Özgürlük

Tek tip kıyafetler Diyarbakır Cezaevine gönderildi!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre, “KHK kapsamında çıkarılan tek tip kıyafetler Diyarbakır Cezaevine gönderildi. Uygulama için yönetmelik bekleniyor” dedi.

Darbe girişimi sonrası 20 Temmuz 2016'da ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü bulunanlara, duruşmaya sevk nedeniyle ceza infaz kurumu dışına çıkarılmaları durumunda, ceza infaz kurumu idaresince verilen giysileri giyme zorunluluğu getirilmişti.

'Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs' ile 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçunu işleyenler veya bu suç iddiası ile tutuklu bulunanlar badem kurusu renginde tulum giyecek.

'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs', 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan', 'Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı' suçlarını işleyenlerle, 'Devletin güvenliğine karşı suçlar' ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar' nedeniyle örgüt kuran tutuklu ve hükümlüler ise duruşmalara gri renkli tulum giyerek katılacağı belirtilmişti.

YILDA 1000 CİNSEL İSTİSMAR DOSYASI GELİYOR

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre'nin 2017 yılını değerlendirdiği basın toplantısında savcılığa intikal eden cinsel istismar dosyaları ile ilgili soruyu yanıtlayan Cumhuriyet Başsavcı vekili Mesut Pektaş, yılda ortalama bin cinsel istismar dosyasının adliyeye intikal ettiğini söyledi. Başsavcı vekili Pektaş, "Cinsel istismar ile ilgili yılda yaklaşık bin dosya geliyor. Şu anda  500'ü görülmeye devam ediyor. Diyarbakır'da yıllık bin cinsel istismar, taciz, telefon ile taciz dahil, fiziki müdahale olmayan cinsel istismar dosyaları geliyor. Toplam 65 bin soruşturma dosyasının yaklaşık binini cinsel istismar dosyaları oluşturuyor"dedi.

    (ÖZGÜRLÜK)

Hrant Dink, ölümünün 11'inci yılında katledildiği yerde anıldı: O gün devlet buradaydı!..

19 Ocak 2007'de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 11'inci yılında vurulduğu yerde anıldı. Binlerce kişinin katıldığı anma etkinliğinde konuşan Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin, “O gün devlet buradaydı. Polisiyle, jandarmasıyla, istihbaratçısıyla devlet buradaydı. Ama Hrant Dink’in can güvenliğini sağlamak ve yaşama hakkını korumak için değil, tetikçilerin işini yaptığından emin olmak için buradaydı" dedi. Çetin, sözlerine "Gelin Hrant Dink olalım. Çünkü biz adalet, özgürlük ve eşitlik isteyenlerin soyundanız" diye devam etti. 

İstanbul'da Şişli Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan eski gazete binası önünde düzenlenen etkinlikte "Buradayız Ahparig", "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz",  “Hrant için adalet için” dövizleri açıldı; "Faşizme inat, kardeşimsin Hrant", "Katil devlet hesap verecek", "Katilleri koruyan, cinayete ortaktır" sloganları atıldı. 

"Burada bizimle olması gereken, ama
cezaevine konmuş arkadaşlarımız var"

Hrant'ın Arkadaşları'ndan Bülent Aydın da anma etkinliğinde bir konuşma yaptı. "Güneşli ama soğuk bir kış günündeyiz. Yan yana olmanın sıcaklığıyla buradayız. Bugün burada bizimle olması gereken ama cezaevine konmuş arkadaşlarımız var" diyen Aydın, "Hrant’ın arkadaşı Osman Kavala hapiste! Gazeteciler ve milletvekilleri hapse atıldı. Gazeteci arkadaşlarımızı, milletvekillerini ve seçilmiş siyasetçilerimizi aramızda sayıyoruz” ifadesini kullandı. 

"O gün devlet buradaydı"

Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin, sözlerine “O gün devlet buradaydı. Polisiyle, jandarmasıyla, istihbaratçısıyla devlet buradaydı. Ama Hrant Dink’in can güvenliğini sağlamak ve yaşama hakkını korumak için değil, tetikçilerin işini yaptığından emin olmak için buradaydı" diye başladı. "Hrant Dink cinayeti, siyasi cinayetler ve suikastlar geleneğinin ilki değildi kuşkusuz ve maalesef sonuncusu da olmadı" diyen Çetin, şunları söyledi:

Ama Hrant Dink cinayeti, toplumda hesap edemedikleri bir tepkiye yol açtı. “Artık yeter” dedirtti. Cenaze töreninde yüzbinleri buluşturdu ve birkaç tetikçiyle kapatmak istedikleri dosyayı bir türlü kapatamıyorlar.

"Yeni ve ağır utançlar yaşatılacak mı?"

OHAL, sürekli ve kalıcı hale getirilmiş durumda. Legal bir partinin eş başkanları, milletvekilleri cezaevlerine dolduruldu, seçilmiş belediye başkanları görevden alındı. Gazeteciler, hak savunucuları, başka devletlerle kirli pazarlıklar için hapislere tıkıldı.   İfade özgürlüğü ortadan kaldırıldı. Gazeteler, televizyonlar kapatıldı, kitaplar toplatıldı. KHK’larla yüz binlerce çalışan, haklarında bir yargı kararı olmaksızın işinden gücünden edildi. Bu da yetmiyormuş gibi “işimi geri istiyorum” diyerek açlık grevine başlayan Nuriye ile Semih hapse atıldı.  İş cinayetleri, kadın cinayetleri katliam boyutlarına ulaştı. Sadece insanlar, hayatlar değil kıyılan. Yüzyıllara direnen Kurşunlu Cami, Surp Giragos Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi tarihi değerlerle simgeleşen koca bir semt, bir adı da Gavur Mahallesi olan Sur, bir kaç ay içinde kelimenin gerçek anlamıyla dümdüz edildi; elbette yine devlet gözetimi altında. Parklar, anıtlar, mezarlıklar yıkıldı, kiliseler tahrip edildi. Ölü bedenlere, cansız kemiklere bile zulmedildi. Yetmezmiş gibi sivilleri suç işlemeye cesaretlendiren hatta teşvik eden KHK ile ve her gün bir yenisini duyar hale geldiğimiz silahlı eğitim kamplarıyla sanki başka suçların, katliamların hazırlığı yapılıyor.  Geçmişin ağır ve utanç dolu yüküyle baş edememiş bu topluma yeni ve ağır utançlar mı yaşatılacak yoksa? Bu toplumun geleceği çocuklarımıza utançtan başka devredeceğimiz bir şey yok mu? 

"Nöbet tutma zamanıdır"

Çocuklarımıza suçların, vahşetin utancını değil demokrasiyi, farklılıklarla bir arada yaşama, haksızlığa, zulme direnme kültürünü miras bırakmak hala mümkün. Bunun için; Tahir Elçi olup şiddete karşı çıkmanın, barışı savunmanın,  Barış İçin Akademisyenlerin yanında, yüksek sesle “Bu Suça Ortak Olmayacağız” diye haykırmanın, Cumartesi Anneleri ile birlikte, ısrarla ve sebatla bıkmadan usanmadan çocuklarımızın mezarlarını ve katillerini aramanın, Osman Kavala gibi halklar arası diyaloğa, birlikte yaşama iradesine, Anadolu’nun kültürüne, sanatına, şarkısına, türküsüne yeniden can vermenin, Yargıçların, savcıların, kafalarını kuma gömdükleri, baroların utangaç demeçler vermek dışında bir şey yapmadıkları bu ortamda 42 haftadır, hak, hukuk, adalet diyerek Adalet Nöbeti tutan avukatların yanında nöbet tutmanın zamanıdır.

"Hrant Dink olalım"

Ahmet Şık’ın şahsında, zulme boyun eğmeyen, dik duran gazetecilerin sesine ses katmanın, Nuriye ve Semih’in şahsında KHK zulmüne direnenlerin haklı mücadelesine omuz vermenin, Ayşe Öğretmen gibi “çocuklar ölmesin” diye haykırmanın vaktidir. Sokak yaşamdır, özgürlük alanıdır, kadınlardan öğrenelim ve sokağı terk etmeyelim, Katillerin ve hırsızların değil, Ermeni komşularını her türlü tehlikeyi göze alarak koruyan Hacı Halil’lerin, Ermenilerin öldürülmesine karşı çıkan ve bunu hayatıyla ödeyen Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi’nin yolunda yürüyelim. Hrant Dink olalım, birleştirdiğimiz kollarımızı koskocaman açıp koca dünyayı saralım da içine sevgiyi koyalım.  Gelin Hrant Dink olalım, barışın, demokrasinin, beraber yaşama kültürünün ve diyalogun en geniş cephesini oluşturalım. Dünya kurulalı beri adalet, özgürlük, eşitlik, barış için mücadele edenlerin, yaşadığı cehennemi cennete dönüştürmeye talip olanların soyundanız. Daha önce yaptık, yine yaparız.

Dink'in vurulduğu caddeye çıkan sokaklar kapatıldı

Tören öncesi Dink’in vurulduğu Halaskargazi Caddesi polis ekipleri tarafından kapatıldı. Kapatılan alana girmek isteyen vatandaşların üzeri arandı. Dink’in vurulduğu caddeye çıkan sokaklar da kapatıldı. Polis ekipleri TOMA’larla ara sokaklarda "önlem" aldı. Bunun yanında Dink’in vurulduğu yer karanfillerle süslendi.

Anma etkinliğinden dolayı bugün (19 Ocak 2017) İstanbul'da bazı yollar saat 11:00'den itibaren trafiğe kapatıldı.  Etkinlik süresince Halaskargazi Caddesi, Tavukçu Feti Sokak, Saksı Sokak, (Ergenekon Cadde girişi) Pangaltı 2236 nolu ışıklar, Özgür Sokak Şişli İstikameti, Zafer Sokak Şişli istikameti trafiğe kapalı kalacak. İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, Taksim’den gelen akım Valikonağı Caddesi’ne, Şişli'ye gitmek isteyen sürücü ve yayalar Valikonağı ve Rumeli Caddesi Osmanbey kavşağından Şişli istikametine, Şişli istikametinden gelen akım ise Osmanbey kavşağından Ergenekon Caddesi istikametine yönlendirilecek.

 (ÖZGÜRLÜK)

ABD’den Türkiye’ye Afrin uyarısı

Son günlerde Türkiye'nin Suriye'nin kuzeybatısındaki Afrin'e başlatabileceğini söylediği operasyonla ilgili ABD'den çağrı geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Afrin'e askeri bir harekat yapmaması için Türkiye'ye çağrıda bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü  Heather Nauert, Perşembe günkü günlük basın toplantısında konuyla ilgili gelen bir soruyu, "Türklere bu tip eylemlere kalkışmama çağrısında bulunuyoruz... Şiddete bulaşmamalarını ama IŞİD'e odaklı kalmalarını istiyoruz” diyerek yanıtladı.

Türkiye ile ABD ilişkileri, ABD öncülüğündeki IŞİD ile mücadele koalisyonunun Suriye'de Halk Savunma Birlikleri (YPG) militanlarından oluşan 30 bin kişilik bir "sınır koruma gücü" oluşturmak için çalışma yürüttüğünü açıklaması üzerine gerildi. Türkiye tarafından sert tepkilerle karşılanan bu açıklama sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bize düşen de bu terör ordusunu daha doğmadan boğmaktır" dedi.

Türkiye, YPG'yi PKK'nin Suriye'deki uzantısı ve terörist bir grup olarak değerlendiriyor.

Tillerson: Yanlış resmedildi

Çarşamba günü toplanan Milli Güvenlik Kurulu'ndan (MGK) Türkiye'nin sınırlarını koruması için "her türlü tedbirin alınacağı” kararı çıkarken, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Fidan, olası Afrin operasyonu dahil olmak üzere Suriye'deki gelişmeleri görüşmek üzere Perşembe günü Moskova'ya gitti.

Çarşamba günü bir açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ise ABD'nin Türkiye'nin Suriye sınırında bir sınır koruma gücü oluşturmayı planladığı iddialarını geri çevirerek konunun "yanlış resmedildiğini” belirtti.

Aynı gün ABD Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise Suriye'de "yeni bir ordu" ya da "bir sınır koruma gücü" oluşturma niyetinin olmadığı ifade edildi. Bölgede yapılanın "içeriye yönelik" savaşçıların, IŞİD'in yeniden güçlenmesini engelleme ve savaşta yerinden edilen Suriyelilerin memleketlerine dönmelerini mümkün kılma amacıyla eğitilmesi olduğu aktarıldı.

 (ÖZGÜRLÜK)

Meşale Tolu'nun eşi yeniden gözaltına alındı

Türkiye'de sekiz ay tutuklu kalmasının ardından Aralık ayı ortasında serbest bırakılan Alman vatandaşı gazeteci ve çevirmen Meşale Tolu'nun kendisi gibi daha önce tutuklanan eşi Suat Çorlu, perşembe günü yeniden gözaltına alındı.

Çorlu'nun üyesi olduğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) tarafından yapılan açıklamada, perşembe günü dört ilde ESP ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin evlerine polis baskını düzenlendiği ve Çorlu da dahil olmak üzere toplamda 5 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

Çorlu'nun gözaltına alınma gerekçesininse henüz açıklanmadığı kaydedildi. Polisin Çorlu'nun evini aradığı ve bir laptop ve bir cep telefonuna el koyduğu bildirildi.

Nisan 2017'de gözaltına alınan Çorlu, Kasım ayı sonunda tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişti.

6 Mayıs'ta tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderilen Alman vatandaşı Meşale Tolu'nun üç yaşındaki oğlu da kendisiyle beraber bir süre cezaevinde kalmıştı. Tolu, çıktığı ikinci duruşmada adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

Hakkında adli kontrol şartı bulunan ve Almanya'ya geri dönemeyen Tolu'nun 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam ediliyor. Davanın bir sonraki duruşması 26 Nisan 2018 tarihinde yapılacak. Tolu, Marksist-Leninist Komünist Parti (MLKP) üyeliği ve propagandasıyla suçlanıyor.

  (ÖZGÜRLÜK)

115 hamile çocuğun polise bildirilmemesini ihbar eden personel: Yılda 450-500 hamile çocuk geliyor!

İstanbul Küçükçekmece'deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2017 yılında 5 ayda yaşları 18'in altında 39'u Suriyeli 115 çocuğun hamile olduğunun saptanmasını ve durumun polise bildirilmemesini sağlayan  hastane personeli İclal N.  yılda 450-500 arası hamile çocuğun hastaneye geldiğini söyledi.

Cinsel istismar mağduru çok sayıda çocuk ile birebir görüştüğünü söyleyen İclal N.: “16 yaşındaki hamile bir kız doğum için bizim hastaneye geldi. O sırada doğumhaneye ben de indim. O gün korkudan çığlık çığlığa ağlayan o kızın sesi hâlâ kulaklarımda. O çocukları düşündükçe bu işin peşini bırakmamaya karar verdim.” ifadesini kullandı.

Bakanlıkların yanı sıra kadın dernekleri başta olmak üzere birçok kesim açıklama yaptı. İstanbul Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandığı iddia edilen korkunç olayın ortaya çıkmasını sağlayan isim ise hastanede soysal hizmet uzmanı olarak çalışan İclal N. (32). Astsubay bir baba ve ev kadını bir annenin çocuğu olan İclal N., ilk kez konuştu. 

 

17 yaşında bir çocukla ortaya çıktı

Hürriyet'te yer alan habere göre, aynı hastanede Haziran 2012’den beri görev yaptığını söyleyen N. şunları anlattı: “Ailemden aldığım eğitim gereği mesleğimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. 9 Mayıs 2017’de hastanenin Sosyal Hizmet Birimi’nde görev almaya başladım. Olay önce, hastaneye gelen ve hamile olduğu anlaşılan 17 yaşındaki bir çocuğun raporu ve emniyete yapılması gereken bildirim yazısının olmaması ile ortaya çıktı. O gün benim yerimde nöbetçi olan N. D.’den gerekli evrakları istedim. Ancak bunlar verilmedi. Bu durumu tutanak altına aldık ve hastane yönetimine bildirdim. Bir süre sonra geçmiş ayları kontrol ederek eksik bir evrak olup olmadığını tespit etmek istedim. Ben bu birimde 2017’de göreve başladığım için 1 Ocak 2017- 9 Mayıs 2017 dönemini kontrol ettim. 2016 ve önceki yıllara bakamadım bile.” 

"Tutanakla ilgili işlem yapılmadı"


“5 ay 9 günlük süreçte hastaneye gelen 18 yaşın altındaki hamile çocuk sayısı 250 civarında. Bu çocuklardan 115’i için emniyete bildirimin yapılmadığını tespit ettim. Diğer çocuklar için bildirim yapılmış. 115 çocuk ile ilgili emniyet birimine bildirim yapılmadığı gibi hastane polisinin protokol defterinde de kayıtları yok. Yaptığım tespiti tutanak altına alarak başhekim yardımcısı A. A.’ya bildirdim. Tutanağın tarihi 12 Haziran 2017. Ancak bu tutanak ile ilgili bir işlem yapılmadı. En son, dilekçe ile başvuruda bulundum. 15 gün içinde dilekçeye yanıt verilmesi gerekirken yine yanıt gelmedi. 29 Eylül günü başhekim yardımcısı A.A.’nın odasına giderek sözlü olarak da dilekçenin akıbetini sordum. Bu görüşmeden 3 gün sonra görev yerim değişti. Hastane binasının dışında Sefaköy’de bulunan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde görevlendirildim. Bu birime görevlendirildikten sonra avukatımla da konuşarak konuyu savcılığa bildirmeye karar verdim. Elimdeki listeler, tutanakları diğer evraklarla birlikte savcılığa başvurduk. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı ihbar dilekçemden sonra, 3 Ekim günü ifademi de aldı.”

Görev yaptığı hastanenin kadın doğum ve çocuk hastalıkları alanında iyi bir konumda olduğuna işaret eden İclal N. “Bu hastaneye yılda ortalama, 18 yaşın altında 450-500 hamile çocuk geliyor. Bizim görevimiz, çocuk yaştaki hamile çocuklar ile ilgili durumu bir üst yazı ile polise bildirmek. Eğer acil bir vaka varsa, çocuğu önce hastanede koruma altına alırız. Direkt ilgili polis birimine haber verilir. Ki polis de artık bu konularda çok hassas ve hızla duruma müdahale ediyorlar” dedi.

İclal N. çalıştığı alan itibari ile cinsel istismar mağduru çok sayıda çocuk ile görüştüğünü anlatarak şunları söyledi: “Hayatım boyunca unutamayacağım bir çocuk var. Yaşı 16’ydı. Tecavüze uğramıştı. Ailesi hastaneye getirdi. Esasında kürtaj yaptırmak istemişler ama çok geç kalınmış. Doğumhaneye indirilince benim de haberim oldu ve doğumhaneye indim. Burada 5-6 kadın daha bulunuyordu. Bu çocuk da doğum için buraya getirilmiş. Ben oraya gittiğimde, doğum sancısı çeken kadınların çoğu çığlık çığlığaydı. Ben 32 yaşındayım bu yaşımda ben bile öyle ortamda korkarım. O çocuğun yanına gittim. Kadınların çığlıkları nedeni ile çok korkmuş ve ağlıyordu. O çocuğun o ağlayışları hâlâ kulaklarımda. 4 yıl önce yaşadığım bu olay bende büyük bir etki yaratmış durumda. Bugün bu 115 çocuk ile ilgili derdimi anlatmak için çalmadığım kapı kalmadı hastane içinde. Üstelik dışlanan ben oldum.”

"Çaresiz durumdalar"

İclal N. tespitini yaptığı 115 çocuktan 39 Suriyeli çocuğu hatırlattığımızda ise “Bu insanlar savaştan kaçıp gelmiş. Çok çaresizler. Dil bilmiyorlar, çoğu okula gitmiyor. Para yok... O çocukların kim bilir ne hayalleri vardı. 16 yaşında hamile kalan Bayır Bucak Türkmen’i bir kız geldi hastanemize. Bu kız ile uzun bir vakit geçirdim. Dini nikahlı olduğu 18 yaşındaki başka bir çocuktan hamile kalmış. Kızı ile ilgilendiğim için annesinin bana sarılışını unutamam” dedi.

Suçu bildirmeme ve cinsel istismarsoruşturması

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, 115 ‘hamile çocuk’ ile çocuk ile ilgili çifte soruşturma yürütüldüğünü açıkladı. Başsavcılık açıklamasında, mağdur çocukların tümünün ifadeye çağrıldığı belirtildi. Başsavcılık tarafından yapılan açıklamaya göre, eski başhekim A. A. ve hastane personeli N. D. ile ilgili soruşturmayı memur suçları savcısı yürütüyor. ‘Çocuğun cinse istismarı’ suçu kapsamında ise biri başsavcıvekili olmak üzere 3 savcı görevlendirildi. Yasaya göre, çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi 3 yıldan 8 yıla kadar; 15 yaşın altındaki çocuklara yönelik cinsel istismar suçu ise 8 yıldan 15 yıla hapis cezası ile cezalandırılır.

Meclis'te büyük tepki

115 çocuğun hamileliğine ilişkin “utanç listesi” skandalı Meclis’te de yankı buldu. HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu olay için, “alçaklık” derken, MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da, “Allah bilir daha müracaat etmeyen ne kadar olay var” tepkisini verdi. 

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker de savcılığa giderek suç duyurusunda bulundu. 

 (ÖZGÜRLÜK)

Unterkategorien

Tek tip kıyafetler Diyarbakır Cezaevine gönderildi!

Tek tip kıyafetler Diyarbakır Cezaevine gönderildi!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre, “KHK kapsamında çıkarılan tek tip kıyafetler Diyarbakır Cezaevine gönderildi. Uygulama için yönetmelik bekleniyor” dedi. Darbe girişimi sonrası 20 Temmuz 2016'da ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü bulunanlara, duruşmaya sevk nedeniyle ceza infaz kurumu dışına çıkarılmaları durumunda, ceza infaz kurumu idaresince verilen giysileri giyme zorunluluğu getirilmişti. 'Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs' ile 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçunu işleyenler veya bu suç iddiası ile tutuklu bulunanlar badem kurusu renginde tu... Read more

Hrant Dink, ölümünün 11'inci yılında katledildiği yerde anıl…

Hrant Dink, ölümünün 11'inci yılında katledildiği yerde anıldı: O gün devlet buradaydı!..

19 Ocak 2007'de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 11'inci yılında vurulduğu yerde anıldı. Binlerce kişinin katıldığı anma etkinliğinde konuşan Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin, “O gün devlet buradaydı. Polisiyle, jandarmasıyla, istihbaratçısıyla devlet buradaydı. Ama Hrant Dink’in can güvenliğini sağlamak ve yaşama hakkını korumak için değil, tetikçilerin işini yaptığından emin olmak için buradaydı" dedi. Çetin, sözlerine "Gelin Hrant Dink olalım. Çünkü biz adalet, özgürlük ve eşitlik isteyenlerin soyundanız" diye devam etti.  İstanbul'da Şişli Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan eski gazete binası önünde düzenlenen etkinlikte "Buradayız Ahparig", "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz",  “Hrant için adalet için” dövizleri açıldı; "Faşizme inat, kardeşimsin Hrant", "Katil devlet hesap verecek", "Katilleri koruyan, cinayete ortaktır" sloganları atıldı.  "Burada bizimle olması gereken, amacezaevine kon... Read more

Meşale Tolu'nun eşi yeniden gözaltına alındı

Meşale Tolu'nun eşi yeniden gözaltına alındı

Türkiye'de sekiz ay tutuklu kalmasının ardından Aralık ayı ortasında serbest bırakılan Alman vatandaşı gazeteci ve çevirmen Meşale Tolu'nun kendisi gibi daha önce tutuklanan eşi Suat Çorlu, perşembe günü yeniden gözaltına alındı. Çorlu'nun üyesi olduğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) tarafından yapılan açıklamada, perşembe günü dört ilde ESP ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin evlerine polis baskını düzenlendiği ve Çorlu da dahil olmak üzere toplamda 5 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Çorlu'nun gözaltına alınma gerekçesininse henüz açıklanmadığı kaydedildi. Polisin Çorlu'nun evini aradığı ve bir laptop ve bir cep telefonuna el koyduğu bildirildi. Nisan 2017'de gözaltına alınan Çorlu, Kasım ayı sonunda tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişti. 6 Mayıs'ta tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderilen Alman vatandaşı Meşale Tolu'nun üç yaşındaki oğlu da kendisiyle beraber bir süre cezaevinde kalmıştı. Tolu, çıktığı ikinci duruşmada ... Read more

ABD’den Türkiye’ye Afrin uyarısı

ABD’den Türkiye’ye Afrin uyarısı

Son günlerde Türkiye'nin Suriye'nin kuzeybatısındaki Afrin'e başlatabileceğini söylediği operasyonla ilgili ABD'den çağrı geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Afrin'e askeri bir harekat yapmaması için Türkiye'ye çağrıda bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü  Heather Nauert, Perşembe günkü günlük basın toplantısında konuyla ilgili gelen bir soruyu, "Türklere bu tip eylemlere kalkışmama çağrısında bulunuyoruz... Şiddete bulaşmamalarını ama IŞİD'e odaklı kalmalarını istiyoruz” diyerek yanıtladı. Türkiye ile ABD ilişkileri, ABD öncülüğündeki IŞİD ile mücadele koalisyonunun Suriye'de Halk Savunma Birlikleri (YPG) militanlarından oluşan 30 bin kişilik bir "sınır koruma gücü" oluşturmak için çalışma yürüttüğünü açıklaması üzerine gerildi. Türkiye tarafından sert tepkilerle karşılanan bu açıklama sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bize düşen de bu terör ordusunu daha doğmadan boğmaktır" dedi. Türkiye, YPG'yi PKK'nin Suriye'deki uzantısı ve terörist bir grup olarak değerlendiriy... Read more

115 hamile çocuğun polise bildirilmemesini ihbar eden person…

115 hamile çocuğun polise bildirilmemesini ihbar eden personel: Yılda 450-500 hamile çocuk geliyor!

İstanbul Küçükçekmece'deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2017 yılında 5 ayda yaşları 18'in altında 39'u Suriyeli 115 çocuğun hamile olduğunun saptanmasını ve durumun polise bildirilmemesini sağlayan  hastane personeli İclal N.  yılda 450-500 arası hamile çocuğun hastaneye geldiğini söyledi. Cinsel istismar mağduru çok sayıda çocuk ile birebir görüştüğünü söyleyen İclal N.: “16 yaşındaki hamile bir kız doğum için bizim hastaneye geldi. O sırada doğumhaneye ben de indim. O gün korkudan çığlık çığlığa ağlayan o kızın sesi hâlâ kulaklarımda. O çocukları düşündükçe bu işin peşini bırakmamaya karar verdim.” ifadesini kullandı. Bakanlıkların yanı sıra kadın dernekleri başta olmak üzere birçok kesim açıklama yaptı. İstanbul Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandığı iddia edilen korkunç olayın ortaya çıkmasını sağlayan isim ise hastanede soysal hizmet uzmanı olarak çalışan İclal N. (32). Astsubay bir baba ve ev kadını bir... Read more

Ankara Tabip Odası: Nuriye 33, Semih 45 kiloya düştü

Ankara Tabip Odası: Nuriye 33, Semih 45 kiloya düştü

Ankara Tabip Odası, ihraç edildikleri işlerini geri alabilmek için açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen, öğretmen Semih Özakça ve Esra Özakça ile Mehmet Güvel’in sağlık durumu ile ilgili açıklama yaptı. Eğitimcilerin uyku bozukluğu, özellikle ayak ve bacaklarda ağrı ve yanma hissi, denge kaybı, kas-iskelet sistemine ait problemler, tansiyon düzensizlikleri, sindirim sistemi rahatsızlıkları çektiklerini belirten hekimler, açlık grevinin 241. gününde olan Esra Özakça’nın 57 kilodan 37 kiloya, 316 gündür açlık grevi yapan Semih Özakça’nın 86 kilodan 45 kiloya, Nuriye Gülmen’in ise 59 kilodan 33 kiloya düştüğü bilgisini verdi. Üç eğitimcinin de sıvı alımını engelleyen ağız içi yaraları olduğunu son bir haftadır sıvı alımında ciddi azalma olduğunu aktaran hekimler, “Sağlık durumlarının kritikliği ve anlık değişimlere açık olması nedeniyle; açlık grevcilerini her gün farklı uzmanlık alanlarından, en az iki hekim muayene etmektedir. Derin kaygılar çerçevesinde, bireylerin özerkliğine... Read more

OHAL altıncı kez uzatıldı

OHAL altıncı kez uzatıldı

15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi sonrasında 20 Temmuz 2016’da ilan edilen olağanüstü hal (OHAL), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yapılan oylama sonrasında altıncı kez uzatıldı. TBMM Genel Kurulu'nda, OHAL'in 3 ay daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi Perşembe günü kabul edildi. Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 4,5 saat süren Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) OHAL’ın uzatılması yönünde tavsiye kararı alınmıştı. MGK sonrası toplanan Bakanlar Kurulu’nun ardından açıklama yapan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da MGK’nın tavsiye kararı doğrultusunda OHAL uygulamasının 3 ay daha uzatılması hususunda anlaştıklarını ifade etmişti. Bozdağ, "19 Ocak 2018 tarihinden geçerli olmak üzere olağanüstü halin 3 ay daha uzatılması benimsenmiş ve bu konuda hazırlanan tezkere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanılığı'na gönderilmiştir” demişti. OHAL'in uzatılmasını Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partis... Read more

Ne darbe, ne OHAL, ne KHK!

Ne darbe, ne OHAL, ne KHK!

Roboskili aileler her hafta olduğu gibi bu hafta da kaybettikleri yakınlarının mezarlarını ziyaret ettikten sonra yaptıkları basın açıklamasında adalet istedi. Aileler adına basın açıklamasını okuyan Veli Encü, “Bizler 316 haftadir ilk günkü acıyla ilk günkü öfkeyle katliam da yitirdilerimizin huzurun da yetkililere seslenmeye, kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz. Ne darbe, ne OHAL, ne KHK! Hukuk istiyoruz ! Adalet istiyoruz. Demokrasi istiyoruz! Roboski ve diğer bütün katliamlar aydınlatsın sorumluları bir an önce cezalandırılsın diyoruz .OHAL’den Roboski’ye değişmeyen bu zihniyet, bu baskıcı politikalar artık değişsin diyoruz.OHAL dönemi boyunca milletvekillerinden gazetecilere akademisyenlerden öğretmenlere binlerce kişi tutuklandı. Binlerce kişi ihraç edildi.Roboski Derneği başta olmak üzere binlerce kurum, dernek ve STK’ nin faliyetleri durduruldu, kapılarına mühür vurularak kapatıldı. Tüm bunları yapmakta geri durmayan yetkililere şunu sormak istiyoruz. FETÖ’cü askerle... Read more

Sakarya'da metal işçilerinden tabutlu protesto

Sakarya'da metal işçilerinden tabutlu protesto

Türk Metal Sendikası üyesi işçiler, Adapazarı Demokrasi Meydanı'nda toplanarak Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası'nın zam teklifini protesto etti. İşçiler ellerinde, 'MESS şaşırma sabrımızı taşırma' sloganları atarken, üzerinde 'Bu mevta çok çalıştı, açlıktan öldü' yazılı tabut başında gıyabı cenaze namazı kıldı. Türk Metal Sendikası Sakarya Şube Başkanı Olcay Meriç, metal işçisinin açlığa terk edildiğini belirterek, "Bugün burada MESS tarafından açlığa mahkum edilen bir metal emekçisinin cenaze töreni için toplandık. Şimdi size, 'Merhumu nasıl bilirdiniz?' diye sorsam, 'İşinin ustasıydı, ailesinden, ülkesinden ve emeğinden başka derdi yoktu' dersiniz. 'İş yerini evi, işini namusu bilirdi' dersiniz. 'Üretti, kazandırdı ama maalesef kendi kazanamadan mevta oldu' dersiniz. Bu onurlu metal emekçisini toprağa vereceğiz. O kalp krizinden, kanserden, ya da trafik kazasında ölmedi. Neden öldü biliyor musunuz? Açlıktan öldü. MESS tarafından açlığa terk edildi" ifadelerini kullandı.  (ÖZGÜRL... Read more

115 hamile çocuğun polise bildirilmemesiyle ilgili savcılıkt…

115 hamile çocuğun polise bildirilmemesiyle ilgili savcılıktan açıklama

İstanbul Küçükçekmece'deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2017 yılında 5 ayda yaşları 18'in altında 39'u Suriyeli 115 çocuğun hamile olduğunun saptanmasına ve durumun polise bildirilmemesi iddialarına ilişkin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yaptı.  TCK'nın 103. Maddesi uyarınca 'Çocuğun cinsel istismarı' suçu kapsamında ayrı bir soruşturma yürütüldüğü belirtilen açıklamada "Çocuğun cinsel istismarı suçunu işleyenlerin tespitine yönelik olarak yapılan çalışmalar çerçevesinde mağdurların tümü ifadeye çağrılmıştır" denildi.  Skandalla ilgili olarak Sağlık Bakanı Ahmet Demircan ise "Hata ve ihmal kimdeyse ortaya çıkarılacak" dedi. Demircan, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Bu sosyal yönü, sağlık yönü, hukuk yönü olan bir mesele. Böyle bir olayın yaşanması bütün toplumu ilgilendirir. Diğer yandan sağlık tarafı var, bedenen olgunluğa ulaşmamış insanların bu durumla karşı karşıya kalmış olmaları kabul edilebilir değil. Bizim için bize müracaa... Read more

KATLEDİLİŞİNİN 11. YILINDA HRANT'I ÖZLEMLE ANIYORUZ

KATLEDİLİŞİNİN 11. YILINDA HRANT'I ÖZLEMLE ANIYORUZ

8.01.2018   "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..." Katledilişinin on birinci yılında Hrant Dink'i sevgi ve özlemle anıyoruz.  (ÖZGÜRLÜK) Read more

AKP, OLAĞANÜSTÜ HALİ SAVAŞ HALİNE ÇEVİRMEK İSTİYOR!

AKP, OLAĞANÜSTÜ HALİ SAVAŞ HALİNE ÇEVİRMEK İSTİYOR!

18.01.2018   20 Temmuz 2016 tarihinde 3 aylığına ilan edilen OHAL'in, 6. kez uzatılması üzerine TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz 18 Ocak 2018 tarihinde basın açıklaması gerçekleştirdi.   AKP, OLAĞANÜSTÜ HALİ SAVAŞ HALİNE ÇEVİRMEK İSTİYOR! Tam 18 aydır devam eden Olağanüstü Hal bugün bir kez daha uzatıldı. AKP, 3 ay daha hiçbir hukuki sorumluluk üstlenmeden, hiçbir denetim olmadan, anayasal ilkelere bağlı kalmaksızın ülkeyi yönetecek. OHAL’in amacının darbecilerle hesaplaşmak, Gülen Cemaati üyelerini tasfiye etmek olmadığı konusunda artık kimsenin şüphesi kalmamıştır. OHAL’in amacı, AKP’nin iktidar olanaklarını sınırsız ve sorumsuz biçimde kullanabileceği bir korku rejimini sürekli kılmaktır. OHAL rejiminin ekonomide, siyasette ve toplumsal yaşamda yarattığı tahribat, ülkeyi büyük bir karanlığa doğru sürüklemektedir. Kapsamı ve içeriği öngörülemeyen Kanun Hükmünde Kararnamelerin yarattığı istikrarsızlık ve endişe, sadece siyasal krizi... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

EMPERYALİST FAŞİST ABLUKA DAĞITILACAK

EMPERYALİST FAŞİST ABLUKA DAĞITILACAK

EMPERYALİST FAŞİST ABLUKA DAĞITILACAK Ankara'daki bombalı saldırı ve kitle katliamı emperyalizmin Ortadoğu da sürdürdüğü savaş politikasının bir parçası olarak dün yine, yeni bir katliamla emekçi halklarımıza saldırmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri, kaos yaratarak,korku salarak,ve sindirerak insanlığı katledilerek Ortadoğuyu yeniden inşa etmeye (savaş baronlarının kapitalist kan emicilerin istem ve talepleri doğrultusunda)ve ortadogu coğrafyasının dogal ve yeraltı zenginliklerinin paylaşım savaşının bir parçası olarak halka ve halklara yönelik katliamlarla sürdürülmektedir. ülkemizi ve halklarımızı da bu paylaşım savaşımının içine çekmeye çalışan kapilalizm ve yerli işbirlikçileri, istikrar adı altında ülkeyi kaosa sürüklemektedirler.kaos ve kandan beslenen iktidar gerek kürt halkına yönelik,saldırı ve katliamlarla gerekse devrimcilerin bulundugu mahallere saldırarak katliamlar yapmaktadır. Katiamlar yaparak, kaos yaratarak kendi iktidarını güçlendirmek adına korku imparatorluğu... Read more

FACEBOOK SAYFAMIZ