Özgürlük

Seçim atmosferi Ekonomi Dolar (3)

SEÇİME GİDERKEN EKONOMİK GELİŞMELER

 

Dolardaki inanılmaz hızda artışlar ve yabancı yatırımcıların paralarını topluca çekmeye başlamaları sonrasında Merkez Bankası tüm siyasi baskılara rağmen borç verme faizini 3 puan artırmak zorunda kaldı. Merkez Bankası'nın bu müdahalesi sonrasında bile dolar kuru 4.50'ye inmiş değil. 

 

Türkiye ile hemen hemen aynı ekonomik sorunlara sahip olan, ama cari açığı Türkiye'den daha az olan Arjantin'de manzara, 5 yıllık kemer sıkma politikaları sonrasında Cumhurbaşkanı Maurizo Macri hükümetinin küresel ekonomik kriz ile başının derde girmesi ve en son yansımalarıdır. Bir yıl önce Arjantin'in kurtarıcısı olarak alkışlandığı zaman, geçen yüzyılda Arjantin çeşitli borçlarını ödeyememesine rağmen, % 7’nin üzerinde bir faiz oranı sunan 100 yıllık bir tahvil çıkardı. 

 
Fazla ilgi görmüştü ve kısa süre içinde yüksek bir katsayıya bile tekrar satılıyordu. Yabancı sermayenin bu ilgisi Arjantin'in son yirmi yılda başaramadığı şeydi. Bir müddet bu, Macri'yi uluslararası mali düzenin kahramanı yaptı ama önde gelen ekonomistler her zaman, ABD faiz oranlarındaki herhangi bir yükselişin(buna bağlı olarak dolardaki artışın) sözde gelişmekte olan ekonomileri batıracağını biliyorlardı. Arjantin sadece olağanüstü bir örnek ve sermaye geldiği gibi kolayca ülkeyi terk ediyor. Tahvillerin fiyatları peso gibi değer kaybetti. Macri'nin son kozu, peso'yu diriltmeyi çalışmak için IMF'ye devasa bir kredi(30 milyar dolar) başvurusunda bulunmak oldu. Bu arada Arjantin faizleri yüzde 40'a çıkardı ve buna rağmen dövizdeki tırmanışa deva olmadı. Gelinen noktada tüm bunların sonucu işçi sınıfına daha fazla saldırmak olacaktır.
 
Bugün Türkiye'de faiz artırımını bir çare olarak dayatanlar toplumu yanlış yönlendirmektedirler. Faiz oranlarının kapitalist batı ülkelerinde 0 ya da negatif olduğu bir dönemde gelişmekte olan ülkelerdeki faiz artırımları her daim uluslararası finans kapitalin çıkarları doğrultusunda işlev görür. Ve faiz artırımları sonrası gelecek reçete kemer sıkma politikaları(IMF) olacaktır. Bunun acısı da işçi sınıfından çıkacaktır. Türkiye ve Arjantin gibi finans kapitalin eline düşmüş ülkelerde yapılacak tek şey vardır: toplumsal bir dönüşümü gerçekleştirmek. Onun adı da DEVRİM'dir!
 (ÖZGÜRLÜK)

Seçim atmosferi Ekonomi (2)

SEÇİMLER GÖLGEDE KALABİLİR
 
 
Başkanlık seçimlerine bir ay kala tüm gözler, her geçen gün daha fazla, seçimlerden çok döviz kurlarındaki artışa çevriliyor. Ekonominin kendi dinamiklerindeki değişimler seçimleri gölgede bırakabilir çünkü parametrelerdeki değişimin bu hızla giderse beraberinde getireceği, sayıların bile yetişemeyeceği hızda artan toplumsal çürüme ile birlikte kaçınılmaz bir çöküş olacaktır. Bu defasında Türkiye toplumu sadece büyük bir krize doğru değil, aynı zamanda toplumsal yok oluşa doğru da koşar adım gidiyor. Artan sadece yoksulluk değil, beraberinde suç işleme oranları da roket hızıyla artıyor. Tetiklenecek bir toplumsal kaos ve endişe ortamında şu anda yaratılmak istenen ve belirli oranda yaratılan korku imparatorluğu bölgesel, yerel ve mahalli çeteleşmelerden tutun da yağmalamalara kadar evrilebilir. Bunun emareleri bugünden görülmektedir.
 
Uzun yıllardır içine düştüğü faiz-enflasyon sarmalından bir türlü kurtulamayan Türkiye, ekonomik iyileşme ve ekonomik kriz dönemlerinde kredibilitesini her daim finans ve rantiye sınıfı lehine tüketmiştir. Şu anda da ülke ekonomisi üzerinde dolar kurlarının oluşturduğu aşırı baskıyı aşmanın yolu olarak faizleri artırmaya zorlanmaktadır. Faiz artırımıyla birlikte krizde dahi kazanan uluslararası finans çevreleri olacaktır ve faiz artırımının kaçınılmaz reçetesi olan kemer sıkma politikaları ise her zaman olduğu gibi işçi sınıfına fatura edilerek emekçi kesimin daha çok ezilmesine yol açacaktır. 
 
Sonuçta bu dar boğazdan çıkmanın yolu ne yeni ne de eski parlamenter sistemdir. Bu krizlerden çıkmanın tek yolu vardır: Yoksulların ve ezilenlerin devrimi. Eğer bir dönüşüm üreten emekçilerin devrimi yoluyla sağlanamazsa bu ülke çürüyüp yok olabilir.
 (ÖZGÜRLÜK)

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir. 

Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.
Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.
İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada Lisesine kaydoldu.
Liseye kaydolduktan sonraki süreçte, kuruluşunda birinci derecede rol aldigim İDOD'un (İzmir Devrimci Ortaogrenimliler Derneğinin) bir üyesi ve aktif bir neferi olarak mücadeleye katılmaya başladı. 
Devrimci mücadeleye bizden sonra,kısmen bizden etkilenerek ama asıl olarak,o dönemdeki koşullardan ve Ortaogrenimlilerin sorunlarından hareketle katıldı. 
Ben onu,1979 yılı Nisan ayında, İzmir'de, içinde yer aldigi Ortaogrenim mücadelesinde bırakıp başka bir ile,o ildeki Devrimci mücadeleye omuz vermek üzere giderken son kez gördüm. 
Sonrasında o devrimci mücadelede yer almaya devam etti.
Ben 1979 yılı Temmuz ayında bir nedenle girdiğim Denizli Kapalı Cezaevinden 1979 yılı Aralık ayında firar edip Uşak bölgesine, kırsal kesime geçtim. 
O mücadelede yer aldığı Salihli bölgesinde 1980 yılı içinde girdiği Salihli Kapalı Cezaevinden, aynı yıl 18 Mayıs günü, arkadaslarinin yardımıyla firar etti ve kendi deyimiyle 'yeniden doğdu'.
Sonrasında, 1 2 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbe koşullarında,bizler,Askeri ve Sivil cezaevlerinde 'zulüm ve direniş' sarmalinda yaşamımızı devam ettirirken, o her yerde devrimci mücadeleye devam etti.
O günkü koşullarda ondan çok az haber alabildik.
O yaşıyordu ve mücadeleye devam ediyordu.
Bunu biz, yalnız yaşayan annemizin ve kardeşlerimizin bazılarının evlerine yapılan baskınlardan ve baskılardan biliyorduk.
Annemiz ve bazı kardeşlerimiz bu süreçte çok baskı gördü ve çok acı çekti.
Yıllar geçti. 
Ben 1991 yılı 1 Ağustosun da cezaevinden çıktım. 
O artık Avrupa'da yaşıyordu. 
Uzaktık.
Kopuktuk.
Yabancılaşmıştik. 
Sonra onun KANSERE yakalandığını öğrendik. 
Son iki yılda,bu hastalığı süresince yeniden yakınlaştık. 
Gördük ki,bizim küçük Musa'mız büyümüştü.
O, bu kez hastalığa karşı direniyordu. 
Doktorları bile şaşırtıyordu. 
Onu,ülkesini, bu ülkedeki dostlarını, sevenlerini ve ailesinin bütün bireylerini,onu isimce bilip hiçbir zaman yakından tanıma olanağı bulamayan akrabalarının diğer bireylerini görebilsin diye ülkesine getirmeye çalıştık. 
Sağolsunlar, bir bayan avukat arkadaşımızın ve bazı dostlarımızın yoğun ve candan çabalarıyla bunu başardık. 
Ülkesine, yeniden, bir geldi. 
İki geldi.
Üçüncü de son kez geldi.
Musa,benden sonra mücadeleye katılmıştı.Tarih de ,sizler de bu söylediklerime tanık olun ki:O beni ve bu mücadelede yer alan pek çok arkadaşı geçti. O yaşadığı her yerde iz bırakan bir devrimci oldu.
Bugün burada toplananlar ve sonrasında, köyümüzde onu omuzlarında taşıyacak olanlar bunun kanıtıdır. 
İlk mücadeleye katıldığı an ile son günü bir bütün olarak ele alındığında o bir devrimcidir ve bir DEVRİMCİ YOLCU'DUR. 
O bizim onurumuzdur.
Tarih bunu böyle yazacaktır. 
Bu nedenle ben onun önünde, bizim küçük Musa'mız in ve namı diğer SETTAR'ımızın önünde saygıyla eğiliyorum. 
Gözün arkada kalmasın kardeşim. ''    Mehmet Erdal 

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi

Seçim atmosferi devam ediyor (1)

MİLLETVEKİLLERİ BELLİ OLDU

 

Kapitalizm ara ara rayından çıkarsa da dayandığı ideoloji olan liberalizm insana fikirleri özgürce ifade, toplanma, eğlenme, iş kurma, sivil haklar, oy kullanma vb. gibi bütün biçimsel hakları bahşeder, yalnız biri dışında: toplumu değiştirmeyi talep etme hakkı...

 

Bu yüzden burjuva politikacıları da -parlamento da ister sağ ister sol olsun tüm milletvekilleri- işçilere, köylülere, memurlara, yoksullara, yoksunlara her şeyi vaat ederler, yalnızca biri dışında: ekonomik eşitlik. Bizler de gider o vaatler için oy kullanırız ve bir sonraki vaatler gelene kadar da hüsrana uğrarız. Oy hakkımız ekonomik eşitlik üzerine değil vaatler üzerinedir, çünkü aksi olsa egemenler oy kullanma hakkımızı da elimizden alırlardı.

 

Ve önümüzde bir seçim daha var. Yeni milletvekili adayları ve yeni vaatlerle... Mecburen kötünün iyisini seçeceğiz. Hayatımızda bir değişim olacaksa da biçimsel olacak, gerçek eşitlik ise devrim umutlarına kalacak her zaman olduğu gibi... Biçimsel demokrasi mücadelesi hep devam edecek, ekonomik krizlerin biri bitecek bir yenisi gelecek sonra yine biçimsel demokrasi mücadelesi olacak bu böyle sürüp gidecek... Ta ki,

 

Ezilenler zincirlerinden kurtulup milletvekillerine ihtiyaç duymayana kadar!

 

Evet, milletvekili adayları belli oldu. Tüm ezilenlere hayırlı olsun!

 

"AK Parti’nin 24 Haziran seçimi için Yüksek Seçim Kurulu’na teslim ettiği milletvekili aday listesinde 316 mevcut milletvekilinden 167’si listeye girdi, 149 isim yer bulamadı. Başbakan Binali Yıldırım ve 21 bakan ise listede yer aldı."

 

"HDP sözcüsü Ayhan Bilgen ve beraberindeki heyet tarafından milletvekili aday listeleri YSK'ye getirildi.

 

Listeleri teslim ettikten sonra açıklama yapan Bilgen, 24 Haziran seçimleri için listelerini tam olarak, 600 milletvekili adayını teslim ettiklerini belirterek, kadın temsilinin en yüksek olduğu partilerinin, bugün de aday listesinde yine eşit temsiliyeti esas aldığını ifade etti."

 

"CHP Sözcüsü Bülent Tezcan ve beraberindeki heyet milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) teslim etti.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlı, İzmir 2. bölge 1. sıradan aday oldu. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Antalya 1. sıradan, Bülent Tezcan Aydın 1. sıradan Abdullatif Şener Konya 1. sıradan aday oldu."

 

Ve diğer partiler...

 

Her şey var, bir şey yok! Ekonomik eşitlik!

 (ÖZGÜRLÜK)

Unterkategorien

Tutuklu-Hükümlü sağlığına dönük şikayet başvurularını yerind…

Tutuklu-Hükümlü sağlığına dönük şikayet başvurularını yerinde değerlendirildi.

İTO Yönetim Kurulu’ndan Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na ziyaret. Tutuklu-Hükümlü sağlığına dönük şikayet başvurularını yerinde değerlendirildi. Yönetim Kurulumuza Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan tüberküloz hastası bir hükümlü yurttaşımızın, tedavisinin aksatıldığı, hastalığı ağırlaşmasına karşın hastaneye sevkin geç yapıldığına dair başvurusunun ardından, yine aynı kurumda kalan 90 hükümlü/tutuklunun ortak imzasını taşıyan, sağlık Hakkına erişimlerinin engellendiği ve sevk edildikleri kurumlarda kelepçeli muayeneye zorlandıkları iddiasını içeren, başka bir başvuru yapıldı.İl İnsan Hakları Kurulu Kurulu’na temsilci veren, kamu sağlığını korumakla görevli bir kurum olarak İstanbul Tabip Odası, 12 Temmuz 2018 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında başvuruları değerlendirdi ve bir ziyaret komitesi oluşturarak,  iddiaları yerinde değerlendirme kararı aldı.19 Haziran 2018 tarihinde Dr. Pınar Saip, Dr. Güray Kılıç  ve Dr. Murat Ekmez’den oluşan bir heyet, Bakırköy K... Read more

ZMO: ŞAŞIRMADIK!

ZMO: ŞAŞIRMADIK!

21.06.2018   Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Beykoz’da bulunan ‘‘Bitkisel Biyoçeşitlilik, Geofit Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’’ sosyal tesis yapılmak üzere TBMM Milli Saraylara devredilmesi üzerine 21 Haziran 2018 tarihünde bi basın açıklaması gerçekleştirdi.   ARAŞTIRMA MERKEZİ MİLETVEKİLLERİNE SOSYAL TESİS OLUYOR!​ stanbul Beykoz’da bulunan ‘‘Bitkisel Biyoçeşitlilik, Geofit Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’’ sosyal tesis yapılmak üzere TBMM Milli Saraylara devrediliyor. 16 Nisan 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuş olan Merkez, aralarında anıt ve korunmaya değer nitelikte ağaçlar ile egzotik bitki türleri olmak üzere çok sayıda farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Dönemin Tarım Bakanı Mehdi Eker, Araştırma Merkezi`nin 12.09.2014 tarihindeki tanıtım toplantısında yumrulu ve soğanlı bitkilerinin (Geofit) endemik varlığın bir parçası olduğu bilgisini vererek, Türkiye`nin bütün bölgeler... Read more

Demirtaş: Edirne’den Hakkâri’ye güçlerimizi birleştirirsek g…

Demirtaş: Edirne’den Hakkâri’ye güçlerimizi birleştirirsek gidişatı değiştirebiliriz

HDP'nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Twitter üzerinden e-miting yaptı. Seçmenlerine vaatlerini anlatan Demirtaş, hükümetin politikalarını da eleştirdi.   Halkların Demokratik Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Twitter üzerinden e-miting yapıyor. Demirtaş, cezaevinde yaptığı propaganda konuşması için "Tutuklu bir cumhurbaşkanı adayı dünya demokrasi tarihinde ilk kez devlet televizyonunda konuşma imkanı bulacak" diyen Anadolu Ajansı'na "Dünyada ilk defa cezaevi hücresinden bir e-miting yapılıyor. Demokrasi tarihi açısından “tarihe geçiyoruz” şu an. Anadolu Ajansı flaş haber geçsin diye söylüyorum" sözleriyle tepki gösterdi.   Demirtaş'ın açıklamaları şöyle:   “Merhaba! Dünyanın dört bir yanından miting alanını dolduran herkesi yürekten selamlıyorum. Dünyada ilk defa c.evi hücresinden bir e-miting yapılıyor. Demokrasi tarihi açısından “tarihe geçiyoruz” şu an. Anadolu Ajansı flaş haber geçsin diye söylüyorum.   BASIN ONURUNU KORUYAN ÖZGÜR BASINA VE ... Read more

Büyükada davası: Taner Kılıç'a tahliye yok

Büyükada davası: Taner Kılıç'a tahliye yok

İnsan hakları savunucularının yargılandığı Büyükada davası, bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görülmeye devam edildi. Davanın tek tutuklu sanığı Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç için tahliye talebi mahkeme tarafından reddedildi. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmayı çok sayıda yabancı misyon temsilcisi takip etti. Duruşmaya, tutuksuz sanıklardan Günal Kurşun ve Nejat Taştan katıldı. Taner Kılıç ise duruşmaya Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada dinlenen tanık Ahmet Tunç Tunçten, toplantıda tercüman olarak görev aldığını belirterek, toplantıya katılanların şiddet alanında çalışmaları nedeniyle mesleki açıdan yorgun düştükleri için birbirlerine psikolojik destek verdiğini söyledi. "Birbirlerine sarılıp ağladıklarını hatırlıyorum” diyen Tunçten, toplantının "yasa dışı” ya da "gizli” olduğuna dair bir izlenime kapılmadığını dile getirdi. Toplantının ikinci kısmında dijital veri güvenliği üzerine ... Read more

Türkiye Sol Partili AGİT gözlemcisinin girişine izin vermedi

Türkiye Sol Partili AGİT gözlemcisinin girişine izin vermedi

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) seçim gözlemcisi ve Sol Parti milletvekili Andrej Hunko, Türkiye'nin kendisine giriş izni vermediğini söyledi. DW Türkçe’ye bir açıklama yapan Hunko, AGİT gözlemcisi olarak 24 Haziran seçimlerini izlemek için Ankara'ya gitmek üzere Viyana'da uçağa bindiğini, kendisine giriş izni verilmediği bilgisini alınca uçaktan indiğini söyledi. Türkiye'nin Viyana'daki AGİT Daimi Temsilcisi'nin AGİT'i konuyla ilgili bilgilendirdiğini belirten Hunko gerekçe olarak "terör destekçiliği suçlamasının" sunulduğunu ifade etti. "Türkiye'nin attığı adım hukuka aykırı" Hunko, Türkiye'nin attığı bu adımın hukuka aykırı olduğunu söyledi. "Seçim gözlemlerinin temel prensiplerinden biri şudur: Heyeti davet eden ülke delegasyonları belirleyemez" diyen Hunko, "AGİT bunu kabul edemez. Bu çok eleştirel, bunu istemiyoruz denemez. Bu hukuki değil. Tabii AGİT'in de bu konuda icrai araçları yok. Bu da her zaman bir sorun" şeklinde konuştu. Hunko konuyla ilgili Alman Dış... Read more

Seçim Süreci Meclisleri: Herkes öncelikle oy verdiği sandığı…

Seçim Süreci Meclisleri: Herkes öncelikle oy verdiği sandığı korumalı

 Sandık güvenliği için kolları sıvayan Seçim Süreci Meclisleri, riskli iller haritasını çıkartarak bu kentlere görevliler konumlandıracak. Meclis üyesi Eymen Demircan, "Sandık başlarında 7 Haziran, 1 Kasım ve referandumdan çok daha güçlüyüz ama öncelikle herkes oy kullandığı sandığı korumalıdır" dedi.   Türkiye'de seçimlerin adil ve güvenli bir ortamda yapılabilmesi amacıyla 20 Ocak'ta kuruluşunu ilan eden Seçim Süreci Meclisleri, baskın seçim kararıyla beraber çalışmalarına hız kazandırdı. Meclis, ilk elden İstanbul, Ankara, İzmir gibi birçok kentte örgütlenmeye gitti. 16 Nisan referandum öncesinde kendi kendiliğinden oluşan Hayır Meclisleri'nde yer alan insanların inisiyatifiyle oluşan Seçim Süreci Meclisleri, 24 Haziran seçimleri için sandık görevlisi ve müşahit çalışmalarını yürütüyor.    Seçim Süreci Meclisleri üyesi Eymen Demircan, inisiyatiflerinin kurulduğu günden bu yana seçim güvenliğini toplumun tüm kesimlerine anlatmaya çalıştıklarını ifade etti. Çok hızlı bir şekilde... Read more

Demirtaş miting yapacak: Bayraklarınızı, pankartlarınızı alı…

Demirtaş miting yapacak: Bayraklarınızı, pankartlarınızı alın gelin!

Seçim kampanyasını cezaevinden yürüten HDP Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, “Bu akşam saat 19.30-21.30 arasında buradan bir e-miting yapacağım. Hepinizi mitinge bekliyorum. Bayraklarınızı, pankartlarınızı alın gelin. Güzel olacak” dedi.    HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, seçim kampanyasını Edirne F Tipi Cezaevi’nden yürütmeye devam ediyor. Demirtaş, Twitter hesabından bugün de seçime dair mesajlar paylaştı. Demirtaş’ın attığı mesajlar şöyle:    “Paylaşmak güzeldir. Ekmeği, sevinci, acıyı, dertleri paylaşmak yaşamı güzelleştirir. Yetkiyi, yönetmeyi, sorunları, çözümleri paylaşmak ülkeyi güzelleştirir. Her şey ille de benim olsun dersen hiçbir şey senin olmaz. Tek adama değil çok insana güvenin. Çünkü birlikte güzeliz.   16 yıllık AKP iktidarı 24 Haziran’da sona eriyor. Göreceksiniz, AKP’ye oy vermiş olanlar bile rahat bir nefes alacak. Kendilerini, partileri iktidardayken hissetmedikleri kadar huzur ve güven içinde hissedecekler. Adil, eşit ve özgür bir ... Read more

Mülteciliği Ortaya Çıkaran Koşullara Son Verilsin

Mülteciliği Ortaya Çıkaran Koşullara Son Verilsin

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, 20 Haziran Dünya Mülteci Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni aşağıdadır: BASIN AÇIKLAMASI 20 Haziran 2018 MÜLTECİLİĞİ ORTAYA ÇIKARAN KOŞULLARA SON VERİLSİN;SAVAŞA HAYIR, BÜTÜN DÜNYADA BARIŞ! Bu yıl savaş, şiddet zulüm nedeniyle 43.1 milyon kişi ülke içinde yer değiştirirken, 25.4 milyon kişi ise başka ülkelere sığınarak mülteci konumunda yaşamaktadır. BM Genel Sekreteri “Sadece geçtiğimiz yıl her dört saniyede bir kişinin evini terk etmeye zorlandığını, mültecilerin yaklaşık yarısının 18 yaş altı bireylerden oluştuğunu, bu çocukların büyük bölümünün de tek başına kaçmak zorunda kaldığını” bildirmiştir. Mülteci konumuna düşenlerin yarısından fazlası sırasıyla Afganistan, Somali, Suriye, Irak, Sudan’dan gelmektedir. Ne yazık ki yerinden edilenlerin %81 gibi büyük bölümü daha çok yoksul, gelişmekte olan ülkelere göç etmekte ve yoksul mahallelere yerleşmektedir. Kıt olan kaynaklar, daha çok kişi tarafından paylaşıl... Read more

İŞÇİLERİN SESİ, DİSK’İN SESİ YASAKLANAMAZ!

İŞÇİLERİN SESİ, DİSK’İN SESİ YASAKLANAMAZ!

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK’in Sesi’nin özel sayısının dağıtımının yasaklanması üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şöyle: Konfederasyonumuzun hazırladığı DİSK’in Sesi dergisinin “16 yılda işçiler neler kaybetti?” başlıklı özel sayısının dağıtımı İzmir Konak İlçe Seçim Kurulu tarafından yasaklanmıştır. DİSK’in Sesi dergimizin özel sayısını “hükümet karşıtı” olarak değerlendiren ve dağıtılmasına yasak koyan İlçe Seçim Kurulunun aldığı karar siyasidir, hukuksuzdur ve antidemokratiktir. Öncelikle sendikalara siyasi faaliyet yasağı getiren anayasanın 52. Maddesi 1995’te yürürlükten kaldırılmıştır.  İlçe Seçim Kurulunun bu kararı, 12 Eylül ile getirilen yasağa dönüş anlamı taşımaktadır. Dağıtımı yasaklanan DİSK’in Sesi, yasal bir dergidir. Yüksek Seçim Kurulu’nun basın yayın organlarına yaptırım yetkisi kaldırılmışken, DİSK’in dergisine yönelik dağıtım yasağı hukuksuzdur. Dergimizin özel sayısında son 16 yılda işçilerin çalışma yaşam koşullarındaki olums... Read more

‘Sen de müşabir ol, sandığı koru, iradene sahip çık’

‘Sen de müşabir ol, sandığı koru, iradene sahip çık’

Adil Seçim Platformu, Adil Seçim Basın Merkezi aracılığıyla müşahit ve muhabir karışımı “muşabir” ağı oluşturuldu. Ağ kapsamında sandık başlarında görevli olanlar aynı zamanda yaşanacak haksızlıklar, hukuksuzluklar için basın görevi üstlenecek.   24 Haziran seçimlerine giderken sandık güvenliğini sağlamak, seçmenlerin iradesinin sandığa doğru yansımasını sağlamak için kurulan Adil Seçim Platformu, Adil Seçim Basın Merkezi aracılığıyla “müşabir” ağını oluşturdu. Platform, “muşabir” sözcüğünü alternatif medya ve sandık başında seferber görevli kişilere atıfta bulunarak, “muhabir” ile “müşahit” kelimelerinden üretti.    “Sen de müşabir ol, sandığı koru, iradene sahip çık!” şiarıyla kurulan ağa dair muşabir.com üzerinden açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Sandık güvenliğinin bir ayağı her ne kadar sandık başında olmak olsa da, bir diğer önemli ayağı ise medya ayağı. Seçim günü ekranlarda tek bir kaynaktan gelen seçim sonuçları yansıtılacak, sandıkların boşaldığına, s... Read more

Seçim atmosferi sorunlar (12)

Seçim atmosferi sorunlar (12)

SEÇİMLERE GİDERKEN ÇÖZÜM    Tarihte umutsuzluğun her yeri kapladığı bir anda ölü toprağı serpilmiş umudun üstünü aralayanlar her zaman ezilenler oldu. En umutsuz yerlerde umudun kapısını ardına kadar açanlar hep ezilenler oldu. Kimi zaman Paris'in sokaklarında, kimi zaman Chicago'nun Haymarket Meydanı'nda, kimi zaman 1917 Şubat'ının St. Petersburg'unda, kimi zaman Fatsa'nın çamurlu yollarında umut ışığını yakanlar hep onlar oldu.   Bu dünyada ezilenler var mı? Var. Bu dünyada sömürülenler var mı? Var. Bu dünyada sosyalistler var mı? Var. Kimin için, kimin yanında? Ezilenlerin ve sömürülenlerin yanında. Peki öyleyse tarihin her safhasında amip gibi bölünerek çoğalmak niye? Eğer aslolan işçi sınıfı mücadelesi ise, eğer hedef sınıfsız bir toplum ise, eğer amaç özgürlük ve eşitlik ise, eğer ortak amaç tüm bunlar ise, birbirini yemek niye?   Gelin bırakın artık kimin ne kadar sosyalist, kimin ne kadar devrimci, kimin ne kadar Marxist, Leninist, Maocu, kimin ne kadar şucu bucu olduğu... Read more

Seçim atmosferi Özgürlük (12)

Seçim atmosferi Özgürlük (12)

SEÇİMLERE GİDERKEN SEN    Tarihsel çizgisine baktığımızda kendisinden gelişmişlik beklenirken bir kişinin sultası altında her geçen gün faşizm bataklığına doğru yol alan, etnik, dini ve ulusal kimliklerin politik alan içine sıkıştırıldığı, böyle olduğu için de gerici bir milliyetçilik ve laiklikten uzaklaştığı oranda yobaz bir dincilik anlayışına saplanıp kalmış bir ülke Türkiye. Ve artık bu ülkede hangi ideolojiden, hangi inançtan olursa olsun ezilenlerin yanında olmak bir elzemdir.   Ne medeniyet, ne ideoloji, ne inanç, ne gelenek, ne kültür ne de diğer şeyler. Bu dünyada insanlığın tek göstergesi var: Dünyaya kimin penceresinden bakıyorsun? Ezenlerin mi, Ezilenlerin mi? Bu dünyada kimin yanında yer alıyorsun? Sömürenlerin mi, Sömürülenlerin mi? İşte bir insanı insan yapacak olan, bu sorularla yüzleştiği andır.   24 Haziran Genel Seçimleri'nde sadece muhalefet ve iktidar karşı karşıya gelmiyor. Ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen, soyan ve soyulan, zalim ve kimsesiz, zen... Read more

Seçim atmosferi Sendikalar (11)

Seçim atmosferi Sendikalar (11)

SEÇİMLERE GİDERKEN SENDİKALAR   Türkiye'nin şu anda içinden geçtiği en karanlık günlerde "muhalif" bir güç olarak sesine en çok ihtiyaç duyulanlardan biri olması gereken sendikalar nerede? Hiç seslerini duyan var mı? Ya da bugün, bu ortamda sesleri çıkmıyorsa ne zaman ses çıkartmayı düşünüyorlar? İşçi sınıfı topyekun yok olunca mı?   Emeğin en güçlü silahı nedir? Kapitalistlerin en çok korktuğu, kabuslarına giren silahı? Grevler'dir. Oysa günümüzde Türkiye'de grevler gittikçe düşük seviyelere inmiştir. İşçi sınıfının en etkin silahı etkisizleştirilmektedir. Ve bu etkisizleştirme de sendikaların liderliği aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Sendikalar bir avuç sendika bürokratı için zenginleşmenin ya da milletvekili adayı olmanın bir basamağı olmuştur. Ve işçilerin büyük bir çoğunluğu sendikalara güvenmemektedir. Bu yüzden de Türkiye'de grev ve sendika üyeliği yoğunluğu cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinde seyretmektedir.   Türkiye'de grevler, dogrulukpayi.com'un analizi... Read more

Seçim atmosferi Sosyalistler( 10)

Seçim atmosferi Sosyalistler( 10)

SEÇİMLERE GİDERKEN SOSYALİSTLER     Dünyanın çoğu ülkesinde, özellikle de batılı ülkelerde liberalizmin(neo-liberalizmin) ve sosyal demokrasinin geleneksel partileri kan kaybederken neden radikal sol bu itibardan düşmeden yararlanamıyor? Neden toplumun en ezilen kesimleri içinde bulundukları çıkmaza bir alternatif olarak gördükleri aşırı gerici sağ partileri destekliyorlar? Oysa bu gibi aşırı sağ partilerin toplumsal bir proje yerine vaat ettikleri yegane şey, kendilerini destekleyenlere sunacakları kayırmacılık ekonomisi ve ezilmişlerin ezilmişliklerinin sorumlusu olarak gördükleri ya da onlara popülist ve gerici milliyetçi söylemler vasıtasıyla politika ve medya kanalıyla sorumlu olarak algılatılan kendinden olmayan kimlikleri dışlama ve yeri geldiğinde ülkeden def etmedir.    Dışlayıcılık ve kayırmacılık, ideolojik altyapısı ve buna uygun entelektüel düzeyi olmayan aşırı gerici sağ partilerin tarihin her döneminde kışkırtmanın ve egemen sınıfların çıkarına manipülasyonun hizm... Read more

Seçim atmosferi FENERBAHÇE (9)

Seçim atmosferi FENERBAHÇE (9)

SEÇİMLERE GİDERKEN FENERBAHÇE   Umutsuzluklar içinde olabileceğine bakılmaksızın umut aramak ezilen halkların kaderinde var. Bu kesinlikle "denize düşen yılana sarılır" durumu değildir, aksine insanların mücadele etme umutlarını kaybetmediklerinin, yeniden canlanmanın ya da belki yeniden ayaklanmanın bir göstergesidir. Umutsuzluk anlarında umut olanın rengine, görüntüsüne, konumuna, ideolojisine bakılmaz. o artık ezilenlerin o an için sembolüdür. O artık o an için tüm baskılara, tüm zulümlere, tüm despotluklara ve bir diktatöre karşı bir haykırışı büyütebilmenin, bir isyanı diriltebilmenin de sembolüdür. Umudun her zaman bir işaret fişeğine ihtiyacı vardır. Toplumsal patlamaların da bir umuda. Ve umut hiç beklenmedik bir anda bir yerden de doğabilir.   Ekonomik fakirleşmenin hemen her kesimden, her sınıftan insanı vurmaya hazırlandığı, gençler arasında işsizliğin ve gelecek kaygısının giderek tırmandığı, zengin ve fakir arasındaki uçurumun gün geçtikçe muazzam açıldığı ve bunlara... Read more

Seçim atmosferi MERKEZ BANKASI (8)

Seçim atmosferi  MERKEZ BANKASI (8)

SEÇİMLERE DOĞRU MERKEZ BANKASI   Ezilenleri aldatmak iktidar partilerin her daim işine gelir. Yaptıkları yolsuzlukların, çaldıkları paraların üstünü örtmeye yarar. Peki ya bunu görüp de sesini çıkartmayan muhalefet partilerine ne demeli?    Artık ezilenler açısından bir şeyin ayırdına varma vakti geldi de çattı bile: Burjuva parlamenter sistemi içinde mecliste politika yapan her parti -ki bu parti sosyalist parti bile olsa- burjuva medeniyetinin çıkarlarına maaşlı olarak hizmet eder.    Açın gazetelerde her gün yayınlanan vaatlere bir bakın! Hepsi ağız birliği etmişcesine Merkez Bankası'nın bağımsızlığından dem vurur. Oysa Merkez Bankaları kapitalizmin kaleleridir. Kapitalizmin can evleridir. Amaç, onları bağımsızlaştırmak değil yıkmak ve sonsuza kadar ortadan kaldırmak olmalıdır. 2008 krizinde karşılıksız olarak para basıp bankalara, finansçılara ve kısacası egemen sınıfa bedava trilyonlarca dolar akıttılar. Siz hiç bir bankanın, kredisini ödeyemeyecek duruma gelen bir işçiye,... Read more

Seçim atmosferi Partiler (7)

Seçim atmosferi Partiler (7)

SEÇİME GİDERKEN SEN, BEN, BİZLER     İnsanlar aynı hatalara defalarca neden düşerler? Neden yeniden başlamak kimsenin aklına gelmez? Belki de çözüm eskiyi olduğu gibi silmek... Ve yeniden başlamak... Geçmişten yeterince ders ve deneyim almış olsak gerek!   Başlangıç olarak istediğimiz tarihi alalım. Sağ partiler aynı. Sol partiler aynı. Sosyalist partiler de aynı. Sosyalist örgütler hep aynı. Peki yıllarca aynı olan şey, özünde değişmeyen şey nasıl olacak da değişimi getirecek. Çözüm ve kader aynı olduktan sonra geriye kalan aynı acılar ve ıstıraplar olacak! Devrimi ezilenler yapacak ve ezilenler adına devrimi ele geçirenler devrimi mahvedecekler! Çünkü değişmeyen tek şey değişim değil değişemeyenler. Ezilenler adına demokrasi ve özgürlük talep edip kendi örgütlerinde ya da partilerinde demokrasinin kırıntısını dahi görmeye tahammül edemeyenler. Tarihte yüzlerce örnek olmasına, en büyük devrimcilerin yazdıklarıyla yaptıkları tutmamasına ve hiçbir şey ve hiçbirinin semtine değişi... Read more

Seçim atmosferi iktidar (6)

Seçim atmosferi iktidar (6)

SEÇİMLERE DOĞRU ATEŞLE OYNAYAN BİR İKTİDAR   Artık eski grevler yok. Artık fabrika işgalleri yok. Artık öğrenci ayaklanmaları yok. Artık 68'in isyan ruhu yok.    Tüm dünyada sendikalar kan kaybediyor. Meydanlar, sokaklar ve caddeler göz yaşı dökerken dünya Sol'unun üzerine ölü toprağı seriliyor...    Modern toplumun kendi özüne yabancılaşan bireyi insanlıktan uzaklaştığı nispette kurtuluşu bencillik, egoistlik ve sınıf atlamada arıyor. Paylaşmak güzel olsa da hiç kimse hiçbir şeyi hiç kimseye bedava vermiyor. Bir zamanlar John Steinbeck'in Amerikalılar için, "Sanırım sorun şu ki, Amerika'da kendini proleter olarak gören yok. Fakirler kendilerini geçici olarak sıkıntı yaşayan milyonerler olarak görmektedir," dediği gibi, artık tüm dünya genelinde insanlar kendilerini işçi ve ezilen olarak değil, geleceğin sınıf atlayanı ve zengini olarak görmektedir. Kapitalizmin büyülü lüks dünyasında "belki bir gün sende olabilirsin" mitine kapılan milyonlar ekonomik eşitlik mücadelesinin peşi... Read more

Seçim atmosferi Muhalefet (5)

Seçim atmosferi Muhalefet (5)

MUHALEFET NEDEN KAPİTALİZM KELİMESİNİ HİÇ AĞZINA ALMAZ   Kapitalist modern toplum kendilerine yabancılaşmış ve birbirleriyle devamlı çatışma halinde olan işçiler ve patronlardan -ezenler ve ezilenler, sömüren ve sömürülenler- oluşur. Aralarında ikisinin de gayet bilincinde olduğu sonsuz bir savaş vardır. Ancak bu savaş görünmez. Görünmediği için de çıkarı olanın, yani sömürenin işine geldiği müddetçe gösterilmez. Görünmemesinin ve gösterilmemesinin nedeni sadece sömürü değil, aynı zamanda iktidarı da ele geçirmektir. Yaşadığımız toplumda iktidar burjuva sınıfının elindedir ve topluma egemen olan kültür burjuva sınıfı kültürüdür. Ve iktidar onun bekasına hizmet için vardır. Aynı politikacıların varlığı gibi. Nihayetinde meclisteki politikacıların hemen hemen hepsi -muhalefettekileri de dahil- burjuva sınıfının maaşlı çalışanlarıdır. En sol da görünenler bile. Bu yüzden de, bir gün olsun, işçilere hitap ederlerken ağızlarından "kapitalizm" kelimesinin çıktığını duyamazsınız.    Hiç... Read more

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

Seçim atmosferi Muhalefet (4)

SEÇİME GİDERKEN MUHALEFETİN SARILDIĞI RETORİK, "GÜVEN ORTAMI"     Türkiye'nin içine düştüğü enflasyon-yüksek kur sarmalından çıkışın çözüm yolu faizleri değil sınıf bilincini arttırmaktır. Herkesin zengin olma peşinde koştuğu, en küçüğünden en tepedekine elinde bir makam olanların her türlü yolsuzluğu ve yağmalamayı yaptığı ve hırsızlığın herkesin bilincinde neredeyse kurumsallaşarak ahlaki bir zemin oluşturulup- "Çalıyor ama çalışıyor"- kutsandığı bir ülkede faiz arttırımları ülkenin emekçi kesimlerinin yeniden farklı bir yolla sömürülmesinden başka bir şey ifade etmez. Patron bile "yeniden yapılandırma" adı altında kendi şirketinin içini boşaltıp, soyup soğana çeviriyor. Sözü edilen böyle bir ülke Türkiye.   1929 Ekonomik Buhran'ından Keynesyen "refah devleti" ekonomi politikalarıyla, 1970'lerin ekonomik krizlerinden neo-liberal kuralsızlaştırma(deregulation) ve özelleştirme politikalarıyla çıkmakta çareyi bulan modern kapitalizm 2008 sonrası içine düştüğü kronik krizin dayand... Read more

Seçim atmosferi Ekonomi Dolar (3)

Seçim atmosferi Ekonomi Dolar (3)

SEÇİME GİDERKEN EKONOMİK GELİŞMELER   Dolardaki inanılmaz hızda artışlar ve yabancı yatırımcıların paralarını topluca çekmeye başlamaları sonrasında Merkez Bankası tüm siyasi baskılara rağmen borç verme faizini 3 puan artırmak zorunda kaldı. Merkez Bankası'nın bu müdahalesi sonrasında bile dolar kuru 4.50'ye inmiş değil.    Türkiye ile hemen hemen aynı ekonomik sorunlara sahip olan, ama cari açığı Türkiye'den daha az olan Arjantin'de manzara, 5 yıllık kemer sıkma politikaları sonrasında Cumhurbaşkanı Maurizo Macri hükümetinin küresel ekonomik kriz ile başının derde girmesi ve en son yansımalarıdır. Bir yıl önce Arjantin'in kurtarıcısı olarak alkışlandığı zaman, geçen yüzyılda Arjantin çeşitli borçlarını ödeyememesine rağmen, % 7’nin üzerinde bir faiz oranı sunan 100 yıllık bir tahvil çıkardı.    Fazla ilgi görmüştü ve kısa süre içinde yüksek bir katsayıya bile tekrar satılıyordu. Yabancı sermayenin bu ilgisi Arjantin'in son yirmi yılda başaramadığı şeydi. Bir müddet bu, Macri'y... Read more

Seçim atmosferi Ekonomi (2)

Seçim atmosferi Ekonomi (2)

SEÇİMLER GÖLGEDE KALABİLİR     Başkanlık seçimlerine bir ay kala tüm gözler, her geçen gün daha fazla, seçimlerden çok döviz kurlarındaki artışa çevriliyor. Ekonominin kendi dinamiklerindeki değişimler seçimleri gölgede bırakabilir çünkü parametrelerdeki değişimin bu hızla giderse beraberinde getireceği, sayıların bile yetişemeyeceği hızda artan toplumsal çürüme ile birlikte kaçınılmaz bir çöküş olacaktır. Bu defasında Türkiye toplumu sadece büyük bir krize doğru değil, aynı zamanda toplumsal yok oluşa doğru da koşar adım gidiyor. Artan sadece yoksulluk değil, beraberinde suç işleme oranları da roket hızıyla artıyor. Tetiklenecek bir toplumsal kaos ve endişe ortamında şu anda yaratılmak istenen ve belirli oranda yaratılan korku imparatorluğu bölgesel, yerel ve mahalli çeteleşmelerden tutun da yağmalamalara kadar evrilebilir. Bunun emareleri bugünden görülmektedir.   Uzun yıllardır içine düştüğü faiz-enflasyon sarmalından bir türlü kurtulamayan Türkiye, ekonomik iyileşme ve ekono... Read more

Seçim atmosferi devam ediyor (1)

Seçim atmosferi devam ediyor (1)

MİLLETVEKİLLERİ BELLİ OLDU   Kapitalizm ara ara rayından çıkarsa da dayandığı ideoloji olan liberalizm insana fikirleri özgürce ifade, toplanma, eğlenme, iş kurma, sivil haklar, oy kullanma vb. gibi bütün biçimsel hakları bahşeder, yalnız biri dışında: toplumu değiştirmeyi talep etme hakkı...   Bu yüzden burjuva politikacıları da -parlamento da ister sağ ister sol olsun tüm milletvekilleri- işçilere, köylülere, memurlara, yoksullara, yoksunlara her şeyi vaat ederler, yalnızca biri dışında: ekonomik eşitlik. Bizler de gider o vaatler için oy kullanırız ve bir sonraki vaatler gelene kadar da hüsrana uğrarız. Oy hakkımız ekonomik eşitlik üzerine değil vaatler üzerinedir, çünkü aksi olsa egemenler oy kullanma hakkımızı da elimizden alırlardı.   Ve önümüzde bir seçim daha var. Yeni milletvekili adayları ve yeni vaatlerle... Mecburen kötünün iyisini seçeceğiz. Hayatımızda bir değişim olacaksa da biçimsel olacak, gerçek eşitlik ise devrim umutlarına kalacak her zaman olduğu gibi... Bi... Read more

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal

Kardeşimiz Musa Erdal'ın uğurlama töreni'nin,Gültepe Nihat Aydın Kültür ve Dayanışma Derneği önünde gerçekleşen bölümünde,ailemiz adına yaptığım konuşmayı bütün dostlarımızla bu biçimde de paylaşmak istiyorum.''Musa Erdal benim kardeşimdir. Bu uğurlama töreni'nin yapıldığı bu derneğe adı verilen Nihat Aydın benim devrimci bir arkadaşımdır. Bugün burada,bu mahallede,bir dönem içinde benim de yer aldığım direnislerle anılan bu mahallede 1979'tan sonra ilk kez ve yeniden bugün siyasi bir konuşma yapmak arkadaşımın adına kurulan bu dernekte ve kardesimin cenazesinde olacakmış:Bu tarihin -bana karşı -garip bir cilvesidir.  Musa, aynı adını taşıdığı Musa Erdal'ın, namı diğer 'Hardal Musa'nın 11 çocuğundan 10.dur.5 kız ve 6 erkek kardeşten birisidir.Tire'nin Ayaklıkırı köyünde bir çiftçinin,bir bakkalın oğlu olarak 04.03.1962 yılında doğmuştur.İlkokulu, artık şimdi yıkık bir bina olan aynı köydeki okulda okudu.Ortaokulu İzmir Fevzi Çakmak Ortaokulu'nda okudu.Lise'yi okumak için Esrefpada L... Read more

FACEBOOK SAYFAMIZ