Özgürlük

GREVİN DOĞUŞU

 
 
DERMOT FEENAN
 
 
Greve neden "grev" denir? Cevap 250 yıl önceye, işçi sınıfının doğum sancılarına kadar uzanıyor.
 
Wikimedia Commons
 
Tam iki yüz elli yıl önce bu ay toplu iş durdurmayı tanımlamak için "grev" sözcüğünün kullanımı İngiliz diline giriş yaptı. Denizciler ve kömür işçileri öncülüğünde 1768 Londra Grevleri sırasında ilk olarak ortaya çıktı. Kelime, "indirme"[strike] eyleminden ya da gemilerin üst yelkenlerini, onları hareketsiz kılmak için kaldırmadan kaynaklanıyor. O zamandan bu yana "grev!", 1768'de Londra rıhtımlarından 2018'de Batı Virginia hükümet binasına kadar işçi mücadelelerini müjdeleyen ikonik bir kelime oldu.
 
Tabii ki, işçilerin protesto için toplu olarak iş bırakmaları bir ilk değildi. Esasen, 1768 londra Grevleri öncesinde, kuzeydoğu İngiltere'de Tyne and Wear'lı mavnacılar ("kömür mavnaları"nı ya da sahilden gemilere kömür taşıyan tekneleri işletenler), John Stevenson'un yazdığı gibi, "sendikanın en ilkel biçimde ilk örgütlenmesi arasında" olarak kabul edilen kolektif ajitasyonu 17. yüzyılın ortalarından beri çok etkili şekilde kullanmışlardır. 1762 yılının Aralık ayında kuzeybatı İngiltere'de Liverpool'daki denizciler ücret artışı talebiyle iş bıraktılar. Ve 1765'te İngiltere'nin kuzeyi boyunca kömür madencileri sürekli iş durdurmaya kalkıştılar. 1768 yılının Nisan ayında, Sunderland'da bulunan denizciler, seren direklerini aşağıya indirerek(böylece yelkenleri "indirerek") gemilerin limanı terk etmelerini engellediler. Sonuçta, gemilerin sahipleri ve efendileri denizcilerin maaş artışı taleplerini kabul etti. Mayıs ayında Thames nehrindeki denizciler bu eylemleri tekrarladılar. Kuzeydoğudaki taktiklerin haberleri Londra'nın kömür işçilerine ulaştı ve bir kelime[grev(strike)] bir hareketle birlikte doğdu.
 
KÖMÜR İŞÇİLERİ
 
On sekizinci yüzyılda Londra'nın hızlı bir şekilde büyümesi, kömür gemileriyle kuzeydoğu İngiltere'nin madenlerinden temin edilen devasa miktarda kömür gerektirdi. Kömür, Thames'ın kuzey kıyısındaki Wapping ve Shadwell'deki kömür işçileri tarafından boşaltılıyordu. "Girişimciler", kömürcüleri kiralayan ve onlara parça başına ödeme yapan komisyoncular tarafından kontrol edilen zorlu, pis bir işti. Birçok yerel han ve tavernanın sahibi olan girişimciler, bir ödeme aracı olan kömür fıçısı ya da "çuvalı"nın yanı sıra yiyecek ve içecek gibi şeylerle de ayni ödeme yapıyorlardı. Kömür atma susatıcı bir işti ve o zamanlar suyun içilebilir olmaması nedeniyle işçiler biraya dönmüşlerdi. Han ve tavernaların bölgede yemek yiyip içebilecekleri tek elverişli yerler olduğu göz önünde bulundurulduğunda, girişimciler kömür işçilerin nafakaları üzerinde kayda değer bir kontrol sağlamışlardı.
 
Kömür işçilerinin çoğu İrlandalıydı. Bazıları, 1762–63'te İrlanda'nın güneyindeki ilk toprak gerginliği dalgası sonrasında göç etmişti. Bazıları, kiracı çiftçilerin çıkarlarını savunmak için şiddet içeren taktikler kullanan gizili bir örgüte mensup Beyaz Çocuklar'dı, fakat, David Featherstone'un gözlemlediği gibi, bazı İrlandalı göçmenlerin onların taktiklerini basitçe taklit etmeleri aynı ölçüde mümkündür. Kömür işçileri doklarda on altı veya daha fazla gruplar halinde birlikte çalışıyorlardı. Kolektif örgütlenmenin ayırt edici tüm özellikleri zaten mevcuttu.
 
1758'de işleri için gerekli olan kömürcü kürekleri üzerindeki girişimcilerin tekelini kırmak için Parlamentoya başarılı şekilde dilekçe verdiler. Önceden, girişimciler bu küreklerin imalatını kontrol ediyorlardı ve onları işçilere fahiş oranlarla kiralıyorlardı. Öte yandan, 1758 yılında yürürlüğe giren ücret yasası çok çabuk geçiştirildi. Yasaların uygulanmasından sorumlu olan yerel meclis üyesi, Jamaika'da köle iş gücü tarafından işlenen önemli şeker plantasyonlarının sahibi olan William Beckford'dı. İşçilerin lehine müdahale etmekte isteksiz olan yeni bırakınız yapsınlar kapitalist sınıfını temsil ediyordu. 
 
Londra'nın Doğu Yakasında ticaret ve hafif imalattaki büyüme, bu gibi çatışmaların her yerde kabardığı anlamı taşıyordu. 1765'deki Spitalfields isyanında, ipek dokuma endüstrisinde sıkıntılı bir dönem sırasında dokumacılar ücretlerinin geçim seviyesinin altına düşmemesini talep etmek için örgütlenmişlerdi. Yasadışı ve resmi olmayan bir erken sendikalizm şeklini uyguluyorlardı. 1765'te Fransa'dan ipek ithalatını protesto ettiler. 1767'de isyan etmeye devam ettiler. 1768'de, yiyecek sıkıntısı Londra çapında daha fazla isyan çıkardı. O Nisan'da kömür işçileri, bir takım grev kırıcı işçileri yaralayarak gemilere çıktılar. 
 
Karada protestolar, han ve tavernalarını grev kırıcıları işe almak için üs olarak kullanan girişimcilere odaklandı. Kömür işçileri ayrıca, kömür tüccarlarının ve girişimcilerinin işi başkalarına devretmesini engellemeye yardım etmesi için yerel bir sulh yargıcı olan Ralph Hodgso'un yardımına başvurdular. Hodgson, gemi kaptanlarının kömür işçileri kiralama konusunda bilgi alabileceği işe alma kabul odası kurdu. Girişimciler dışarıdan iş gücü getirerek karşılık verdiler. Nisan'da kömür işçileri ateşli silahlarla John Green'in Atlıkarınca Tavernası'nı bastılar. Bir kömür işçisi ve bir ayakkabıcı öldürüldü. Ertesi gün Green, birkaç saldırganın öldürüldüğü yeni bir saldırıya uğradı. Yedi kömür işçisi tutuklandı, mahkum edildi ve asıldı. 
 
Bununla birlikte kömür işçileri daha iyi ücretler için faaliyet yürütmeye devam ettiler. Mayıs'ın başlarında ücret artışına ilişkin yazılı güvence alıncaya kadar işi durdurdular. Hatta Doğu Yakası sokaklarından varlıklı Batı Yakası'na kömür vagonlarını taşıyan atları alıp götürdüler, böylece endüstrinin tedarik zincirini bozdular. O ay kömürcülerin protestoları Londralı denizcilere sıçradı.
 
DENİZCİLER
 
1763 yılında sona eren Yedi Yıl Savaşı'nın ardından, denizciler için iş azdı ve benzer iş için yapılan ödeme gemi sahibine bağlı olarak değişiyordu. Mayıs 1768'e gelindiğinde Londra'daki denizciler gemiler arasında ödemeleri gözden geçirdiler ve eşitsizlikleri kaydettiler. Sadece yelkenleri "indirmek"le değil aynı zamanda ürettikleri mamüllerle artık geçimlerini sağlayamayan fırıncıları ve kasapları geçerek ellerinde davul ve bayraklarla yürüyerek ücret artışlarını kazanan Sunderland'daki denizcileri hatırladılar. Toplu ajitasyon örnek gösterildi. Kısa süre sonra Londralı denizciler, camadanları sökerek ya da gemielerin yelkenlerini "indirerek," ücret artışına kadar hiç kimse denize açılmayacak diye tehdit ederek zorla gemilere çıktılar.
 
Denizciler, ücret artışı için Parlamento ve Lord Mayor'a dilekçe verdi. 11 Mayıs'a gelindiğinde, Westminster'a doğru yürümek için on dört bin denizci sıralandı. Walter Shelton'un bildirdiği gibi, "kayıkçılar, mavnacılar, ballastçılar, kırma taşişçileri, kömür işçileri görevlerini bırakmaya ve ücretleri karara bağlanana kadar işe gitmemeye" çağrıldılar. Mayıs ayının ikinci haftasının başlamasıyla birlikte, kömür işçileriyle dolu birkaç gemi ve denizciler Parlamentoyu geçtiler, Parlamento Binalarının batısında karaya çıktılar ve Stepney Çayırları'na ulaşıp "şaşılacak" sayıda diğer kömür işçileri ve denizciler ile birleştiklerinde devam ettikçe daha çok işçi toplayarak doğuya geriye batıya doğru birkaç mil yürüdükçe rıhtımlardaki diğer işçileri de onlara katılmaya zorladılar. Birkaç hafta içinde Thames'taki tüm ticaret -Britanya ticaretinin neredeyse üçte birini elinde tutan İmparatorluğun denizcilik atardamarı- durma noktasına geldi. Kayıkçılar ve arabacılar gibi diğer işçiler de greve katıldılar ya da grevlere işaret ettiler.
 
TİCARETE VE TAHTA KARŞI
 
Ancak, girişimciler Tyneside'dan grev kırıcılar getirmeye, böylece kömür işçileri ve denizciler arasındaki ittifakı bozmaya devam ettiler. Mayıs ayı başlarında, denizcilerin bir ücret artışı talebi reddedildi. Hükümet rıhtım boyunca donanma gemilerini konuşlandırdı. Çatışma tırmandı. Grev kırıcı işçiler gemileri boşaltmaya başlarken, bir isyan patlak verdi ve bir denizci ölümcül şekilde yaralandı. Karşılık çok şiddetli oldu.
 
Denizci'nin öldürülmesi ile ilgili dokuz kömür işçisi suçlandı. İki tanesi geleneksel idam alanı olan Tyburn'de asıldı. Diğer altısı, kömür işçilerinin yaşadığı ve çalıştığı yere yakın olan Sun Tavern Fields'de asıldı. Yüzlerce polis ve askerin konuşlandırılmasıyla birlikte elli bin insan eşlik etti. Askerler eylül ayına kadar bölgede tutuldu. İdamlar kömür işçilerinin kararını değiştirdi, fakat ticaret ve Tahta karşı örnek oluşturan temel direniş unutulmadı ve gelecek protestoları besledi.
 
BÜYÜK MİRAS
 
Thames'deki tüm gemileri durduran denizcilerden günler sonra, aynı tür işçilerin -bu olayda şapkacılar- ücret için "grev" yaptıklarına dair basılı bir kayıtla karşılaştık (St James’s Chronicle and The British Evening-Post, May 7-10, 1768). Tyneside denizcileri için daha yüksek ücret sağlayan yelkenleri "indirme" için kullanılan teknik terimin rıhtımlardan kıyıya ve sonra benzer yüksek gıda fiyatlarından giderek daha fazla acı çeken Londra'nın emekçi halkı arasında hızlı bir şekilde yayılması olasıydı.1768 ilkbaharında. 1768 ilkbaharında, işçi sınıfı çalkantısının yeni bir terimi türetilmiş gibi görünüyordu.
 
Denizcilerin grevleri, Atlantik'in her iki tarafında, diğer çalışanlara ilham vererek, artan sıklıkta gerçekleşecektir. 1775'te tersane işçileri İngiltere'deki en büyük deniz tersane olan Portsmouth'da greve gittiler. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Philadelphia'daki Journeymen Cordwainers Federal Topluluğu, ayakkabıcıların ücretlerini korumayı amaçlayan düzenli "grevlere" sahipti. On dokuzuncu yüzyılın başlarında eylemleri Amerika'da "grev yapma" fiilinin ilk kullanımı olduğuna inanılan şey ile sonuçlandı.
 
Londra’daki grevlerde, kömür işçileri ve grev kırıcı denizciler arasındaki şiddetli çatışmalara rağmen, tüm işçiler “benzeri görülmemiş bir dayanışma gösterdiler”. Grev, birbirini anlayan işçi sınıfı kabarışının potansiyelinde açık bir gelişmeyi temsil etti. Ne yazık ki, hala protestolarda bulunan kömür işçilerini zor durumda bırakarak, ücret artışı elde eden denizciler işe geri döndüklerinde bu potansiyel sönmüştü. 
 
İngiltere Hanoverian'da aşırı derecede birleşme olgusu yeni idi. George III giderek gerici hale dönüştükçe ve aristokrasi, yeni mülklenen toprak sahipleri ve tüccarlar halkın çoğunluğun ihtiyaçlarını göz ardı ederek Parlamento'ya hükmettikçe de sıklık kazandı.
 
Buna karşılık, egemen sınıf, Londra'nın yoksullarını uyumlu bir endüstriyel işçi sınıfına dönüştürmek için gösterişli infazlar, isyancılara karşı yasal zulüm ve askeri baskılar uyguladı. Coplu ve atlı polisin grevci madencilere saldırdığı 1980'lerin sonlarında İngiltere'deki Orgreave Çatışması'nda apaçık olan gibi bu araçlar asla gerçekten terk edilmedi.
 
1768 Londra Grevleri bugün hala emek mücadelesi saflarında yankılanır. Ancak, bilinmesi gereken grevlerin benzersiz yönleri vardı. Bunlar arasında İrlandalı kömür işçilerinin oynadığı önemli bir rol var. İmparatorluğun ana atardamarında direnişin kolektif eylemini sergilemek için İrlanda'da Beyaz Çocuklar'ın ajitasyonundan yararlandılar. Bu direniş, varoluşsal Taht endişelerini kışkırtarak daha büyük güçlerle birleşti. Büyüyen ticari menfaatler, yüzyılın ilk yarısındaki İngiltere Kralı II. James yanlısı isyanlar ve Yeni Dünya'da filizlenen cumhuriyetçi düşünceler, özellikle de egemen sınıfa karşı tehdit edici görünmesini sağlayan kömür işçileri mücadeleleriyle bir noktada buluştu. Sonuç, politik farklılığın kararlı bir şekilde bastırılması ve potansiyel olarak devingen ve asi işçilerin yeni ve giderek büyüyen nüfuslarını disipline edilmesiydi.
 
Grev, koordine edilmiş liderliğin derin sonuçlara yol açtığı 120 yıl sonraki 1889 Londra Liman Grevi'ne kadar görülmedi.Ben Tillett ve John Burns gibi örgütçülerin öncülük ettiği grev Britanya'daki sendikacılığın tarihinde bir dönüm noktası oldu. Yeni bir sendika yoluyla topu kolektif iş durdurmayı bir araya topladılar ve net bir hedefi kışkırttılar: "marsığa dönmüş" liman işçilerinin ücreti.
 
Londra Liman Grevi'nin başarısı özellikle vasıfsız işçilere kendilerini organize etmeleri ve ülke çapında ortak hareket etmeleri için yeni bir güven sağladı.Bu şekilde, 1889 grevi İngiliz işçi hareketinin yükselişinde önemli bir rol oynadı. Ancak, 1768'deki kömür işçileri ve denizciler öncüydüler. "Grev" savaşmak için sendika aktivistlerine çağrıya dönüşmeden önce ve işçi sınıfı dayanışması, E.P. Thompson'un belirttiği gibi, tanımlanabilir bir işçi sınıfına dönüşmeden önce, bu on sekizinci yüzyıl işçileri işçi sınıfı tarihine damga vurdular.
 
*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
ÖZGÜRLÜK

FACEBOOK SAYFAMIZ