Özgürlük

DEMOKRATİK SOSYALİZM NEDİR

DEMOKRATİK SOSYALİZM NEDİR?
 
NEAL MEYER
 
(ç.n.: Şu anda ABD'de sol çevrelerde "demokratik sosyalizm" çok revaçta ve tartışılmaktadır. Türkiyeliler olarak dünyadan kopuk olduğumuzdan ve kendimizi ve ülkemizi dünyanın merkezinde gördüğümüzden elbette tüm bu olup bitenlerden haberimiz yok. Biz de bırakın "demokratik sosyalizm"i demokrasinin kırıntısı bile bulunmaz. Hatta esamesi bile okunmaz. Olan biten görüntüdedir. Öz ise karartılmıştır; hem de gayet ideolojik bir düzenekle... Değişimi başkalarına telkin edip kendini değiştirmeyi bırakın denemeyi aklının ucuna bile getirmeyip kendinden olmayan fikirlere yaşam hakkı tanımayan ve tahammül edemeyen sözde ilerici, "demokratik" ve "sosyalist" sol örgütlere şöyle bir göz ucuyla bakmak bile yeterlidir... Hatta bazıları fikirleri bırakıp işi yumruklaşmaya kadar götürmüşlerdir. Bol demokrasili kongrelerde.... Umarız bu çeviriler demokrasi yolunda ufacık da olsa bir katkı sunar....)
 
Bugünlerde herkes demokratik sosyalizmden bahsediyor. İşte, onun hakkında bilmeniz gerekenler. . .
 
 
Herkese Sağlık Sigortası mitingi, Los Angeles, Kaliforniya, Şubat 2017. Molly Adams / Flickr
 
 
Alexandria Ocasio-Cortez'in Haziran ayında New York City'deki beklenmedik zaferi, Bernie Sanders'ın 2016'da yaktığı ateşi körükledi: demokratik sosyalizme olan ilginin yeniden canlanması. Ve sol politikalar içerisinde demokratik sosyalizmden daha çok kafa karışıklığı uyandıran başka bir başlık yoktur.
 
Birden bire, görünen o ki herkes demokratik sosyalizmin ne olduğunu bilmek istiyor. İşte bilmeniz gerekenler.
 
DAHA İYİ BİR DÜNYA İÇİN
 
Bazı yorumcular, "demokratik sosyalistler"in uğruna savaştıkları ve "geleneksel sosyalistler" olarak anılanlar tarafından istila edilen bir tür toplum arasındaki farklılıkları türetmeye çalıştılar. MSNBC'de Stephanie Ruhle, demokratik sosyalistlerin "üretimin toplumsal mülkiyeti için hiçbir çağrı" yapmadıklarını kendinden emin bir şekilde beyan etti.
 
Ruhle'ye göre, sosyalist hareket etrafında yükselen heyecan dalgası kuru gürültüden ibarettir: demokratik sosyalistler bedava üniversite ve halk kütüphaneleri gibi iyi şeyler isterler -ve işte neredeyse hepsi bu kadar.
 
Kesinlikle iyi bir kütüphane sistemini desteklesek de, demokratik sosyalistlerin daha iyi bir toplum vizyonu ve bunun nasıl elde edileceği bunun çok daha ötesindedir.
 
İçinde yaşadığımız dünyaya demokrasi denir; Amerika Birleşik Devletleri tüm insanlık tarihinin en zengin ülkesidir ve hepimiz bir Amerikan değeri “özgürlüğün” ne kadar önemli olduğu hakkında bilgi ediniyoruz. Fakat bugün ABD, özgürlük ve bolluktan değil sömürü ve baskıdan ibarettir.
 
Az sayıdaki zengin ve güçlü aile, çevreyi tahrip ederek ve toplumun çoğunluğu olan işçi sınıfına hak ettiğinden az para vererek, onları aşırı çalıştırarak ve kandırarak elde ettikleri karlarla yaşıyor. Sürekli zenginleşiyorlar çünkü yoksullar ve işçi sınıfı fakirleşiyor. 
 
Bu kapitalistler işyerlerini patronların işçileri bezdirme ve onlara kötü davranma gücüne sahip oldukları mini otoriter rejimlere dönüştürüyorlar. Emekçi insanları bölmek ve örgütlenmelerini durdurmak için ırkçı, milliyetçi ve cinsiyetçi çatışma ve önyargıları körükleyerek toplumun her köşe bucağında güçlerini koruyorlar.
 
Demokratik sosyalistler bütün bunlara son vermek istiyorlar.
 
Birçok ilerici gibi, herkesin gıda, sağlık bakım, iyi bir yuva, zenginleştirici bir eğitim ve iyi bir ücret ödeyen bir sendikaya sahip olduğu bir dünya kurmak istiyoruz. İnsanların zengin ve yaratıcı bir yaşam sürmeleri ve gerçekten özgür olmaları için bu tür bir ekonomik güvenliğin gerekli olduğunu düşünüyoruz.
 
İklim değişikliğini durdururken ve ekolojik olarak sürdürülebilir bir ekonomiyi inşa ederken tüm bunları garanti etmek istiyoruz. Başka ülkelerdeki insanların ABD askeri müdahalesi ve ekonomik sömürü korkusundan kurtulduğu savaşsız bir dünya kurmak istiyoruz. 
 
Ve kitlesel hapsetme ve polis vahşeti, kadına şiddet, eşcinsel insanlara karşı tahammülsüzlük, iş ve konut ayrımcılığı, sürgünler ve diğer tüm baskı biçimlerini sona erdirmek istiyoruz. Ancak, birçok ilericiden farklı olarak, bu daha iyi dünyayı inşa etmenin, bir seçim kazanmak ve kademeli reformları yürürlüğe koymaktan çok daha fazla iş isteyeceği sonucuna vardık.
 
NEYE KARŞIYIZ
 
İçinde yaşadığımız demokrasi, olması gerektiğine inandığımız şeyin çok gerisindedir. Toplumumuzda sıradan insanlar örgütlenmedikleri zaman hemen hemen hiçbir güce sahip değillerdir. 
 
Bunun yerine, iktidar, siyasal bilimci Thomas Ferguson'un “altın kural” olarak adlandırdığı şey tarafından belirlenir: altın kurala sahip olanlar. Kapitalistler, tüm partilerden politikacıları ve karlarını tehdit eden ilerici yasaları etkisiz hale getirmek için onların lobi güçlerini satın almak için servetlerini kullanırlar.
 
Ve lobicilerin baskısına dayanabilecek iyi niyetli bir hükümeti seçebilseydik bile, olasılıklar nihayetinde kapitalistlerin ellerindeki son koza boyun eğene kadardır: sermaye grevi. Yeni sosyal programlara ve yeniden dağıtıma karşı çıkmak için, kapitalist sınıf, son çare olarak, yatırımlarını durdurabilir ve ilerlemeci bir hükümetin sosyal desteğini baltalayan bir durgunluğu tetikleyebilir.
 
Bu, kapitalizmde bir başka önemli sorunu yansıtmaktadır: kapitalistler sadece işbaşındaki işçileri sömürmek ve bizden çaldıkları tüm serveti biriktirmekle kalmazlar, aynı zamanda işimizin olup omamasını ve böylece geçimlerimizi sağlayabilmemizi belirleme gücüne de sahiptirler. Eğer kapitalistler, mesela, gezegeni kirletmeyi durdurma ya da işçilere geçindirebilecek maaş gibi demokratik taleplerimizi beğenmezlerse, kolayca yatırımlarını çekebilirler ve işleri başka eyaletlere ya da ülkelere kaydırabilirler ve bizlerin onları engellemek için başvurabileceği çok az şey var.
 
Nadir durumlarda -genellikle toplu savaş ve ekonomik krizleri müteakip- ilerici hükümetler zaferler kazanabildi. İskandinav ülkeleri, “sosyal demokrasiler” dediğimiz, sağlam sosyal güvenlik ağları olan toplumlar ve kapitalizmin en kötü eğilimlerini kontrol eden ve zenginlerin gücünü kilit yollarla sınırlayan emek hareketleridir.
 
Yirminci yüzyıl boyunca, bu ülkelerdeki işçiler tam istihdam, güçlü bir refah devleti ve yüksek düzeyde sendikalaşma kazanmışlardır. Fakat kapitalist sınıf iktidarının kaynağına asla başarılı bir şekilde meydan okumamışlardı: onların başlıca ulusal şirketler üzerindeki mülkiyet hakları. 
 
Sonuç olarak, son otuz yıl içinde, bu ülkelerde yeniden canlanan bir kapitalist sınıf, bu ilerici kazanımları geri çekmeye yönelik ısrarlı ve başarılı bir kampanya başlattı. Bu başarısız ilerici deneyler, demokratik sosyalizm vizyonumuzun, günümüzün yeni biçimde piyasaya sürülmüş sosyalizm uzmanlarının kablolu yayın haberlerinde izin verecekleri dar sınırların çok ötesine geçmek zorunda olduğunu gösterir.
 
Bunun nedeni, politik olarak zor görevlere hevesli olduğumuz ya da bizler politik birer arıtıcı olduğumuz için değildir. Eğer bizler, ilericilerin, sosyal demokratların ve demokratik sosyalistlerin hepsinin mücadele etmeden ve nihayetinde kapitalistlerin gücünü yok etmeden istedikleri iyi bir dünyayı elde edebilecek isek, mutlu bir şekilde kolay yolu tercih ederiz.
 
Elbette, kapitalizm altında dünyayı değiştirmek öyle çok kolay değildir, ki bizler sosyalistiz.
 
SOSYALİZME GİDEN DEMOKRATİK YOL
 
Bilmemiz gereken ilk şey, demokratik sosyalistlerin ne için savaştıklarını bilmek ve bir diğeri ise bunu gerçekleştirmek için inandırıcı bir yolu tasarlamaktır. Demokratik sosyalistlerin sosyalist soldaki bazı arkadaşlarımızla gerçekten farklılaştığı yer burasıdır. Sanki Beyaz Saray'a saldırıya geçerek ve Donald Trump'ı ön bahçenin çimlerine fırlatıp atarak sosyalizmi elde edebilirmişiz gibi, 1917 Rusya'sı veya 1959 Küba'sından günümüz ABD'sine yaşam biçimleri nakleden stratejileri reddediyoruz.
 
İhtiyaç duyulan şey, liberal bir demokraside örgütlenme ile gelen belirli zorlukları ve fırsatları ciddiye alan bir stratejidir.
 
Bu yüzden tüm işçi sınıfı insanlarını birleştirmeye odaklanıyoruz. İşçilerin -fabrikalardan tutun da inşaat işçilerine, öğretmenlere, hemşirelere ve beyaz yakalı ofis çalışanlarına kadar insanlar tarafından yaratılan karların kaymağını almaktan ziyade çalışarak hayatta kendi başına ayakta durmaya çalışan herkesin- kapitalizmle savaşmakta en fazla maddi çıkarı vardır, işyerlerinde üretimi durdurma ve kapitalist sistemi durma noktasına getirme gücü ve toplumun büyük çoğunluğu olarak politik sistemi yerle bir etmek için sayı itibariyle potansiyel kuvveti vardır.
 
Ve işte bu yüzden hareketler inşa eden ve adaylığını koyan sosyalizme giden demokratik bir yol olduğuna inanıyoruz. 
 
Bernie Sanders 2016'da taşı gediğine koydu: Amerika Birleşik Devletleri'nde “siyasi devrim” ancak kitlesel hareketler, özellikle de işçi hareketi inşa edebilirsek gerçekleşecek. Bu hareketler kapitalistlerden ve politikacılardan taviz kopartma potansiyeline sahiptir. Ve mücadele yoluyla, birleşirsek kazanabiliriz farkındalığını yayarak insanların bilinçlerini dönüştürmeye başlayabiliriz.
 
Fantastik görülen yeni ihtimaller artık süreç içerisinde gerçek olacaktır. İnsanların beklentileri arttıkça, daha iyi bir yaşam elde etmenin neyi gerektireceğini kavrayacaklardır. Hareketlerimizin kapasitesi büyüdükçe, insanlar bu değişiklikleri yapabilecek güce sahip olduklarını fark edeceklerdir.
 
Bu hareket çalışmasının yanı sıra, her iki büyük partinin siyasi liderliğine meydan okuyan direnişçiler olarak seçimlere katılmaya başlamalıyız. Bu çalışma, sosyalist bir hükümeti seçmek için nihayetinde savaşabilecek kitlesel bir sosyal tabana sahip olan, kendi başımıza siyasi bir parti kurmanın temelini oluşturacaktır.
 
Ancak kapitalist sınıfın muazzam gücü nedeniyle, sosyalist bir hükümeti tek başına seçmenin toplumu dönüştürmek için gereken gücü kazanmakla aynı olmayacağını biliyoruz. Sosyalist bir hükümet öncelikli görevinin kapitalist sınıfın gücünü ortadan kaldırmak olduğunu görmek zorundadır.
 
Bu, finansal sektörün ulusallaştırılması, böylece büyük yatırım kararları demokratik olarak seçilmiş hükümetler tarafından yapılması ve ordu ve polis içindeki düşman unsurlar ortadan kaldırılması anlamına gelecektir. Bu, demokratik planlamanın ve şirketler üzerinde toplumsal mülkiyetin yerine getirilmesi anlamına gelecektir(her ne kadar, kamu öncülüğünde planlama ve kamuya ait şirketlerin, küçük ölçekli özel şahsa ait işletmelerin ve işçi kooperatiflerinin bir birleştirmesi olan "piyasa sosyalizmi"nin doğru bir karışımı hareketimiz içinde bazı tartışmalara neden olsa da). Ve bu, seçimlerin kamu finansmanını, kurumsal lobi ve özel kampanya bağışlarını yasaklamayı ve hatta yeni bir anayasa yazmak gibi daha radikal talepleri tesis ederek demokrasimizi yeniden inşa etmek anlamına gelecektir.
 
Böyle iddialı bir gündemle birlikte sosyalist bir hükümet vazgeçmek için kapitalist sınıftan gelen muazzam baskı altında kalacaktır. Fransa, Jamaika ve İsveç gibi ülkelerde olduğu gibi, şirket gücünü kontrol etme ve zenginlikleri yeniden dağıtmak için yirminci yüzyılın cesur girişimlerinin hepsi, çoğunlukla reform girişimlerini zayıflatan ve batıran şekilde bu baskıyla karşı karşıya kaldı. Bazı durumlarda, Salvador Allende'nin Şili'yi 1970'lerin başlarında sosyalizme giden demokratik bir yola sokmaya çalıştığı zamanki gibi, egemen sınıfın liberal demokrasinin normlarına dayanmayı bıraktığını biliyoruz.
 
O anda, kazandıkları demokratik yetkileri savunmak için gerekli olan her şeyi yapmak demokratik sosyalistlerin işi olacaktır. 
 
Bu da bizi, sosyalist bir hükümet tarafından deneyimlenen devlet gücüne yönelik çok önemli tamamlayıcı unsur olan işçi sınıfı hareketlerinin gücünü inşa etmenin ciddi etkisine geri götürür.
 
Bu tür hareketler, sermayeye boyun eğmede baskıya karşı direnmeye yardım ederek, sosyalist hükümetleri hesap sorulabilir hale getirebilir. Ancak bu hareketler, işyerlerini ve toplulukları demokratikleştirmek için bir geçiş döneminde kendi inisiyatifleri üzerinde hareket etmek zorundadır. Aşağıdan yukarıya demokratik toplumsal hareketler yoluyla sadece zenginleri yenmek için ihtiyacımız olan gücü oluşturmayız aynı zamanda gelecekte içinde yaşamak istediğimiz sosyalist topluma merkez teşkil edecek bir tür demokratik kurumları da inşa ederiz.
 
Sadece kararlı bir sosyalist hükümeti ve güçlü, kendi kendini örgütleyen bir işçi sınıfını birleştirerek, kapitalist sınıfı alaşağı edebiliriz. 
 
BUGÜNKÜ GÖREVLERİMİZ
 
Sosyalizme giden demokratik yol uzun bir yoldur. ABD'de önümüzde çok sıkı çalışmamızı gerektiren yıllar olduğunu biliyoruz. Ve kısa vadede Donald Trump'ın sağcı popülist politikalarını geri püskürtmek en önemli öncelik olmalıdır.
 
Demokratik sosyalistler olarak en önemli, acil görevimiz, toplumsal hareketlerin gücünü inşa etmektir.
 
Sürgüne, polis vahşetine, boru hatlarına ve savaşa karşı hareketleri aktif inşa edenleriz. Herkese Sağlık Sigortası ve kira denetimi gibi çılgınca halkçı genel talepler için destek topluyoruz. İşçi hareketini, Labor Notes, Kamyon Şoförleri Demokratik Sendikası ve ülke çapında öğretmen sendikalarındaki isyankar eğitimciler komiteleri gibi projeler de dahil olmak üzere militan, ilerici ve demokratik yapmak için savaşan sendikalardaki sıradan işçilerin hareketini inşa etmeye yardım etmeli ve onlarla bağlantı kurmalıyız.
 
Acil taleplerimizi destekleyen adayları seçmek için, ilkelerimizden ödün vermeden, mümkün olan en geniş ittifakları inşa etmeyi destekliyoruz. Yine de ilerici soldaki herkesin ABD'deki sağcı güçleri yenmede bizimle aynı fikirde olmayacağını ve daha iyi bir toplum kurmanın gerekli olduğunu düşündüğümüz kapsamlı değişimleri kapsayacağını biliyoruz. Pek çok kişi, Demokrat Parti'nin liderliğinin dev şirketlerin avucunun içinde ve müthiş şekilde yetersiz olduğuna dair sahip olduğumuz benzer sonuca varmadı(ancak 2016 felaketinden sonra, pek çok başkaları artık hem fikir).
 
Kısa dönemde, o zaman, demokratik sosyalistlerin seçimlerdeki görevi emekçi insanların hayatlarını iyileştirmek için savaşan ve işçi sınıfı gücünü inşa eden kampanyaları desteklemektir.
 
Bazı adaylarımız - New York City'deki Julia Salazar ve Kaliforniya'daki Jovanka Beckles gibi - demokratik sosyalistler.Diğerleri daha doğru bir şekilde “sosyal demokratlar” olarak adlandırılabilir çünkü kapitalizmin en kötüsünü kontrol etmeye inanıyorlar ama ötesine geçme ihtiyacıyla ilgili bakış açımızı paylaşmıyorlar.
 
Ancak tüm adaylarımızın ortak noktası, Herkese Sağlık Sigortası, işçi hakları, yüksek bir maaş, çevre koruması, sınır dışı etmeleri durdurma ve toplu hapisleri sona erdirmeye verdikleri destektir. Bu refomlar için mücadelede hedefimiz, kavgaya katılmak için politikadan uzaklaşmış milyonlarca insanı geri kazanmak, şu anda burada hangi imtiyazların kazanılabileceğinin sınırlarını test etme ve ilerici solda destekçilerimizi, hepimizin içinde yaşamak istediği bir tür dünya inşa etmek için gereken daha iddialı, sosyalist bir stratejiye razı etmektir. 
 
AMERİKALI DEMOKRATİK SOSYALİSTLERİN YÜKSELİŞİ
 
Bu, göz korkutucu bir görev gibi gelebilir. Ancak demokratik sosyalist siyasete yönelik umutlar yarım yüzyıl önce sahip olduğumuzdan daha parlak görünüyor.
 
Bu, şu anda 45 bin aidat ödeyen üyesi ve bu görevleri ülke çapında yerine getiren binlerce aktivistin ve sosyalistler olarak kendini tanımlayan milyonlarcasının ortaya çıkışıyla birlikte Amerikalı Demokratik Sosyalistlerin ani yükselişi ve Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez'in mücadeleleri sayesindedir.
 
Örgütlü bir sosyalist hareketin ortaya çıkışı, ABD siyasetinde ezber bozan bir şeydir. Yakın zamana kadar Sol, asla parçalarının toplamından daha fazlası anlamına gelmeyen bir "hareketlerin hareketi" bakış açısını tercih ederek, politik örgütlerin önemini azalttı. Ve örgütler içerisindeki aktivistler, seçilmiş liderliği ve demokratik karar alma yapılarını reddeden "yataycı" politikaları kucaklama eğilimine girdiler. Onun yerine, örgütler içinde hiyerarşik olmayan ancak küçük bir seçilmemiş ve hesap sorulamayan liderler grubunun hakim olduğu bir "yapısızlık tiranlığı" hüküm sürdü.
 
Bu bir hataydı. Amerikalı Demokratik Sosyalistler gibi sosyalist örgütler uzun vadeli bir politik stratejinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, yeni aktivistlerin kazanılması ve eğitilmesi ve üyelerin liderlere dönüşmesine yardımcı olmak için günlük çalışmaları sürdürmek için çok önemlidir.
 
Örgütümüz aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ender rastlanan bir oluşumdur: gerçekten demokratik olan ve üyeleri tarafından idare edilen. Bu misyonumuzun olmazsa olmazıdır.
 
Nihayetinde, Amerikalı Demokratik Sosyalistler gibi sosyalist örgütler ve yeniden canlanan işçi hareketinin, daha iyi bir dünya için mücadeleye öncülük edebilecek milyonların yeni bir siyasi partisini inşa etmek için bir araya gelmeleri gerekecektir.
 
Şimdilik, demokratik sosyalistlerin görevleri açıktır. Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın her yerinde sömürü, tahakküm ve savaşla mücadele eden hareketlerle bağlantı kurmak. Güçlerimizi inşa etmek. Seçimleri kazanmak. Kapitalizm altında yapabileceğimiz her şeyi başarmak. Ve bunun ötesine geçmek için ihtiyacımız olan politik devrim ile ilgili bir fikir birliği kurmak.
 
Saflarımız savaşmak isteyen herkese açıktır. Birlikte, demokratik sosyalist bir dünya elde edebiliriz.
 
*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
 (ÖZGÜRLÜK)

FACEBOOK SAYFAMIZ