Özgürlük

ARJANTİN: Peso'nun Çöküşü - Dünya Ekonomisinin Durumunun Uğursuz İşareti



Jack Halinski-Fitzpatrick 25 May 2018

2018'in başlangıcından bu yana, 1 dolar 25 peso'ya ulaşırken, Arjantin peso'su dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti. Krizin şiddeti, hükümeti faiz oranlarını yüzde 40'a kadar çıkartmaya zorladı. Görünen o ki bu da pek işe yaramadı; hükümet, sendeleyen ekonomiyi ayağa kaldırma adına multi-milyar dolarlık IMF kredisine başvurmak için girişimlerde bulundu. Görünen o ki, açık mavi bir gökyüzünden şimşek gibi gelerek kapıya dayanan bu felaketin gerçekte ortaya çıkardığı şey Arjantin ve dünya ekonomisinin kırılgan halidir. 2008 mali krizinin ardından, ekonominin çöküşünü önlemek için çaresiz bir önlem olarak, ABD merkez bankasının bilançosunun büyüklüğünü üçe katlayarak 4,5 trilyon dolara ulaşmasıyla birlikte,  ABD ve Batı hükümetleri parasal genişlemenin - veya basit bir ifadeyle, para basmanın - muazzam bir programını başlattılar. Buna ek olarak, merkez bankası faiz oranlarını 2008 Aralık ayında yüzde 0,25'e düşürdü. Bu, Business Insider'a göre, faizin 5000 yıllık tarihinin en düşük seviyesiydi. 

Ancak, sisteme pompalanan fazladan para reel ekonomiye yatırılmadı. Eğer sistemde aşırı kapasite varsa, o zaman paranızı niçin üretim artışına yatırasınız? Gerçekten de, krizden sonra, kapasite kullanımı - tüm üretken güçlerin tam olarak kullanılması halinde üretilebilecek potansiyel üretime karşı fiili üretimin oranı - Ocak 2008'de yüzde 81 iken, Haziran 2009'da yüzde 67'ye düştü. Ek olarak, AB ve ABD'de 2008'den itibaren topluca yatırım oranları, en azından 60'lardan beri en düşük seviyeye, GSYİH'nın yüzde 20'sinin altına düştü. Açıkçası yatırım üretken pazarlara yönlendirilmedi çünkü ekonominin zayıf hali bu alanlarda daha az kar elde edebilme anlamına geliyordu.

SPEKÜLASYON SEFAHATI

Bunun yerine, bu para akışı spekülatif ticarete yöneldi ve bu da ekonominin çeşitli alanlarında birtakım balonların oluşmasına yol açtı. Bunlardan birisi borsa idi. Örneğin, Dow Jones 2008'de 15,015.98 idi. Bu, Şubat 2009'da 8.341,32'nin altına düştü ama nicel genişleme[parasal] ile birlikte bu rakam Ocak 2018'de son 100 yılın en yükseği olan 26.437,03'e yükseldi. Bu para aynı zamanda gayri menkule yöneldi ve pek çok şehirde konut balonları oluştu. Örneğin, Londra'da bir evin ortalama fiyatı 2009 yılında 250.000 £ civarındaydı. Ancak, Ocak 2018'de bu yaklaşık 479.000  £'a fırladı. Tüm bunlar üretim ve ücretlerde gerçek bir artış olmadan oldu.

President of Argentina Mauricio Macri Vice President of the United States Michael R. Pence in Buenos Aires 15 August 2017 White House
Gevşek para politikaları Arjantin'i spekülasyon üreme merkezi yaptı. Fotoğraf / Beyaz Saray

Bu paranın kullanıldığı bir başka alan, "carry trade" denilen şeydi[düşük maliyetli para ile borçlanıp bu tutarı getirisi yüksek paralara yatırmak]. Bu Arjantin'de kesinlikle görülüyordu. 2017 yılının Haziran ayında Arjantin devleti, 100 yıl vadeli 2.75 milyar dolarlık bir tahvil ihraç edebiliyorken, 2016 yılında da doğrudan yabancı yatırım GSYİH'nın yüzde 16,2'sine ulaştı. Arjantin ve diğer sözde yükselen piyasalar gibi ülkeler, krizden kaçınmak için yabancı yatırımların akışına bağımlı hale geldiler.

Sistem etrafında çok fazla kolay kredi dolaşımı anlamına gelen ABD'nin gevşek para politikası ile birlikte bu mümkün oldu. Esasen kolay kredi demek, kapitalistlerin bakış açısından, gerçekte spekülasyon kullanımı için borçlanmama kötü iş yapma anlamına gelir. Bu arada Arjantin'deki Marcri yönetimi gibi hükümetler de ucuz uluslararası krediye bağımlı hale geldiler. Arjantin'in 2015 yılındaki bütçe açığı GSYİH'nın yüzde 5,4'ünü oluşturdu ve Arjantin'deki GSYİH yüzdesi olarak dış borç 2013'de yüzde 25.5'ten 2017'de yüzde 36,7'ye yükseldi. 

KREDİ VE KOLAY KAZANILAN KÜRESEL EKONOMİ PARASI KESİLDİ

Ancak, ucuz kredi kullanılabilirliği asla sonsuza kadar sürmeyecekti ve Ekim 2014'te Amerikan Merkez Bankası, parasal genişlemeyi durduracağını açıkladı. Bu mali sıkılaştırmaya ek olarak, ABD merkez bankası 2017'de üç kez faiz oranlarını artırdı ve daha sonra  Mart 2018'de yüzde 1,75'e kadar arttırdı. Bunlar hala tarihsel olarak düşük oranlar, ancak “aşırı ısınma” tehlikesini yansıtırlar, yani bu tür gevşek para politikaları tarafından yaratılan kontrol edilemeyen balonun patlaması. 

Bu, Arjantin’in “riskli bahsini" spekülatörler için çok daha az çekici bir görünüme çevirdi. Aynı zamanda, bu politikalar, Arjantin devletinin dış borçlarını geri ödemesini çok daha zorlaştıran doların güçlenmesine yol açtı. Bu yüzden Arjantin peso'sunun ABD doları lehine geniş çapta satışını gördük. 2018'in ilk dört ayında peso yüzde 10 düştü ve bu felaket düşüş Arjantin merkez bankasının elini zorlaştırdı. Bu yüzden Arjantin peso'sunun ABD doları lehine geniş çapta satışını gördük. 2018'in ilk dört ayında peso yüzde 10 düştü ve bu felaket düşüş Arjantin merkez bankasını zora soktu.  Faiz oranlarını düşürdükten ve enflasyon hedeflerini gevşetmeye başladıktan dört ay sonra - bir miktar büyümeyi teşvik etmek ve denemek için bir hamle- merkez bankası çok geçmeden faiz oranını Nisan 2018'de yüzde 30,25'e yükseltti. Bununla birlikte, müdahaleye rağmen, peso düşmeye devam etti, ki bu da iki faiz artışına daha zorladı: bir hafta sonra yüzde 33,25'e ve bundan sonraki gün de yüzde 40'a kadar! Buna ilaveten, merkez bankası peso'nun düşüşünü önlemek için çaresiz bir girişimle bir aydan az bir zaman içinde 6 milyar dolar piyasaya sürdü. Buna rağmen peso değer kaybetmeyi sürdürdü.

Krizin gerçekten temsil ettiği şey, söz konusu tedbirlerle yapay olarak ayakta tutulan Arjantin kapitalizminin derin organik krizidir. Büyük kapitalistler şimdi, Macri hükümetinin bunu altyapıya ve modern sanayiye yatırım yaparak değil, işçi sınıfının sömürüsünü artırarak ele almasını talep ediyorlar. Örneğin, Hukuk ve Genel Yönetimde strateji uzmanı olan Simon Quijano-Evans, “durumu dengelemek için maliye politikasında radikal bir sıkılaştırma yapılması ve enflasyonla mücadele için ücret artışlarının kesilmesini” talep etti.

Bu, yatırımcılar arasında güven eksikliği bağlamında Macri'nin destek için Uluslararası Para Fonu'na (IMF) dönmesiydi. IMF Başkanı Christine Lagarde, "toplumun en korunmasızlarını korudukları" güvencesi vererek, reform çabalarının hızını ayarlamada toplumsal mutabakatı sürdürmek ve inşa etmek için gerekli olan bilince sahip Macri hükümetine övgüsünde" coşuyordu.

İŞÇİ SINIFINA SALDIRAN KARŞI-REFORMLAR

Bu tür kelimeler Arjantin işçi sınıfı için beklenmedik gelişmeler olarak buyur edecek. Birkaçını saymak gerekirse, Macri emekli aylıklarında çoktan 5.6 milyar dolar kesinti yaptı; kurumsal vergisini yüzde 35'ten yüzde 25'e indirdi; emeklilik yaşını kadın ve erkekler için 70'e çıkardı(kadınlarda 60 ve erkeklerde 65 idi); 2017'de bazı bölgelerde elektrik ve benzin fiyatlarındaki yüzde 300 artışı takiben mazot subvansiyonlarını düşürdü ve kamu sektöründe çok sayıda insanı defetti.

Ancak bu, egemen sınıf için yeterli değildir. Gerçekten de, Macri'nin programı, karşı-reformların "yavaş seyri" yüzünden "aşamalı reformdan yana olan kimse" olarak etiketlendi. Dahası, Lagarde'nin söylediği gibi, gerçekte IMF, “kamu harcamalarında azalma” ve krizden önce “kamu istihdamının azaltılması”nın yanı sıra “üretkenliği arttırmak” için özelleştirme talebinde bulundu. 

Bu nedenle, Arjantinli işçilerin IMF'nin ne anlama geldiğini çok iyi bilmeleri şaşırtıcı değildir. Santiago Suarez, 9 Mayıs'ta Buenos Aires'te kemer sıkmaya ve Buenos Aires'teki IMF'ye karşı kızgın bir protesto gösterisi sırasında yaptığı açıklamada, “Macri çok iyi olmasa da onlar daha kötü adamlar,” dedi. Bir diğeri Arjantin’in “yine bir sömürge” haline geldiğini haykırdı. IMF, Arjantin'de kirli bir kelimedir. İşsizlik oranının yüzde 20'ye kadar varan oranlarda artmasına, bankalarda borçlanmaya, milyonlarca yoksulluğa neden olmasına ve peso'nun yaklaşık yüzde 70 değer kaybetmesine neden olan 2001 krizinin haklı olarak suçlusu Fon'un müdahalesi olarak görülüyor. Bu, son zamanlarda yapılan bir anketin neden Arjantinli halkın dörtte üçünün Fondan para almaya karşı olduğunu gösterdiğini açıklıyor. 

Macri’nin karşı-reformları zaten birçok işçi sınıfı mensup kişiyi ve gençleri radikalleştirdi ve tempoyu yükseltecek bir zorlama bu süreci daha da hızlandıracaktır. İşçi sınıfı bir bütün olarak kendi deneyimlerinden öğrenir ve Macri, "normalleşme" doğrultusunda kademeli olarak Arjantin'de reform yapma vaadiyle iktidara geldikten sonra, Arjantinliler yaşam standartlarının düşmesi ve yeniden nefret edilen IMF'ye dönüşle sadece krizi elde ettiler. Bu, Macri güven raytinglerinin dibe vurduğu anlamına geliyor: Aralık'ta yüzde 63'ten yüzde 40'a düştü.

ARJANTİN VE DÜNYA EKONOMİSİNİN KRİZİ

Dahası, bu sadece daha akıllı liderlik tarafından düzeltilebilecek bir sorun değildir. Gerçek şu ki, ekonomideki zayıf canlanma sonuna geliyor ve Arjantin kapitalizminin altında yatan tüm çelişkiler su yüzüne çıkıyor. Bunlar 2008 krizi sırasında var olan çelişkilerdir, fakat egemen sınıfın izlediği gevşek para politikasıyla üstü örtülmüştür. Fakat sisteme pompaladıkları ilave krediler kaçınılmaz sonu sadece erteledi ve daha da kötüleştirdi. Arjantin bir krize doğru ilerliyor, soru bunun bedelini kimin ödeyeceğidir; egemen sınıf mı yoksa işçi sınıfı mı? Macri, “kademeciliğini” terketmek için büyük bir baskı altında bulunuyor ve yönetici sınıfı kurtarmak için işçi sınıfına yönelik saldırılarını hızlandırıyor. Fakat bütün bunlar, önümüzdeki dönemde sınıf mücadelesinin muazzam bir şekilde patlamasına sahne olacaktır.

subte represion
Resim: Lucha de Clases

Arjantin'in son tecrübesi, benzersiz değil, aynı zamanda küresel bir sürecin bir parçasıdır. Citi Araştırma'da bir analist olan David Lublin, "doların değer artışının bulaşıcı hastalık gibi gerçeğe dönüşmede bir tetikleyici olabileceğini," belirtti. Dolar yükselmeye devam ederken, bu durum gelişmekte olan piyasalar gibi zayıf ekonomiler üzerindeki baskıları da artırıyor. 21 Mayıs Pazartesi günü dolar, Türk lirası karşısında yüzde 1,3, Güney Afrika randına karşı yüzde 0,7 arttı. Aynı süreç daha az ölçüde olsa da Brezilya, Rusya ve daha birçok ülkede görülebilir. Türkiye, Hindistan ve Endonezya gibi ülkeler, güçlü bir dolar ve yükselen batılı faiz oranları karşısında son derece kırılgan durumdalar. Fakat bu ülkeler çözülmemiş çelişkilerle dolu bir dünya ekonomisindeki en zayıf bağlar. 2008 çöküşüne neden olan faktörlerin hiçbiri çözülmedi, aksine, ani çöküşü önlemek için sisteme pompalanan trilyonlarca dolar, Euro ve Renminbi tarafından daha da şiddetlendirildi. Bu zayıf bağların herhangi birinde gerçekleşecek derin bir kriz, yeni krizler dönemini ve dünya çapında sınıf mücadelelerini başlatarak tüm dünya ekonomisini yıkıma götürebilir.

*www.marxist.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
 
ÖZGÜRLÜK
 

FACEBOOK SAYFAMIZ