Özgürlük

KAPİTALİZMDEN SONRA FACEBOOK

 
 
LEWIS BASSETT
 
 
Jeremy Corbyn’in “özgür ve demokratik bir medya” çağrısı, kurulu tekellerin boğazına yapışmayı vaat ediyor. Ve bu da Mark Zuckerberg gibi teknoloji milyarderleri ile kapışmak anlamına geliyor.
 

Ana akım medya son yıllarda giderek artan oranda bir inceleme altına girmişken, dijital medya Vahşi Batı evresinde saplanıp kalmış gibi görünüyor. Görünüşe göre, Facebook, Batı demokrasisini doğrayan yabancı ajanlar ve sahte haberlerden kaynaklanan nefret suçu ile ilgili ahlaki paniklere karşı rızamız dışında ortaya çıkan veri raporlarından sürekli sıkıntı çekiyor. Ancak dünyanın en büyük sosyal medya platformu bir dizi krizle karşı karşıya kaldığından yönetmeliğini tartışmak için fırsat doğdu.
 
İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, 23 Ağustos'ta, “dijital çağ için özgür ve demokratik bir medya inşa etmek adına bir dizi radikal fikir,” diye ilan ettiği büyük bir müdahale ile bu alana cesur bir hamle yaptı. Edinburgh’daki bir konuşmasında, hem kamuya ait BBC’yi hem de ticari gazeteciliği demokratikleştirme vizyonunu belirtti. Dijital tekelciler ve kamu hizmeti medyası arasındaki oyun alanını dengelemeye yardımcı olmak için teknoloji devleri ve internet servis sağlayıcıları için vergi çağrısında bulundu. Medya reformu için yapılan bu çağrı paradigma değişikliğiydi - özellikle de Facebook gibi firmaların gücünün artan şüphecilik kazandığı bir zamanda.
 
Günümüz mahremiyet ihlalleri, Rus trol çiftlikleri üzerine panik ve sosyal medyanın zihinsel sağlık üzerindeki etkisi ile ilgili endişeler Facebook'a olan kamu güvenini ve aslında evvelce görülmemiş hisse fiyatlarındaki yükselişini çökertti. Ve eğer 2010 yılındaki Sosyal Ağ filmi Zuckerberg'e kusurlu ama affedilebilir bir dahi rölü verdiyse de, en son kongredeki duruşması onu açgözlü bir kodaman olarak resmeden internet fenomenleri tarafından karşılık gördü. 
 
Yıllarca hükümetler, hem vergi koymayı hem de yeni büyülü bir hale içinde kendilerini sunan yeni platformları düzenlemeyi reddederek, teknoloji devlerine meydan okumaktan korkuyor gibi göründüler. Ancak Corbyn’in konuşması yeni medyayla ilgili kamuoyunda tartışılan bir dönüm noktasıdır. Görünüşe göre özgür ruhlu liberterlerin alanı olan Silikon Vadisi, devletler ve hükümetler için hızlı bir endişe kaynağı haline geliyor. Sosyal medya tekelleri gittikçe politik hale geldikçe, en büyük platformlar üzerinde demokratik gözetimi uygulamak gibi bazı teklifler, herşeyi tam bir tek ismi eksik kamu hizmet kurumlarına dönüşen internet siteleri üzerindeki kontrolü ele geçirmenin bir yolunu sunabilir. 
 
İNTERNET İDEOLOJİSİ
 
Eğer İngiltere İşçi Partisi ve diğerleri en sonunda Silikon Vadisi'nin liberter ideallerinin yüceltilmesiyle bağını koparıyorsa, bunun neden daha önce gerçekleşmediğini sormaya da değer. Facebook'un muhalefet eden seslere vaadi, uzun zamandır geleneksel medyayı pas geçme kapasitesine sahipti. Görünüşe göre, sosyal medya, geleneksel pazarların yerleşik önyargılarına meydan okumak isteyen herkes için bir ikramdı. Sol'un bakış açısına göre, medyanın sessizliğinin sır perdesini sökebilen ya da saldırının engeleni geçebilen Birleşik Krallık'taki Corbyn'in ve ABD'deki demokratik sosyalistlerin yükselişinde önemli bir role sahip olduğuna inanılmaktadır. Ancak bu, kendince, İnternetin hiyerarşik olmayan, merkezi olmayan bir alan, dijital tekelcilerin sıklıkla arkasına saklandıkları bir fikir olduğu mitini de besledi.
 
Yeni teknoloji devlerinin gizemleri, geleneksel basına hükmeden düzenlemelerin etrafından dolanmak için onlara imkan sağlıyor.  Internet'in kuruluş efsanesi, genç yenilikçi şirketlerin yurt odalarından ve garajlardan küresel platformlar haline geldiği, insanlığın yaratıcılığını ve bağlanabilirliğini geliştirdiği bir dünya tasvir ediyor. Bu anlatıyı yönlendiren ideolojik güç, çevrimiçi ifade özgürlüğünün kutsal olduğu fikridir - ABD yasalarında yer alan bir ilke. Fakat bu aynı zamanda sosyal medyanın diğer medya gibi düzenlenmediği anlamına da geliyor. İletişim Ahlakı Yasası'nın 230. bölümü, “etkileşimli bilgisayar hizmeti” sağlayıcılarının, hizmete sahip olan içerik yayıncısı gibi muamele görmemesini sağlar. Zuckerberg, Facebook'un Holokost'u inkar eden platformdaki iletilerin kontrolünün sorumluluğundan kaçındığı zaman, Temmuz ayında bu noktayı hatırlattı.
 
Bununla birlikte, son zamanlardaki tartışmalar Facebook'un hiç de "tarafsız" olmadığı izlemini uyandırdı. Sözde "sahte haberler" ile mücadele etme girişiminde Facebook, "sahte" sayfa, grup ve hesapları kaldırmada ABD istihbarat kuruluşlarına önayak oldu. Yine de, bir avuç dolusu özel işletmenin sosyal medyayı domine ettiği bir ortamda, Facebook, dünyanın en büyük kamusal alanını şekillendiren kararları sıfır demokratik denetim altında alabilir. Alex Jones gibi aşırı sağcı bir komplo teorisyenini yasaklama, "neyse kurtulduk" naraları attırabilir. Ancak, Latin Amerikan network'ü TeleSUR'u, Filistin yanlısı sayfaları ve Kürt yanlısı içerikleri yasaklama, Facebook’un telafuz edilen insani ve demokratikleştirici ideallerine yeni ve henüz belirgin olan bir emperyalist eğilimi veriyor. 
 
Aynı zamanda, Facebook'un haber akışındaki son değişiklikler - platformu kullanmayı sürdürme arzusunda etkileşimli olmaktan ziyade eylemsiz olması istenen içeriğe indirgeme - alternatif görüşleri yayınlamak için Facebook'a bağımlı hale gelen aktivistlerin başını ağrıtıyor. 
Bu değişiklikler, örneğin, mobil kullanıcıları Facebook'un dışındaki içeriğe dahili bir tarayıcıyla ulaşmak için zorlamak gibi, sitenin diğer tekel uygulamalarına vurgu yaptı; Tarayıcı o kadar yavaş ki, kullanıcılar sık sık geri dönüyor, platformun kendisinde etkileşime girmek çok daha iyi.
 
TEKEL ÇIKARLARI
 
O halde, kullanıcıların zaman çizelgelerinin ağ bağlantılı etkileşimleriyle organik olarak şekillendirildiği tarafsız bir alandan uzak olduğu giderek daha çok belirgindir. Facebook, piyasa dürtüleri ile temelde hareket eden, tek kelimeyle dev bir tekelci olan bir yayıncıdır. Zeynep Tüfekçi'nin ortaya koyduğu gibi, özünde, teknoloji devinin "işi dünyevidir: Onlar reklam brokerleridir." Gerçekten de, liberaller, kullanıcı gizliliği ve veri toplama konusundaki tartışmaya odaklandıkça, bu uygulamaları yürüten kapitalist mantığı ve de veri ve küresel bağlantı özel sektörün kontrolünden muaf olduğunda alternatiflerin neye benzeyebileceğini örtbas ettiler.
 
Eğer Facebook'u sevmiyorsak ondan basitçe vazgeçebiliriz diyerek ya da Adam Smith Vakfı'nın iddia ettiği, Corbyn'in söylediği, "çakma" bir alternatif inşasında kamunun parasını çarçur etme çağrısı anlamına gelen şey gibi Facebook'un eleştirilerini haklı çıkaran tepki göstermek gerçek dışıdır. Kesinlikle Facebook'un en büyük gücü (kullanıcılar için de) onun kritik kütlesidir; onu kullanıyoruz çünkü "herkes" orada ve "mahrum kalmak" istemiyoruz -ya da bazı durumlarda "mahrum kalmayı" göze alamıyoruz. Facebook, bir bilgi kitlesini paylaşarak ve olabildiğince çok kullanıcıyı bağlayarak bir kamu hizmeti olarak işlev görür. Kritik kütlesi onu doğal bir tekel haline getiriyor ve bunun da tek başına kullanıcıların seçim özgürlüğünü baltalayacağı muhakkak. Ancak, sadece bir kamu menfaatine hizmet etmekten çok uzakta, bu platform üzerinde gördüklerimiz ve yaptığımız her şey için belirleyici olan, reklam odaklı bir iş modeli tarafından yönetilmesidir. Bu güdü, Filistin hakkında bir videodaki gibi gerek kıç üstü düşen kedi yavruları ya da eski bir arkadaştan bir ileti görmenizi belirleyen algoritmaların arkasındaki bağımlılık yaratan mantığı yönlendirir.
 
Silikon Vadisi’nin hümanist savlarına rağmen, temelde Facebook, platformu mümkün olduğunca sık kullanan pek çok kişi elde etmekle ilgilidir. Ne kadar uzun kalırsan, Facebook daha fazla reklam dağıtabilir. Daha fazla etkileşimleriniz üzerinden veri toplayabilir; bu reklamlar daha hedeflenmiş ve böylece daha değerli olabilir. Halihazırda doymuş bir Batı pazarı ve kendi kendini denetimin maliyetleri (buyurucu ve ağır devlet yaptırımlarından daha iyi olduğu varsayılan) Facebook'un hisse senedi fiyatını etkileyebilse bile, ABD ve Kanada'daki her aktif kullanıcı geçen yıl Facebook için 97 dolar ve Avrupa'da 23 dolar olan değerine sadık kalır. Eğer henüz fark etmediyseniz, siz Facebook gibi teknoloji devleri için bir ürünsünüz ve işte bu ne kadar para ettiğinizdir. 
 
Tıpkı geleneksel bir yayıncı gibi, Facebook da 2.2 milyar aktif kullanıcısının gördüğü şeyleri açıkça şekillendiriyor. Ancak içerik üretmek için ödeme yapmak yerine, Facebook kullanıcılarından ve diğer yayıncılardan ücretsiz olarak yararlanıyor. Ve gerçek editörler yerine, sizi bağımlı kılmak için ince ayarlı bir algoritma ordusuna bel bağlıyor.
 
SOSYALİST BİR SOSYAL MEDYA
 
Facebook, İnternet’in gerçek potansiyelini gerçekleştirmekten çok uzaktır. Küresel bağlantı kapasitesi ve büyük verilerin gücü - insani ilerlemeyi sonsuz yollarla ilerletmek için kullanılabilirdi - basit bir amaç için harekete geçirilir: kar.
 
Fakat alternatifi nedir? Pek ala Corbyn'in karları teknoloji devlerinden alıp kamu hizmeti medyasına yeniden dağıtmaya odaklanma teklifleri cesur bir başlangıçtır. İngiliz Dijital Kuruluşu vizyonu, "bağımsız" gazeteciliğin bir kamu yararı olduğu düşünülen yer olan İngiltere'nin sosyal demokrasisinin babacan geleneğine kendini adar. Ancak Corbyn'in konuşması, "online karar alma ve programların kullanıcı tarafından yönetilmesini devreye sokma ve hatta Facebook ve diğerlerini bu kadar zenginleştiren veri üzerinde gerçek gizlilik ve kamu denetimi olan kamusal bir sosyal medya platformu için yeni bir teknoloji geliştirebilecek" bir alternatifi işaret ederek daha da ileri gitti. 
 
BBC'nin kendisi gibi, Facebook'a sosyal demokrat bir alternatif de zorluklarla karşı karşıya gelecek. Facebook muazzam politik nüfuza ve vergiden kaçınmaya yönelik gayretkeş bir kapasiteye sahiptir. Facebook'un hangi pazarda faaliyet gösterdiğinin belirlenmesi ve dijital tekelin gerçekte ne olduğunun bir tanımını sağlamak, vergilendirmeye yönelik büyük yasal zorluklar sunmaktadır. Dahası, kapitalist rekabet mantığı medyaya uygulandığında, kamusal alternatifler halkı cezbetmek için agresif bir pazarda mücadele edeceklerdir. Facebook'a alternatifler zaten var ama hiçbiri onları yaşayabilir hale getirmek için kritik kitleye ulaşamadı. Zuckerberg’in tekeli kırılsa bile, medya ortamını yönlendiren kapitalist güdüler, sürekli olarak bağımlılık araçlarını devrimcileştirerek, Facebook’u ya da benzeri platformları sürdürebilir. Görünen o ki, bu güdülerin üstesinden gelmeksizin, bazıları için daha sağlıklı bir kamusal alan yaratırken, en korunmasızları online tutkunun en kötücül etkilerinin ıstırabını çekmeye terk ederek, katmanlı bir internet yaratmak için bir uygulama olabilir.
 
Corbyn'in tekliflerinin daha da ötesine giden bazıları için çözüm Facebook'u kamulaştırmaktır. Ancak teknoloji devinin genelde veri ve aktif kullanıcı gibi kaynakları bir bölgede sabitlenmiş bir kömür madeni gibi değildir; transfer edilebilirler. Bu yüzden, online bağlantı idealini ve büyük veri gücünü özgürlüğüne kavuşturma, Facebook'un iş modelinin kökünü kazımamızı ve daha iyi bir şeyle yer değiştirdiğinden emin olmamızı gerektiriyor. 
 
Böyle bir politika şu an için çok uzak görünüyor. Yine de, insan etkinliğini piyasaların kontrolünden geri isteyen herhangi bir reformda olduğu gibi zamandan münezzeh bir politik soruyu gündeme getiriyor: bu durumda bilgiye erişimi kim kontrol ediyor? Reklamları yasaklayarak Facebook'un iş modeline son verebiliriz. Görünenin aksine medya devi halka açık bir platformla yer değiştirilebilir. Ancak, Facebook’un bağımlılık yapan algoritmalarını harekete geçiren kapitalist güdülerin yerini ne alacak? Akşam 9'dan önce kullanıcıların meme uçları görmelerine izin verilir mi (BBC'de verilmiyor) ya da Çin'de olduğu gibi domuzcuk Peppa'nın yüzü açık bir yasağa maruz kalır mı?  Ve bu, devasa, ve büyük ihtimalle rağbet görmeyen ve dava edilemez, ulusal güvenlik olmaksızın ulusal ölçekte nasıl uygulanabilir?
 
Jeremy Corbyn’in Edinburgh konuşması bazı cevaplar veriyor. Kapitalizm sonrası bir Facebook demokratik denetim ile birlikte açık kaynaklı bir yaklaşımı birleştirebilir. Wikipedia gibi ağ bağlantılı teknoloji, kodlamanın kendisini üretmesi ve düzenlemesi ve yönetişime katılması açısından alternatif bir platformun kolektif bir çabaya dönüşmesine izin verebilir. Ancak, Silikon Vadisi rüyasını toptan zapt etmek safça olurdu; Microsoft'un bir günden kısa bir sürede beyaz bir üstünlük yanlısına dönüşen Twitter'i icat ettiği zaman gibi, algoritmalar tamamen açık bir şekilde manipülasyona karşı savunmasızdır.
 
Sosyalist bir Facebook'un hem çevrimiçi katılımı arttırmanın yanı sıra hem geleneksel hem de hesap verebilir editoryal (hem insan hem de algoritmik) denetlemenin sonsuz olasılıkları tarafından şekillenmesi gerekecektir. Bu yönetim yapısının ana hatları, Corbyn’in platformun çalışanları ve kullanıcıları tarafından seçilecek bir yönetim kurulunu önerdiği demokratik bir BBC vizyonunda bulunabilir.
 
Son krizler, sosyal medya devlerinin teşvik etmeyi sevdikleri tarafsızlık mitini patlattı. Ancak alternatifler konusunda eğer ciddiysek, büyük veri ve küresel bağlantıyı piyasanın anarşisinden azat etmeliyiz. Neyse ki, Jeremy Corbyn bir başlangıç yaptı.
 
*www.jacobinmag.com sitesindeki yazıdan Türkçe'ye amatörce çevrilmiştir.
 

 
 

 

FACEBOOK SAYFAMIZ

 

                                                           TWITTER SAYFAMIZ
                                                                                 ÖZGÜRLÜK @ozgurlukde