmektedir.   Uzun yıllardır içine düştüğü faiz-enflasyon sarmalından bir türlü kurtulamayan Türkiye, ekonomik iyileşme ve ekono... Read more

Seçim atmosferi devam ediyor (1)

Seçim atmosferi devam ediyor (1)

MİLLETVEKİLLERİ BELLİ OLDU   Kapitalizm ara ara rayından çıkarsa da dayandığı ideoloji olan liberalizm insana fikirleri özgürce ifade, toplanma, eğlenme, iş kurma, sivil haklar, oy kullanma vb. gibi bütün biçimsel hakları bahşeder, yalnız biri dışında: toplumu değiştirmeyi talep etme hakkı...   Bu yüzden burjuva politikacıları da -parlamento da ister sağ ister sol olsun tüm milletvekilleri- işçilere, köylülere, memurlara, yoksullara, yoksunlara her şeyi vaat ederler, yalnızca biri dışında: ekonomik eşitlik. Bizler de gider o vaatler için oy kullanırız ve bir sonraki vaatler gelene kadar da hüsrana uğrarız. Oy hakkımız ekonomik eşitlik üzerine değil vaatler üzerinedir, çünkü aksi olsa egemenler oy kullanma hakkımızı da elimizden alırlardı.   Ve önümüzde bir seçim daha var. Yeni milletvekili adayları ve yeni vaatlerle... Mecburen kötünün iyisini seçeceğiz. Hayatımızda bir değişim olacaksa da biçimsel olacak, gerçek eşitlik ise devrim umutlarına kalacak her zaman olduğu gibi... Bi... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

FACEBOOK SAYFAMIZ